Fas’ta Z Kuşağı gençliğinin renkli olmayan devrimi
Bugüne kadar hep renkli devrimleri kışkırtan ve destekleyen, başını ABD-İsrail ikilisinin çektiği Batı ülkeleri olmuştur. Ancak Fas’ta böyle bir durum yok. Çünkü zaten Fas, İbrahim Anlaşmaları’nı kabul eden ve İsrail ile ilişkilerini normalleştiren bir ABD-Fransa müttefikidir.
Eylül ayı sistemin “Z kuşağı” olarak tanımladığı gençlerin protesto eylemleriyle sarsıldı. 2000’li yıllarda doğan bu gençliğin ülke sorunlarına ilgisiz, apolitik, dijital dünyanın esiri, sosyal medya ile “sosyalleşen” yalnız bir kuşak olduğu ileri sürülüyordu. Ancak bu gençlerin mücadelesi Nepal’den başlayarak Madagaskar ve Fas’a kadar uzanan bir etki yarattı.
Bu kuşak interneti ve yapay zekâ programlarını ustaca kullanmakta, ürettikleri kısa ve vurucu videolarla sistemin iç yüzünü ortaya koymakta ve yaptıkları çağrılarla on binlerce genci harekete geçirebilmektedir.
Her ülkenin ekonomik ve sosyal durumu, jeopolitik konumu ve iktidar yapıları değişiktir. Dolayısıyla bu ülkelerde yaşanan gençlik olaylarını aynı genelleme içinde ele almak doğru olmaz. Elbette yapıları, hedefleri ve örgütlenme biçimleri açısından birbirine benzer yönleri vardır. Sisteme öfkeli bu gençlerin ortak yönü, hedeflerinde sosyal ve ekonomik eşitsizliklerin olması ve kendilerini “GenZ” rumuzuyla adlandırmalarıdır. “Gen”, “kuşak” anlamına gelen “generation” kelimesinin kısaltılmasıdır. Örneğin Madagaskar’da “GenZ Madagaskar”, Fas’ta “GenZ 212” kullanılmakta. 212 Fas’ın telefon kodudur.
Geleneksel protesto ve eylemlerden farklı olan bu kuşağın çıkışlarının iç ve dış güçler tarafından “manipüle” edilme olanağı elbette vardır. Bundan dolayı “Bu protestolar bir renkli devrim mi?” sorusu da ortaya atılmıştır.
Bu eylemler Nepal’de ve Madagaskar’da hükûmet değişikliğine yol açmış ve sonlanmıştır. Ayrı ele alınmalı ve değerlendirilmelidir. Fas’ta eylül sonunda başlayan protesto eylemleri hâlâ devam etmektedir. Yazımızda Fas’ta yaşanan eylemleri değerlendireceğiz.
DİSCORD’DAN GENZ 212’NİN EYLEM ÇAĞRISI
“GenZ 212” hareketi, 27 ve 28 Eylül 2025 tarihlerinde protesto eylemleri düzenlemek için toplanma çağrısıyla başladı. Bu çağrı, Discord gibi sohbet ve oyun platformu, Telegram ve TikTok gibi dijital platformlar aracılığıyla yayıldı ve çok kısa sürede binlerce kişi sokağa çıktı. Benzerleri gibi örgütlü bir hareket değil. Hareketin bir liderliği ve merkezi yapısı yok; çağrıyı kimin veya kimlerin yaptığı bilinmemektedir. Çağrılar Discord’da açılan “GenZ212” hesabından yapılmakta ve tüm iletişimler buradan kurulmaktadır. Bu hesabın 200 binin üzerinde takipçisinin bulunduğu ifade edilmektedir.
GELECEK KAYGISIYLA HAREKETE GEÇEN GENÇLİK
İktidar bu kalkışmayı şiddetle bastırdı ve yüzlerce kişiyi tutukladı. Polisin bu baskısı gençlerin eylemlerini durdurmak bir yana daha da yayılmasına yol açtı. İki hafta boyunca durmaksızın devam eden gösterilerde üç kişi hayatını kaybetti ve yüzlerce kişi yaralandı. Eylemlerin başlangıç nedenleri: Eğitim ve sağlık hizmetlerindeki ciddi aksaklıklar. Eğitim hizmetlerinin yetersizliği, okullara ve üniversitelere erişimde eşitsizlik gibi konular hareketin başlamasına neden oldu. Yerel düzeyde kamu hizmetlerinde yaşanan eksikler ve gençlerin “gelecek kaygısı” hissi de hareketin ortaya çıkmasında etkili oldu.
Bu gençler 16-28 yaşları arasında. Nüfusun yaklaşık üçte birini temsil ediyorlar. Yüzde 30’u işsiz. “Ülkeyi terk etmek istemiyoruz, ama artık yavaş yavaş ölmek de istemiyoruz.” diyorlar.
SEKİZ KADININ SEZARYEN SIRASINDA ÖLÜMÜ EYLEMLERİ TETİKLEDİ
Fas’ın güneyi ve bazı bölgelerinde kamu sağlık sisteminde yaşanan ölümler, yetersiz hizmet ve altyapı eksikleri de gençliği harekete geçiren nedenler arasında hatta en önemli neden olarak görülüyor. Hareketin başlamasının kıvılcımı oldu diyebiliriz. Bu nedenle isyanın merkez üssü, Agadir bölgesindeki Hassan II Üniversite Hastanesi’ydi. Sekiz kadın sezaryen sırasında hayatını kaybettiğinden hastaneye olan güven tamamen yok oldu. Jean-Baptiste François, “la-croix.com” sitesinde “Fas'ta, isyanın doğduğu yer olan Agadir'deki Hassan II Hastanesi” başlıklı yazısında Nina adlı bir kadının tanıklığını aktarıyor: “Burada kadınlar bazen koridorlarda sıralanmış halde acı içinde çığlık atıyorlar ve hiçbir şey yapılmadan, ağrı kesici verilmeden acı çekmeye bırakılıyorlar. Tedavi olmak için para ödemek ve kendi ilaçlarını getirmek gerekiyor.”
STADYUM DEĞİL HASTANE YAPILSIN
2030 FIFA Dünya Kupası’na hazırlanan Fas, altyapı ve stadyumlara milyarlar harcıyor. Gençler kamu harcamalarında önceliğin spor altyapısı, mega projeler yerine sosyal hizmetlere verilmesi gerektiği yönünde taleplerde bulunuyorlar. “Stadyum değil hastane yapılsın!” diyorlar. Eşitsizliğe karşı, eğitim ve sağlık hakkını savunmak için sokağa çıkan gençler taleplerini yolsuzluk ve adaletsizlikle mücadele ve hükûmetin değiştirilmesine kadar genişlettiler.
GENZ 212 HAREKETİ BİR RENKLİ DEVRİM MİDIR?
Peki Faslı gençlerin bu kalkışması “renkli devrim” midir? Bu soruya yanıt vermeden önce “renkli devrim”in ne olduğuna bakmamız gerek. Renkli devrimin amacı bir ülkenin jeopolitik gidişatını değiştirmek, onu bir kutuptan koparmak ve yeni bir jeopolitik kutba bağlamaktır. Somut olarak ABD emperyalizmine karşı direnen milli devletleri yıkma ve ABD’ye bağımlı devlet ve hükûmetler kurma hedefini güder. “Devrim” sözcüğü bizi yanıltmamalıdır. Bunların hepsi ABD-İsrail destekli karşı devrimlerdir. Örneğin: Gül Devrimi (Gürcistan, 2003), Turuncu Devrim (Ukrayna, 2004), Lale Devrimi (Kırgızistan, 2005) gibi. Bu karşı devrimlerin hepsi seçimler ve organize bir siyasi muhalefet etrafında şekillenmiştir. Fas’ta böyle bir durum söz konusu değildir.
Fas bir Kuzey Afrika ülkesi olarak ABD ve İsrail’in başını çektiği Atlantik cephesinde konumlanmaktadır. Fransa da aktif ilişki içinde olduğu bir ülkedir. Uluslararası planda Fas’ın en büyük sorunu Batı Sahra’yı işgal altında tutmasıdır. 50 yıldır Batı Sahra işgalini sürdüren Fas’ın en büyük destekçisi ABD, İsrail ve Fransa’dır. Fas, Batı Sahra’yı kendisine ait özerk bir bölge olarak görmektedir. 1973 yılında kurulan Polisario Cephesi de 50 yıldır Fas’a karşı bağımsızlık mücadelesi vermektedir.
RENKLİ DEVRİMLERİ KIŞKIRTANLAR ABD-İSRAİL VE BATI ÜLKELERİDİR
Bu durumda kim Fas’ta bir renkli devrim düzenler? Kimse! Yani bugüne kadar yaşanan renkli devrimleri kışkırtan ve destekleyen, başını ABD-İsrail ikilisinin çektiği Batı ülkeleridir. Fas’ta böyle bir durum yok. Aksine Fas, İbrahim Anlaşmalarını kabul eden ve İsrail ile ilişkilerini normalleştiren bir ABD-Fransa müttefikidir.
Faslı gençler defalarca Krallığa bağlı olduklarını açıkladılar. GenZ 212, yayınladıkları bir manifestoda “Fas'ın istikrarı ve sürekliliği için gerekli” olarak tanımlanan monarşiye olan derin bağlılığını yeniden teyit etti ve Majesteleri VI. Muhammed'den hükûmeti değiştirerek yeni bir yürütme organı ile ülkeyi tekrar rayına oturtmasını talep etti. Yani hareketin Krallığı yıkma ve rejimi değiştirme gibi bir hedefi yok. Aksine, tek meşru muhatap, “bizi koruyabilecek ve yardım edebilecek tek kişinin kral olduğunu” söylüyorlar. Sosyal ve ekonomik reformlar, yolsuzlukla mücadele, yaşam koşullarının iyileştirilmesi gibi gençlerin sesine kulak verecek bir hükûmet talep ediyorlar.
‘RENGİ OLMAYAN’ AMA SİSTEME İSYAN İÇİN SEBEBİ OLAN BİR DEVRİM
Kısaca, Fas’ta yaşananlar klasik anlamda bir “renkli devrim” değil, daha çok 21. yüzyılda eski dünyaya bağlı kalan bir devlet ile yeni bir paradigmanın, yeni bir çevrenin içinde doğmuş, elitlerin ve devletin değerlerinden tamamen farklı, onlardan kopuk değerlere sahip bir gençlik arasında bir savaş. Derin bir onur, adalet ve sosyal modernleşme arzusunu ortaya koymaktadır. “Rengi olmayan” ama sisteme isyan için sebebi olan bir devrim: Kralın tahtını devirmeden kuralları altüst etmeye kararlı bir gençlik hareketi. Daha çok Fransa’daki Sarı Yelekliler hareketine benzemektedir.
Humanite gazetesinde Abdel Majid Bziouat “GenZ 212, Fas'ta yeni bir sosyal hareketin ortaya çıkışı” başlıklı yazısında bu gençlerin “Radikalleşmeleri, dış aktörlerin etkisinin bir sonucu olarak değil, zorlu sosyoekonomik koşulların bir sonucu olarak anlaşılmalıdır.” diye yazıyor.
Bugün hâlâ öfkeleri devam ediyor. Gençler, gözaltına alınan ve tutuklanan arkadaşlarının serbest bırakılması için 2 Kasım Pazar günü ülkenin büyük şehirlerinde eylem düzenleyeceklerini duyurdular.
