16 Mayıs 2026 Cumartesi
İstanbul 17°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Düzce
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • İstanbul
  • İzmir
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Şanlıurfa
  • Siirt
  • Sinop
  • Şırnak
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

Gülistan Doku dosyasında sarsıcı itiraflar: Kafasına sıktım demiş

Silar Altaş’tan Gülistan Doku itirafı, 'Kafasına sıktım.' Cinayet silahı ve vali babaya dair tüm sarsıcı ayrıntılar gün yüzüne çıktı.

Gülistan Doku dosyasında sarsıcı itiraflar: Kafasına sıktım demiş

Tunceli’de yıllardır kendisinden haber alınamayan Gülistan Doku soruşturmasında, dosyanın seyrini tamamen değiştirebilecek kan donduran açıklamalar geldi. Firari şüphelinin ağabeyi Silar Altaş, savcılığa verdiği ifadede cinayet iddiasından hamileliğe, olayda kullanılan silahtan siyasi nüfuz iddialarına kadar tüm ayrınıtları gün yüzüne çıkardı.

GÜLİSTAN DOKU DOSYASINDA SARSICI İTİRAFLAR

Gülistan Doku’nun kaybolmasıyla ilgili yürütülen soruşturmada, firari şüphelinin ağabeyi Silar Altaş’ın tanıklığı gündeme bomba gibi düştü. Kardeşi Umut ile yaptığı görüşmeleri ve şüpheli Türkay’ın kendisine yönelik itiraflarını anlatan Altaş, olayın perde arkasında yaşananları tek tek sıraladı.

Silar Altaş, ifadesinde kardeşi Umut’un kendisine anlattıklarını şu sözlerle aktardı: "İlkay, ‘Ben bir kızla birlikte oldum, hamile kaldı’ demiş. Ben de Umut’un çok üstüne gittim, sürekli sorguladım. En sonunda ‘Umut, nedir bu mevzu?’ diye sordum. Bana sadece evet-hayır şeklinde cevaplar verdi. ‘Kız hamile mi kalmış?’ dedim, ‘Evet’ dedi. ‘Aldırmak istememiş mi?’ dedim, ‘Evet’ dedi. Hep kaçamak cevaplar veriyordu."

Altaş, olayın vahametini artıran asıl itirafı ise şu şekilde dile getirdi: "Anlattığına göre Türkay, ‘Kız hamile kaldı, ben de kafasına sıktım’ demiş. Bu ‘kafasına sıktım’ ifadesini birkaç kez tekrar etti. Büyük ihtimalle tek bir mermi sıkmış. Türkay, olayı kısaca şöyle anlatıyormuş: ‘Birinin kafasına sıktım.’ Hatta silahı önceden başkalarına da gösterdiği söyleniyor."

Olayda kullanıldığı iddia edilen silahı gördüğünü belirten Altaş, şüphelilerin kullandığı araca dair de bilgiler verdi: "Türkay’ın silahı tabancaydı. Ben de o silahı gördüm sanırım. Siyahtı, evet siyahtı. Onu bana arabada göstermişti. Arabası BMW 420’ydi, koyu mavi-siyah arası bir renkti. Silahı torpidoya koyuyordu. Arabayı Umut’a da veriyordu. Sürekli araçlarla geziyorlardı. Hatta çoğu zaman arabaları çalıp getiriyorlardı; yaptıkları şey genelde buydu."

Silar Altaş, kaybolan kişinin Gülistan Doku olduğuna dair şüphe duymadığını belirterek, "Bu kızın Gülistan olma ihtimali nedir diye sorarsanız, bence yüzde yüz. Ben de istiyorum ki, eğer kardeşimin bu işte en ufak bir dahli varsa, o da ortaya çıksın. Ona çok kızdım. ‘Sen ne yaptın Umut, öldürdün mü?’ dedim. O da bana şöyle dedi: ‘Abi, bana bunu anlattı. Ben korktum. Birini öldürmüş bir adamdan korktum. O yüzden sesimi çıkaramadım.’ Valinin kötü biri olduğunu düşündüğü için de korkmuş olabilir" ifadelerini kullandı.

İfadesinin ikinci bölümünde olaydaki nüfuz etkisine değinen Altaş, şüpheli Türkay’ın vali olan babasının tavırlarına dikkat çekti: "Bir keresinde bana şunu anlattı: ‘İstanbul’daki evine gittim’ dedi. ‘Bir gün babası durduk yere geldi, beni alnımdan öptü. Halbuki normalde yüzüme bile bakmayan bir insan, gelip böyle davranınca dikkatimi çekti’ dedi. Babası vali. Umut’un, Türkay’ın İstanbul’daki evine gittiği bir zamanda bu olayın yaşandığını söyledi. Ya İstanbul’da ya da Tunceli’de karşılaşmışlar."

Dosyanın başından beri odak noktasında olan Zeynal Abarakov ismiyle ilgili de çarpıcı bir iddia ortaya atıldı: "Aslında olayın Zeynal’ın üzerine kalacağı konuşuluyordu. Ama Zeynal geri dönünce, sanki yön başka birine çevrildi. Bize göre bunu yapabilecek, bu kadar şeyi saklayabilecek kişi belliydi."

Son olarak, Türkay’ın korkularının ve siyasi bağlantılarının cinayete zemin hazırlamış olabileceğini belirten Altaş, "Umut’un anlattığına göre; Türkay, kız hamile kaldığı için kürtaj yaptırmak istemiş. Kız kabul etmeyince aralarında sorun çıkmış. Türkay da, siyasi bağlantılarından dolayı korktuğu için kızı vurmuş olabilir. Babasının vali olması da bu korkuyu artırmış olabilir. Çünkü Umut’un anlattığına göre Türkay her şeyden çekinen biriydi" dedi. Aile olarak artık korkmadıklarını vurgulayan Altaş, adaletin yerini bulmasını beklediklerini ifade etti.

Firari Şüphelinin ağabeyi Silar Altaş'ın ifadelerinin devamı şu şekildedir:

“Bu olaya birçok kişi dahil edilmiş. Olay büyük; öyle kolayca üstü örtülecek bir şey değil. Bunun farkındayız. Artık gerçekten korkmuyoruz, korku aşamasını geçtik. Çünkü mesele bizi de aşmış durumda. Bundan sonra bize ne olacaksa olsun. Sonuçta kızın ailesi aylardır, yıllardır büyük acı çekiyor. Olay artık sadece onların değil, çok daha büyük bir hale geldi.

Benim şu an aklıma gelen tek isim ‘Sütlü Bey’. Onu da sadece vali koruması olduğu için biliyorum.

Umut’la konuştuğumda ona şunu sordum: ‘Bu işe kimler karışmış olabilir, nasıl olmuş olabilir?’ Koruması var mı? Vardır, olabilir. Ama kimdir, nedir, bilmiyoruz.

‘Bu kızı kim götürdü, kim gömdü, kim sakladı? Nasıl oldu da bu kız aylardır kayıp?’ diye sordum. Umut da ‘Bilmiyorum abi’ dedi. ‘Koruma olabilir mi?’ dedim, ‘Olabilir’ dedi.

Koruma olarak Şükrü ismini duydum. Erdoğan ismini de duydum.

Bu kişiler; Umut, Türkay ve koruma, sürekli birlikte takılıyorlarmış. Hatta bir evleri olduğunu da duydum ama nerede olduğunu bilmiyorum. Sadece bir ev olduğundan bahsedildi.

Ev kimin adına diye sorulduğunda; İlker, Uğurcan ve Ercan Çelebi isimlerini duydum. Bunlar aynı arkadaş grubundaydı, birlikte vakit geçiriyorlardı. Daha sonra bir süre sonra yolları ayrılmış. Umut 19 yaşına geldiğinde, yani olaydan yaklaşık 1-2 yıl sonra araları açılmış.

Mektup meselesini de şöyle anlattı: Mektubu Türkay götürüp bırakmış. Vali’nin oğlu olan Türkay’ın bunu yaptığı söyleniyor. Nereye bıraktığını tam bilmiyorum. Anladığım kadarıyla kızın ablasına bırakıldığı söyleniyor, en azından haberlerde bu şekilde geçiyor.

Bu konuyu duyduğumda Umut’a çok sert tepki gösterdim. ‘Nasıl olur da telefonunu verirsin?’ dedim. O da ‘Ben değilim’ dedi. ‘Türkay konuşmuştur’ diye cevap verdi.

‘Neden telefonunu veriyorsun, ne konuşuldu bilmiyor musun?’ diye sordum. Zaten ne konuşulduğunu bilse ve anlatsa doğrudan hapse girecek bir durum olduğunu düşünüyorum.

Umut, olayın detaylarını tam bilmediğini söylüyor. Sadece Türkay’ın arabada kendisine ‘Birini vurdum’ dediğini aktarıyor. ‘Bir kız hamile kaldı, aldırmak istemedi, ben de vurdum’ şeklinde konuştuğunu söylüyor. Silahı getirip getirmediğini ya da gösterip göstermediğini ise net bilmiyor.

Biz aile olarak Umut’u sorguladık. ‘Bu adamın kimlerle takıldığını bilmiyor musun? Bu kız ne zamandır kayıp, bunları hiç mi düşünmedin? Telefonunu vermişsin, bir yere gitmişsin, bırakmışsın’ diye üzerine gittik.

Mektup konusunda da şunu anlattı: Türkay, Umut’u bir yere bırakmış ve ‘Git, bunu bırak’ demiş. Umut mektubu bırakıp geri dönmüş. Daha sonra Türkay gelip onu tekrar almış.

Bu durumun Umut’un üzerine suç atmak için mi yapıldığı, yoksa neden böyle bir yol izlendiği net değil. Umut da aynı şeyi söyledi; mektupta da benzer şekilde yazdığını ifade etti.”

Kaynak: Aydinlik.com.tr - HABER MERKEZİ
Gülistan Doku