Bir derin devlet kapışması: Gabbard'ın ardında CIA-Mossad izleri...
ABD istihbarat ağının bir numarası Gabbard’ın istifası, Washington’daki derin bürokrasi savaşını gözler önüne serdi. Daha göreve başlamadan Atlantikçilerin hedefine giren Gabbard'ın kararının ardında Trump’ın şahin İran politikasına direnç ve CIA’nın yasa dışı müdahaleleri yatıyor.
ABD Ulusal İstihbarat Direktörü (DNI) Tulsi Gabbard'ın istifası Washington yönetimi içinde silahların çekildiğini gösteriyor. CIA ve FBI gibi en ön planda olanlar dahil tüm Amerikan istihbarat ağının başındaki isim olan Gabbard, görevi 30 Haziran'da bırakacağını açıkladı.
Donald Trump'ın 2024 Kasım ayındaki seçim zaferinden sonra Gabbard'ın DNI direktörlüğüne atanacağının açıklanması özellikle Washington'taki Atlantikçi çevrelerde büyük tepki gördü. Gabbard, Temsilciler Meclisi Üyeliği sırasında Rus Devlet Başkanı Vladimir Putin'i savunmak ve eski Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad ile Şam'da görüşmek gibi “affedilmez günahlara” bulaşmıştı.
Gabbard ABD ana akım medyasında “hain”, “ajan” ve “ABD güvenliğine tehdit” gibi sert ifadelerle saldırıların altında kaldı ancak Trump geri adım atmadı ve onu DNI direktörlüğüne atadı. Ancak ikilinin arasının açılması da uzun sürmeyecekti. Bu noktada gerilimi artıran ana faktör ise İran olacaktı...
'DNI DÜŞMANCA ELE GEÇİRİLDİ'
DNI Direktörü görevden ayrılmasına gerekçe olarak eşine konulan nadir kemik kanseri teşhisini gösterdi. Ancak gerek İran savaşı nedeniyle Trump yönetimi içindeki sürtüşmelerin artması gerekse son aylarda üst üste gelen istifalar, bu kararın ardındaki diğer nedenleri sorgulatıyor...
Nitekim Amerikan medyasında derhal ilgi çekici iddialar ortaya atıldı. Trump'ın ilk döneminde danışmanlığını yapan ve MAGA'nın etkili kamuoyu figürlerinden Steve Bannon, Tulsi Gabbard’ın görevinden ayrılmasının arkasında CIA ve Mossad'ın olduğunu söyledi. Bannon, kendi podcast programında, "Bu, DNI'ın düşmanca bir şekilde ele geçirilmesidir." dedi.
Bannon iddialarını ayrıntılandırmasa da benzer görüşlere sahip bir diğer isim de Türk asıllı Amerikalı televizyoncu Cenk Uygur. The Young Turks (Jön Türkler) adındaki programında Uygur, Gabbard'ın Trump'ın İran ile savaşı yeniden başlatma planlarına eşlik etmeyi reddettiğinin iddia edildiğini ve istifanın asıl nedeninin bu olabileceğini kaydetti.
"Burada doğru olanı yapıyor” diyen Uygur, Ulusal Terörle Mücadele Merkezi'nin eski başkanı ve Tulsi Gabbard'ın astı olan Joe Kent'in de ABD-İsrail'in İran'a yönelik saldırısının ardından istifa ederek tamamen aynı yolu izlediğine dikkat çekti.
MEŞHUR İRAN RAPORU
İran savaşlarına yönelik Trump-Gabbard sürtüşmesi Haziran 2025'teki 12 Gün Savaşı'ndan hemen önce başladı ve sonrasında da devam etti.
2025'in ilk ayları İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun 1990'ların sonlarından itibaren olduğu gibi İran'ın nükleer silah edinmeye çok yaklaştığını iddia ettiği konuşmalarına şahit oluyordu. İşte mart ayına gelindiğinde Gabbard, DNI'nin yıllık tehdit değerlendirmesi konuşmasında, İran'ın nükleer silah üretmeye yakın olduğu yönündeki iddiaları reddederek böyle bir istihbarata sahip olmadıklarını açıkladı.
Bu sözler ileriki günlerde defalarca Trump'ın önüne konulacaktı, zira DNI raporuna rağmen ABD Başkanı, Netanyahu'ya saldırı için yeşil ışık yakmış, gerekçe olarak da Tahran'ın sözde nükleer silah programını göstermişti.
TRUMP: NE DEDİĞİ UMRUMDA DEĞİL
Haziran ayına gelindiğinde savaş başlamış, Trump İran'ın nükleer tesislerine saldırı emri vermek üzereydi. O günlerde kendisine DNI Direktörü'nün tespitleri hatırlatılınca Başkan'ın yanıtı kendine has oldu:
"Ne dediği umurumda değil. O yanılıyor. Bence nükleer silaha sahip olmaya çok yaklaştılar."
ÇARESİZLİK DÖNEMİ
Bunun üzerine Gabbard, dünyanın "nükleer yok oluşun eşiğine her zamankinden daha yakın" olduğu konusunda uyarıda bulunan bir video yayınladı ve 12 Gün Savaşı'ndan sonraki dönemde kamuoyu önünde Trump ile ters düşmemeye özen gösterdi.
Ancak 28 Şubat 2026'da yeni İran savaşı başladıktan sonra Kongre İstihbarat Komiteleri önünde verdiği ifadede, Tahran'ın nükleer silah üretmeye yakın olmadığı yönündeki raporu kendisine hatırlatılınca zor anlar yaşadı. Gabbard şöyle yanıt vermek zorunda kaldı:
"Hangi tehdidin yakın bir tehdit olup olmadığını belirlemek istihbarat camiasının sorumluluğu değildir."
CIA İLE 'YASA DIŞI' ÇATIŞMA: 'HER TUŞ VURUŞUNU TAKİP ETTİLER'
DNI Direktörü, Washington'daki bu şahin dalgaya karşı kurumsal bir direnç odağı olmaya çalışsa da yalnız bırakılmıştı. Üstelik baskı sadece Beyaz Saray'dan gelmiyordu, doğrudan kendi çatısı altındaki kurumlar tarafından da kuşatılmıştı. Nitekim tecrübeli gazeteci Catherine Herridge'in istifadan hemen önce yayınladığı araştırma, bu kuşatmanın boyutlarını ortaya koyacaktı.
Herridge'e göre CIA, Gabbard'ın doğrudan kendisine bağlı olarak çalışan "Direktör Girişimleri Grubu"nu (DIG) yasa dışı olarak takibe almıştı. DIG, John Kennedy, Robert Kennedy ve Martin Luther King suikastlarından KOVİD-19'un kökenlerine, Havana Sendromu'ndan Biden dönemi iç gözetleme faaliyetlerine kadar en hassas dosyaları inceliyordu.
CIA, bu özel görev gücünün bilgisayarlarındaki "her tuş vuruşunu" anlık olarak izlemişti. Skandal, Kongreye de taşınırken yasa dışı takibata bizzat Trump tarafından yönlendirilen görevler de dahildi.
MÜDAHALE VE GÜÇ MÜCADELESİ
CIA'nın faaliyetleri sadece gözetlemeyle de sınırlı kalmadı. Müfettişlerin kilit analistlerle görüşmesi engellendi, Biden dönemindeki kurum içi iletişimlerin incelenmesi durduruldu ve DIG ekibiyle görüşen bazı taşeron şirket çalışanları apar topar işten çıkarıldı.
Zira kurumsal hiyerarşi yukarıdan aşağıya doğru tamamen kırılmıştı. CNN'in verdiği kulis bilgilerine göre DNI Direktörü ile CIA Başkanı John Ratcliffe arasında şiddetli bir güç savaşı yaşanıyordu. Gabbard, Ratcliffe'in kağıt üzerindeki hiyerarşiyi çiğneyerek kendisini sürekli atladığını ve doğrudan Başkan Trump ile muhatap olduğunu düşünüyordu.
Kurumsal otoritesi bizzat CIA Başkanı ve Beyaz Saray eliyle sarsılan Gabbard'ın altındaki zemin bu şekilde tamamen kaydırıldı. En nihayetinde Gabbard'ın "Direktör Girişimleri Grubu" dağıtıldığında, CIA adeta fiziki bir baskınla, gizliliğinin kaldırılması için işleme alınan dosyalarının bulunduğu 40 kutu belgeye el koyarak kendi merkezine geri götürdü.
İNTİKAM SOĞUK YENEN BİR YEMEK Mİ?
Ancak Gabbard, CIA ile mücadelesinde kolay kolay pes etmeye niyetli değil gibi görünüyor. Daily Wire'a göre görevinden ayrılmadan önce bazı yüksek profilli soruşturmaların sonuçlarını yayınlama sözü verdi.
Yayın, DNI Direktörü'nün önümüzdeki ay içinde "Havana Sendromu", KOVİD-19 pandemisi, "federal hükümetin siyasallaştırılması", 2020 seçimleri ve diğer konulara ilişkin materyaller yayınlanabileceğini öne sürdü.
Daily Wire ayrıca Gabbard'ın 2016 seçimlerinden sonraki sözde "Russiagate" etrafındaki soruşturmalara özel bir önem verdiğini ve Obama yönetiminin istihbarat topluluğunu Trump'a karşı kullandığını savunduğunu belirtiyor.
Kabinede beşinci fire
Tulsi Gabbard'ın ayrılığı, Trump'ın ikinci döneminde kabinede yaşanan kırılmaların sadece son halkası. Washington koridorlarındaki klik savaşları ve jeopolitik yol ayrımları, daha önce de çok kritik isimlerin tasfiyesine ya da istifasına yol açmıştı:
- İç Güvenlik Bakanı Kristi Noem
- Adalet Bakanı Pam Bondi
- Çalışma Bakanı Lori Chavez-DeRemer
- Donanma Bakanı John Phelan