07 Haziran 2026 Pazar
İstanbul 22°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Düzce
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • İstanbul
  • İzmir
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Şanlıurfa
  • Siirt
  • Sinop
  • Şırnak
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

Eşref Bitlis soruşturmasında ‘Kara Kutu’ hamlesi: 33 yıllık perde aralanıyor

Eşref Bitlis’in şüpheli ölümü, gizli "kara kutu" deliliyle suikast soruşturmasına dönüştü. Bakanlıktan gelen telefonla savcılığa dilekçe veren aile, 30 yıllık zamanaşımını aşmayı hedefliyor.

Eşref Bitlis soruşturmasında ‘Kara Kutu’ hamlesi: 33 yıllık perde aralanıyor

Eşref Bitlis Paşa’nın 17 Şubat 1993’te uçağının düşmesi sonucu şehit olmasına ilişkin sır perdesi, 33 yıl sonra hukuki olarak yeniden aralanıyor. Gazeteci Aytunç Erkin’in köşesinde aktardığı gelişmelere göre, Bitlis’in damadı Rıza Şahin, Adalet Bakanlığı’ndan gelen sürpriz bir telefonun ardından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosu’na giderek tarihi bir şikayet dilekçesi verdi.

Adalet Bakanlığı bünyesinde yeni kurulan "Faili Meçhulleri Araştırma Daire Başkanlığı" ve Adalet Bakanı Akın Gürlek’in "Yeni bilgi ve belgeler gelirse sonuna kadar gideriz" açıklamasıyla harekete geçen aile, 30 yıllık zamanaşımı engelini "yeni ve gizlenmiş delil" formülüyle aşmayı hedefliyor.

İşte Türkiye’nin karanlık yılı 1993’ün kilitlerini kıracak o soruşturmanın ayrıntıları:

Eşref Bitlis Paşa’nın 17 Şubat 1993’te uçağının düşmesi sonucu şehit olmasına ilişkin sır perdesi, 33 yıl sonra hukuki olarak yeniden aralanıyor. Gazeteci Aytunç Erkin’in köşesinde aktardığı çarpıcı gelişmelere göre, Bitlis’in damadı Rıza Şahin, Adalet Bakanlığı’ndan gelen sürpriz bir telefonun ardından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosu’na giderek tarihi bir şikayet dilekçesi verdi.

Adalet Bakanlığı bünyesinde yeni kurulan "Faili Meçhulleri Araştırma Daire Başkanlığı" ve Adalet Bakanı Akın Gürlek’in "Yeni bilgi ve belgeler gelirse sonuna kadar gideriz" açıklamasıyla harekete geçen aile, 30 yıllık zamanaşımı engelini "yeni ve gizlenmiş delil" formülüyle aşmayı hedefliyor.

İşte Türkiye’nin karanlık yılı 1993’ün kilitlerini kıracak o soruşturmanın detayları:

ADALET BAKANLIĞI’NDAN GELEN SÜRPRİZ TELEFON

14 Mayıs 2026 tarihinde, Eşref Bitlis Paşa’nın damadı Rıza Şahin’e Adalet Bakanlığı Faili Suçlar Daire Başkanlığı’ndan bir telefon geldi. Başkanlığa davet edilen Şahin’e yetkililer, konuyla yakından ilgilendiklerini belirterek Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurmasını tavsiye etti.

Şahin, aynı gün saat 11.30’da genişletilmiş şikayet dilekçesini Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosu’na teslim etti. Yaşanan gelişmelerin ardından oldukça heyecanlı ve umutlu olduğunu belirten Şahin, uzun süredir "kaza" denilerek kapatılmak istenen dosyanın bir suikast soruşturması olarak yeniden açılmasını sağladı.

1993 DOSYALARI İÇİN DOMİNO ETKİSİ

Rıza Şahin tarafından başsavcılığa sunulan dilekçede, 1993 yılının Türkiye siyasi tarihindeki "Karanlık Yıl" olduğuna dikkat çekildi. Dilekçede, Eşref Bitlis dosyasının "devlet sırrı" ya da "insanlığa karşı suç" kapsamında ele alınması talep ediliyor.

Hukukçulara göre bu talep kabul görürse, 30 yıllık zamanaşımı süresi devre dışı kalacak. Soruşturmanın bu seyirde ilerlemesi, aynı dönemde yaşanan Uğur Mumcu suikastı, Adnan Kahveci’nin şüpheli ölümü, Sivas Katliamı, Başbağlar ve Bingöl’de 33 erin şehit edilmesi gibi kritik dosyaların da "anayasal düzeni değiştirmeye yönelik sistematik ve tek merkezli saldırılar" olarak birleştirilmesinin önünü açabilecek.

LİCE VE RIDVAN ÖZDEN CİNAYETLERİ DE LİSTEDE

Dilekçede sadece 1993 yılındaki sivil katliamlar ve suikastlar değil, bölgede barış yanlısı olarak bilinen askeri figürlerin ölümleri de yer alıyor. 22 Ekim 1993’te Lice’de öldürülen Bahtiyar Aydın ve 12 Ağustos 1995’te şüpheli bir çatışmada alnından vurulan Rıdvan Özden gibi isimlerin dosyalarının, Bitlis soruşturmasıyla doğrudan bağlantılı olarak yeniden canlandırılabileceği vurgulanıyor.

GİZEMLİ "KARA KUTU" İDDİASI DOSYADA

Soruşturmayı yeniden başlatan ve zamanaşımını delecek en somut "yeni delil" iddiası ise geçmişte yayımlanan bir televizyon programına dayanıyor. Emekli subay Mete Yarar’ın 2013 yılında yaptığı açıklamalar dilekçenin merkezini oluşturuyor.

Yarar’ın iddialarına göre, uçağın düşmesinin hemen ardından kara kutuyu dinleyen üst düzey bir komutan, uçuş günü meteorolojik şartların engel teşkil etmediğini ve pilotlar ile kara havacılık arasında çok net telsiz konuşmaları olduğunu aktarmıştı. O dönem Genelkurmay Başkanı Doğan Güreş’in emriyle acil koduyla toplanan karargahta dinlenen bu "kara kutu" ses kayıtlarının halen devlet koruması altında olduğu ve bugüne kadar neden açıklanmadığı sorusu, yeni soruşturmanın en can alıcı noktasını oluşturuyor.

:

Suikast