Kılıçdaroğlu Teori’ye Özel Newsweek’e yazdı! İki dergi iki çizgi
Kemal Kılıçdaroğlu ile Özgür Özel’in programları arasındaki farklılık, aynı hafta yazdıkları makalelerin ekseni ve tercih ettikleri dergilerde kendini gösterdi. Kılıçdaroğlu Teori Dergisi’nde ABD hegemonyasına meydan okurken, Özel Newsweek’te NATO’nun polisliğine talip oldu
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Teori Dergisi’nde yayımlanan “Batı’nın Yol Ayrımı: ABD’nin Batısı mı, Aydınlanmanın Batısı mı?” başlıklı yazısı ile CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel’in Amerikan dergisi Newsweek’te kaleme aldığı “Türkiye’deki Demokrasi Krizi Bir Güvenlik Krizine Dönüşüyor” başlıklı makalesi, televizyon ekranlarında tartışma konusu oldu.
Habertürk TV’de Eren Eğilmez’in sunduğu “Gerçek Fikri Ne?” programında ve TGRT Haber’de Hasan Basri Akdemir’in sunduğu “Medya Kritik” programında iki yazının CHP içindeki siyasi yönelimlere ilişkin verdiği mesajlar değerlendirildi.
‘İKİ FARKLI EĞİLİMİ TEMSİL EDİYOR’
Habertürk yayınında Eren Eğilmez, “Aynı haftada iki liderin iki ayrı dergide yazdığı yazılardan hareketle Cumhuriyet Halk Partisi’nde pek konuşulmayan bir de böyle bir ayrım mı var diyorsunuz?” sorusunu yöneltti.
Doç. Dr. M. Yalçın Yılmaz, iki yazının CHP içindeki farklı siyasi eğilimleri yansıttığını belirterek şunları söyledi:
“Ben bunu anlamlı buluyorum. Yani parti içerisinde iki farklı eğilimi temsil ediyor aslında. Bugün ABD’nin bölgeye getirdiği ve kurmaya çalıştığı düzen, İsrail’in maşa olarak kullanılarak bölgede yarattığı kaos ve parçalama senaryolarına karşı Türkiye’de bir cephe oluştu. Trump karşıtlığıyla birlikte ABD hegemonyasını sorgulayan bir cephe oluştu. Sağdan soldan birçok insan bu cephede konumlandı. Burada da Özgür Özel, NATO’nun geleceği için Türkiye’nin antidemokratik bir süreç içerisinde olduğunu ve bunun NATO’ya zarar vereceğini, Avrupa’nın güvenlik mimarisine zarar vereceğini şikâyet eden bir yazı yazıyor. Kemal Bey’in yazısı 81 vilayete gidiyor, Özgür Bey’in yazısı doğrudan Brüksel’e, Berlin’e ve Washington’a gidiyor. Ben böyle okudum tabloyu.”

‘ABD İLE BATI DÜNYASINI AYIRIYOR’
Programda Kılıçdaroğlu’nun Teori Dergisi’ndeki yazısına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yılmaz, şu ifadeleri kullandı:
“Kemal Bey burada bir Batı tasavvuru iletiyor bize. Ve diğer yazıya göre, Özgür Özel’in Newsweek’te çıkan yazısı aynı hafta yayımlandı. Özgür Özel’in yazısı Türkiye’deki demokrasi krizinin bir güvenlik krizine dönüştüğünü söylüyor. Yani Türkiye’deki olası gelişmeler Avrupa’nın ve NATO’nun sistemine zarar veriyor diyor. Türkiye’yi şikâyet eden bir ifade içeriyor. Kemal Bey’in Teori’deki yazısı ise zaten ‘Hegemonyanın Çöküşü’ dosyasının içinde. Yani bu sayı ABD hegemonyasını sorguluyor. Kemal Bey bu yazıda da artık ABD ile Batı dünyasını ayırıyor. Aydınlanmacı Avrupa geleneği ile ABD’yi ayırıyor. ABD’de Rubio’nun özellikle Hristiyanlığı öne çıkaran ve çok sert eleştiri alan açıklaması temelinde bir ABD eleştirisi yapıyor. Türkiye’nin yolunu, rotasını çizerken de yerli referanslar üzerinde duruyor.”
‘TÜRKİYE’NİN PARTİSİ YAPMAK İSTİYOR’
TGRT Haber ekranlarında yayınlanan Medya Kritik programında da gazeteci Fuat Uğur, Kılıçdaroğlu’nun Teori Dergisi’nde yazı kaleme almasını dikkat çekici bulduğunu söyledi.
Uğur şu değerlendirmeyi yaptı:
“Kemal Kılıçdaroğlu, Vatan Partisi’nin dergisi, yani Doğu Perinçek’in genel başkanı olduğu Vatan Partisi’nin dergisi, ulusalcı kimliğiyle bildiğimiz Teori Dergisi’nde yazı yazmış, bir makale yazmış. Makalede Batı’nın yol ayrımı, ‘ABD’nin Batısı mı, Aydınlanmanın Batısı mı?’ diye bir başlıkla bir yazı yazmış. İçinde Mehmet Akif Ersoy’lar ve Namık Kemal’ler geçiyor. Bu çok enteresan. Kemal Kılıçdaroğlu daha farklı bir yerde. Kemal Kılıçdaroğlu, ‘CHP’yi artık Türkiye’nin partisi yapmak istiyorum.’ diyor. Biraz önce FETÖ’ye atıfta bulunmamın sebebi buydu.”
Habertürk ve TGRT Haber’deki programlarda, aynı hafta yayımlanan iki yazının CHP içerisindeki siyasal yönelim tartışmalarını yeniden gündeme taşıdığı vurgulandı.

KILIÇDAROĞLU’NUN YAZISI
Kemal Kılıçdaroğlu’nun Teori’de kaleme aldığı yazıda özetle şu ifadeler yer alıyor:
“Bugün Avrupa’nın önünde hayati bir tercih bulunmaktadır: Ya Rubio’nun izinden giderek Batı’yı belirli bir inancın dışlayıcı kalesine dönüştürecek ya da kendi kurumsal yapısı ve varoluşsal kazanımlarını savunacaktır. Yani tercih fazilet Avrupası ile melanet Avrupası arasında yapılacaktır.
“Bu bağlamda Avrupa’nın Türkiye ile olan ortaklık ilişkisini evrensel hukuk ve demokratik değerler ekseninde yeniden canlandırması, Batı’nın mirasını dar bir ‘inanç’ çerçevesine indirgeyen Rubio yaklaşımına verilebilecek en güçlü yanıt olacaktır. Bugün Türkiye, 1,5 trilyon doları aşan ekonomisiyle Avrupa’nın en büyük ekonomik ortaklarından biri haline gelmiştir. Bölgemizde ve dünyada giderek ağırlaşan sorunlar, Avrupa ile Türkiye’yi daha sıkı iş birliklerine zorlamaktadır. Küresel ekonominin ve ticaretin ağırlık merkezi hızla Asya’ya doğru kayarken, Avrupa’nın kurumsal mimarisi içinde güçlü biçimde konumlanan bir Türkiye, en çok Avrupa’nın çıkarına olacaktır.
“Son olarak unutulmamalıdır ki Rubio’nun ‘özür dilemeyen’ ve sömürgeci köklerine dönen canavarına teslim olan bir Avrupa, yalnızca Türkiye’yi kaybetmekle kalmayacak; aynı zamanda kendi ‘fazilet’ iddiasını ve kurumsal meşruiyetini de tarihin karanlık sayfalarına gömme riskiyle karşı karşıya kalacaktır. Bu tercih, yalnızca Türkiye’nin Batı içindeki yerini değil, Batı’nın bir “değerler sistemi” olarak varlığını sürdürüp sürdüremeyeceğini de tayin edecektir.”
‘NATO’NUN GÜVENLİĞİ İÇİN MÜCADELE’ VURGUSU
CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel, Amerikan dergisi Newsweek’te yayımlanan “Türkiye’deki Demokrasi Krizi Bir Güvenlik Krizine Dönüşüyor” başlıklı yazısında, CHP’de yaşanan siyasi sürecin yalnızca iç politika meselesi olmadığını savundu.
Özel, Ekrem İmamoğlu ve bazı CHP’li belediye başkanlarının yolsuzluk soruşturmaları kapsamında tutuklanmalarını ve CHP’nin 2023 Kurultayı’na ilişkin yargı sürecini “muhalefeti bastırma girişimi” ve “demokrasi krizi” olarak nitelendirdi.
Türkiye’deki gelişmelerin Avrupa ve NATO açısından da sonuçlar doğuracağını öne süren Özel, Batı ülkelerine destek çağrısında bulundu. Yazısında şu ifadeleri kullandı:
“Yürüttüğümüz demokratik mücadele, yalnızca Türkiye’nin demokratik geleceğini ve dünyanın stratejik açıdan en önemli ülkelerinden birinin istikrarını değil, aynı zamanda bölgemizin, Avrupa’nın ve NATO’nun güvenliğini de şekillendirecektir.”
