22 Temmuz 2026 Çarşamba
İstanbul 23°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Düzce
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • İstanbul
  • İzmir
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Şanlıurfa
  • Siirt
  • Sinop
  • Şırnak
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

GKRY: Türk askeri gitsin NATO gelsin

Fransız askeri varlığına kapı açan GKRY, Türk askerinin Ada’dan çekilmesini ve NATO’nun devreye girmesini istedi. Rum-Yunan ikilisi, ortak Avrupa savunmasını gündeme getirirken, Rum basını da Türkiye’ye daha fazla baskı yapılmasını talep etti.

GKRY: Türk askeri gitsin NATO gelsin
HABER MERKEZİ

Fransa ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) arasında imzalanan Kuvvetlerin Statüsü Anlaşması (SOFA)’nın ardından Rum tarafında güvenlik ve garantiler tartışması yeniden alevlendi. Son günlerde peş peşe gelen açıklamalarda Türk askerinin Ada’dan çekilmesi, garantörlük sisteminin sona erdirilmesi ve yeni güvenlik mekanizmalarının devreye sokulması yönündeki talepler öne çıktı.

SOFA anlaşmasıyla Fransız askeri unsurlarının Ada’daki faaliyetlerine hukuki zemin oluşturulurken, Rum tarafı bunu Avrupa’nın güvenlik ve savunma yapılanmasının bir parçası olarak sunuyor. Fransa’nın Ada’daki varlığının genişletilmesi, Avrupa Birliği’nin SAFE programı kapsamındaki girişimler ve Yunanistan ile yürütülen savunma işbirliği projeleri de bu çerçevede değerlendiriliyor.

NATO’YA YEŞİL IŞIK

Rum Hükümet Sözcüsü Yardımcısı Yiannis Antoniou, Kıbrıs sorununun çözümünde kendileri açısından en önemli başlıklardan birinin güvenlik olduğunu belirterek Türk askerinin Ada’dan çekilmesi gerektiğini söyledi. Alpha TV’ye konuşan Antoniou, “Bizim için en önemli konu güvenliktir. Eğer Türk tarafı işgal ordusunun çekilmesi konusunda istekli olursa, bu bizim için başarı olur ve olaylara daha iyimser bakmamızı sağlar.” ifadelerini kullandı.

Garantörlük sistemi ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin Ada’daki varlığının Kıbrıs sorununun en kritik başlıklarından biri olduğunu savunan Rum yetkili, çözüm sonrasında kurulacak güvenlik mekanizmasına ilişkin de dikkat çekici açıklamalar yaptı.

Çözümün uygulanmasının ve denetlenmesinin nasıl sağlanacağı yönündeki soruya yanıt veren GKRY yetkilisi, “Bunun için çeşitli mekanizmalar tartışılabilir. Eğer öneri NATO güçlerini de içeriyorsa bunu da tartışırız.” dedi.

Rum Lider Nikos Hristodulidis de son dönemde yaptığı açıklamalarda sık sık garantörlük sisteminin ve Türk askerinin bulunmadığı bir çözüm istediklerini dile getiriyor. En son terör örgütü EOKA’nın anma törenine katılan Hristodulidis, burada yaptığı konuşmada, “işgalin sona ermesi ve yeniden birleşme için çaba gösterdiklerini” ifade etmişti.

GKRY: Türk askeri gitsin NATO gelsin - Resim : 1

‘ORTAK AVRUPA SAVUNMASI’

SOFA anlaşmasının imzalanması kapsamında GKRY’de bulunan Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Dendias da Hristodulidis ile bir araya geldi. Görüşmede Avrupa Birliği’nin güvenlik ve savunma politikaları, Kıbrıs sorunu ve Doğu Akdeniz’deki gelişmeler ele alındı. Dendias’ı kabulü sırasında konuşan Hristodulidis, Avrupa Birliği’nin ortak savunma politikalarına daha fazla önem vermeye başladığını belirterek, “Avrupa artık yıllardır Yunanistan ve Kıbrıs’ın savunduğu askeri bağımsızlığın ve ortak savunma politikasının önemini anlıyor.” dedi.

Dendias da Rum Yönetimi’nin AB dönem başkanlığını ve savunma alanındaki girişimlerini överek, “Ortak Avrupa savunmasının geliştirilmesi gerekiyor.” ifadelerini kullandı.

Önceki gün de Kıbrıs merkezli OffsiteNews’e konuşan Dendias, GKRY’nin SAFE programına katılımını “tarihi bir gelişme” olarak nitelendirmiş, programın Yunanistan ile GKRY arasındaki savunma entegrasyonunu güçlendireceğini savunmuştu. Dendias, iki ülke arasında anti-drone sistemleri, insansız hava araçları, haberleşme altyapıları ve çeşitli savunma projelerinde ortak çalışmalar yürütüldüğünü açıklamıştı.

‘TÜRKİYE’YE BEDEL ÖDETİLMELİ’

Rum basınında da son günlerde benzer bir söylem dikkat çekiyor. Rum tarafının önde gelen gazetelerinden Fileleftheros, “Türk davranışının bir bedeli olmalı” başlıklı başyazısında Türkiye’nin Avrupa Birliği tarafından daha fazla baskı görmesi gerektiğini savundu.

Gazete, Avrupa Birliği üyesi ülkelerin savunma bakanlarını taşıyan uçaklara yönelik Türk F-16’larının faaliyetlerini “Avrupa Birliği’ne yönelik düşmanca hareket” olarak nitelendirdi. Yazıda, Türkiye’nin Avrupa Birliği ile ilişkilerini geliştirmek isterken bu tür adımlar attığı ileri sürülerek Avrupa’nın Ankara üzerinde daha fazla baskı kurması gerektiği belirtildi.

GKRY: Türk askeri gitsin NATO gelsin - Resim : 2

KKTC Başbakanı: Ada askeri rekabet alanına dönüyor

KKTC Başbakanı Ünal Üstel, Fransa ile GKRY arasında imzalanan savunma işbirliği anlaşmasına tepki gösterdi. Yazılı açıklama yapan Üstel, Rum Yönetimi Lideri Nikos Hristodulidis’in göreve geldiği günden bu yana Güney Kıbrıs’ı yabancı askeri unsurların konuşlanma merkezi haline getirmeye çalıştığını belirtti. Üstel, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

YABANCI ASKERİ VARLIĞA TEPKİ

“Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile Fransa Savunma Bakanları tarafından imzalanan Kuvvetlerin Statüsü Anlaşması (SOFA), Kıbrıs Adası’nın mevcut gerçeklerini, uluslararası hukukun temel ilkelerini ve bölgede hassasiyetle korunması gereken dengeleri göz ardı eden son derece yanlış bir adımdır.

“Söz konusu anlaşma, Ada’daki mevcut statükoyu ve Kıbrıs Türk halkının varlığını yok sayan tek taraflı bir anlayışın ürünüdür. Tarihi, hukuki ve siyasi gerçeklerden kopuk bu yaklaşımın, bölgede barışa, istikrara ve güven ortamına herhangi bir katkı sağlaması mümkün değildir. Rum Lider Nikos Hristodulidis, göreve geldiği günden bu yana Güney Kıbrıs’ı yabancı askeri unsurların konuşlanma merkezi haline getirme yönünde sistematik adımlar atmaktadır.

DENGELER BOZULUYOR

“Bu politikalar yalnızca Kıbrıs’ın değil, Doğu Akdeniz’in tamamının güvenliği açısından kaygı verici gelişmelerdir. Ada’yı bir iş birliği ve diyalog zemini olmaktan çıkarıp askeri rekabetin parçası haline getirmeye yönelik bu anlayış, bölgesel gerilimi artırmaktan başka bir sonuç doğurmayacaktır. İmzalanan anlaşma ile yabancı askeri personelin Ada’daki varlığının daha kalıcı hale getirilmesine yönelik hukuki bir zemin oluşturulmaktadır.

“Kıbrıs Adası ile hiçbir tarihi, coğrafi veya siyasi bağı bulunmayan Fransa’nın bölgede askeri varlığını artırmaya yönelik girişimleri, Doğu Akdeniz’deki hassas dengeleri olumsuz etkileyecek niteliktedir. Rum Yönetimi’nin bir yandan soykırımcı İsrail, diğer yandan sömürgeci Fransa ile geliştirdiği askeri ve stratejik iş birlikleri, Kıbrıs’ı barış ve istikrar ekseninden uzaklaştırmakta, bölgedeki kutuplaşmayı derinleştirmektedir. Bu politikalar yalnızca Kıbrıs Türk halkının değil, uzun vadede Kıbrıslı Rumların güvenliği açısından da risk oluşturmaktadır.

İKİ DEVLETLİ ÇÖZÜM

“Özellikle Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Kişisel Temsilcisi’nin Ada’da temaslarını sürdürdüğü ve taraflar arasında diyaloğun teşvik edilmeye çalışıldığı bir dönemde böylesi bir askeri anlaşmanın imzalanması, yapıcı çabalara hizmet etmemekte, aksine güven artırıcı ortamı zedelemektedir. Kıbrıs Türk tarafı olarak, Ada’da kalıcı bir çözümün, sürdürülebilir istikrarın ve gerçek anlamda barışın ancak iki halkın egemen eşitliği ile iki devletin eşit uluslararası statüsünün kabul edilmesiyle mümkün olacağına olan inancımızı bir kez daha vurguluyoruz.

“Doğu Akdeniz’deki dengeleri kendi lehine değiştirme amacıyla hareket eden çevreler şunu çok iyi bilmelidir ki; bölgesel ve küresel ölçekte önemli bir güç ve oyun kurucu konumundaki Anavatan Türkiye Cumhuriyeti’nin ve Kıbrıs Türk halkının meşru hak ve çıkarlarını hedef alan hiçbir girişim amacına ulaşamayacaktır.

“Bu tür adımların yaratacağı olumsuz sonuçlar, en başta Rum Yönetimi’nin güvenliğini ve bölgesel istikrarı etkileyecektir. Gerginliği artıran değil, işbirliğini teşvik eden politikalar izlenmesi tüm tarafların ortak yararınadır. Bu vesileyle uluslararası toplumu, Ada’nın gerçeklerini dikkate almaya, uluslararası hukuka bağlı kalmaya ve Kıbrıs’ta mevcut iki devletli gerçekliğe saygı göstermeye davet ediyoruz.”

GKRY NATO Fransa Türkiye