Finans kuruluşlarından yıl sonu telkinleri
Uluslararası finans kuruluşları, yılın son faiz kararı ve 2026 yılı için asgari ücretin belirlenmesi öncesinde Türkiye ekonomisine ilişkin telkin ve tahminlerini açıkladı.
Türkiye Tüketici Şirketleri 2026 Görünümü raporunu yayımlayan ABD’li yatırım bankası JPMorgan, asgari ücret için yüzde 25’lik bir artış öngördü.
2025 yılı, yavaşlayan gelirler ve marj baskısı nedeniyle şirketler için zorlu geçtiğine dikkat çekilen raporda bu durumun reel kazançlarda yüzde 20 düşüşe yol açtığı dile getirildi.
ASGARİ ÜCRET İÇİN YÜZDE 25 ÖNGÖRÜSÜ
JPMorgan raporunda 2026 yılında Türkiye GSYİH’sının yüzde 4,4 büyümesi tahmin edilirken bu büyümenin Türkiye’yi en hızlı büyüyen gelişmekte olan piyasalar arasına konumlandırdığına işaret edildi. Asgari ücret içinse raporda, “Piyasa için önemli katalizörler arasında, J.P. Morgan’ın 12 aylık beklenen enflasyonla uyumlu olarak yüzde 25’lik bir artış öngörüldü.” ifadeleri yer aldı.
İngiliz medya kuruluşu Financial Times ise Türkiye’nin 2023 yılı seçimleri öncesi izlediği düşük faiz politikasını örnek göstererek, neoliberal politikalardan uzaklaşılmaması uyarısını yaptı.
Financial Times’ta yer alan haberde, Türkiye’nin bu deneyiminin küresel merkez bankalarına bir uyarı olması gerektiğine dikkat çekildi. Merkez bankalarına uyarılarda bulunulan haberde geleneksel faiz–enflasyon dengesinin bozulduğuna dikkat çekilerek şöyle denildi:
“Türkiye’de, geçtiğimiz yıllarda uygulanan alışılmadık para politikasıyla, geleneksel faiz–enflasyon dengesi çarpıtıldı. Özellikle 2022 yılında tüketici fiyat endeksi (TÜFE) yıllık bazda yüzde 85’i aşarak, Avrupa ortalamasının çok üzerinde gerçekleşti.
“2023 seçimlerinden sonra Türkiye’de para politikasında köklü bir dönüş yaşandı: TCMB yönetimi değişti ve ‘sıkı para politikasını’ yeniden benimsedi. Kasım 2025’te açıklanan verilere göre yıllık enflasyon yüzde 31’e geriledi; ancak hizmet ve temel mal fiyatları gibi alt kalemlerde fiyat baskısı sürüyor. Uzmanlar ve eski merkez bankası yetkilileri, bu tür düşüşlerin yüzeysel olduğunu, fiyat baskısının içselleştiğini ve ekonomide “kalıcı enflasyon” riskinin devam ettiğini belirtiyor.”
Düşük faiz+yüksek enflasyon kombinasyonunun uzun vadede vatandaşın alım gücünü erittiği vurgulanan haberde, küresel merkez bankalarına, “İyi niyetle bile olsa, geleneksel para politikasından uzaklaşmak riskli” mesajı verilirken, özellikle gelişmekte olan ülkelerin yanlış para yönetimlerinin toplumun daha geniş kesimlerini uzun süreli ekonomik şoka sürükleyebileceği uyarısı yapıldı.
Yıl sonu faiz tahmini yüzde 38,5
ING Global de Türkiye’ye ilişkin yayımladığı raporda, yıl sonu politika faizi oranını yüzde 38,5 olarak öngörürken, TCMB’nin 2025 ve 2026 yıllarında kademeli faiz indirimi yapabileceği görüşü savundu. Raporda, enflasyonun yeniden hız kazanabileceği ve politik risklerin devreye girebileceği uyarısı yapılarak, faiz indirim sürecinin beklenenden daha yavaş ilerleyebileceği ifade edildi.
Uluslararası Para Fonu (IMF) da Türkiye ekonomisine ilişkin yayınladığı analizde, enflasyon hedeflerine ulaşılması için daha yüksek reel faiz oranlarını gerektirdiği kaydedildi.