15 Haziran 2026 Pazartesi
İstanbul 19°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Düzce
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • İstanbul
  • İzmir
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Şanlıurfa
  • Siirt
  • Sinop
  • Şırnak
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

Hürmüz tarifesi emsal olacak

Denizcilik uzmanları, İran’ın Hürmüz Boğazı’ndan geçişlerde ücret talep etmesinin dünyanın diğer dar geçiş noktalarından geçişler için de emsal olabileceği konusunda hemfikir.

Hürmüz tarifesi emsal olacak
HABER MERKEZİ

Dünya denizcilik sektörünün en eski ve etkili yayınlarından olan Londra merkezli Lloyd’s List, perşembe günü Hürmüz Boğazı’ndaki kriz konusunda dikkat çeken bir webinar (internet semineri) düzenledi. Toplantıya katılan çok sayıda denizcilik uzmanı, İran’ın Hürmüz Boğazı’ndan geçişlerde ücret talep etmesinin diğer bölgelere olası etkilerini değerlendirdi. Uzmanların ortak görüşü şöyle oldu: Hürmüz’deki yeni rejim, dünyanın farklı dar boğazlarına da yayılabilir.

Denizcilik Güvenliği Merkezi (Center for Maritime Security)’nde misafir araştırmacı olan Ian Ralby, şu an Hürmüz Boğazı’ndan geçiş yapmak isteyen gemilerin, sahiplik bilgileri dahil tüm bilgilerini İranlı yetkililer ile paylaşması ve geçiş için potansiyel bir ücret ödemesi gerektiğini söyledi. İran’ın eylemlerinin normalleşmesi durumunda ortaya daha büyük bir sorun çıkacağını söyleyen Ralby, diğer ülkelerin de bunu “taklit etme” olasılığının bulunduğunu belirtti. Ralby, kısa süre önce Endonezya Maliye Bakanı’nın Malakka Boğazı’nda geçiş ücreti alınabileceğine dair açıklamalar yaptığını hatırlatarak, “Bu endişe verici bir işaret!” dedi.

DENİZCİLİK SİSTEMİNİN DAYANAĞI

Hürmüz’den gaz ve petrol tedariki ile ilgili zorlukların, Orta Doğu’ya bağımlı olsun ya da olmasın, diğer ülkelere yayıldığını anlatan Ralby, “Göz önünde bulundurduğumuz şey, mallarımızın ve enerji kaynaklarımızın hareketine ilişkin her türlü değişikliğin herkesi ve her şeyi etkilemesidir. Tüm denizcilik sistemimizin dayandığı bir ilke olan seyrüsefer özgürlüğüne bir tür engel getirilmeye başlanırsa, bunun etkisini hissedeceğiz ve işte asıl zorluk da burada yatıyor.” dedi.

‘ORTA DOĞU İLE SINIRLI KALMAZ’

Lloyd’s List’in editörü Richard Meade de Ian Ralby’nin kaygılarını paylaştı. Meade, Hürmüz Boğazı’nda yaşananların sadece Orta Doğu ile sınırlı kalmayacağını vurguladı.

ABD’nin ablukasına rağmen boğazdan hala geçebilen İran gemileri olduğunu belirten Meade, diğer tanker sahiplerinin de son günlerde geçiş riskini göze alma konusunda istekli davrandığını söyledi. “Bu, gemi sahipleri ve politikacıların mevcut çıkmazın sınırlarını zorlamasına dair oldukça endişe verici bir emsal teşkil ediyor.” diyen Meade, en kötü senaryonun ise çatışmanın uzaması ve nakliyenin az da olsa devam etmesi olduğunu kaydetti. Meade, en iyi senaryonun ise nakliyenin kademeli olarak eski haline dönmesi olduğunu belirtirken; Ian Ralby Kızıldeniz’deki ticaretin hala Husi saldırılarından önceki sayılara ulaşmadığını hatırlattı. Ralby, “Eğer İran savaşı daha da tırmandırmak isterse, Husiler de olaya dahil olabilir.” dedi.

‘KARANLIK GEÇİŞLER DAHA FAZLA’

Hürmüz Boğazı’ndaki gemi trafiği, çatışmanın ilk haftalarındaki kadar düşük seviyede seyretmeye devam ediyor. Lloyd’s List, perşembe günü itibarıyla bu hafta 18 geçiş kaydetti. 27 Nisan ile 3 Mayıs arasındaki haftada ise 40 geçiş gerçekleşmişti. 7-8 Mayıs tarihlerinde Lloyd’s tarafından kaydedilen hiçbir geçiş olmadı. Lloyd’s List verilerine göre, bu rakamlar hala tek bir günde 130’dan fazla geçişin gerçekleşebildiği savaş öncesi seviyelerin çok altında. Ancak Lloyd’s List, geçen hafta gemilerin otomatik tanımlama sistemlerini kapattıkları “karanlık geçişlerin”, izlenebilir geçişlerden daha fazla olduğunu kaydediyor.

“Karanlık geçişler”, esas olarak İran’ın denetimindeki geçişleri ifade ediyor. İran Devrim Muhafızları, Hürmüz Boğazı’ndan geçiş için yeni bir sistemi devreye aldı. Bu sisteme göre gemi işletmecileri, Devrim Muhafızları ile bağlantılı aracı bir kuruma, geminin sahiplik bilgileri, kargo detayları, bayrak ve mürettebat verilerini sunarak onay istiyor. Geçiş ücreti ham petrol tankerleri için varil başına 1 dolar olarak hesaplanıyor. Ödemeler Çin yuanı veya kripto para üzerinden tahsil ediliyor. Ödeme yapan gemilere güvenli geçiş için “izin kodu”, “iletişim frekansı” ve özel bir rotayı takip etmeleri için talimatlar iletiliyor. Kendilerine bildirilen şifreyi beyan eden gemiler, İran devriye botları eşliğinde kıyı şeridindeki özel bir koridordan geçebiliyor.

MALAKKA’DAN ÜCRET TALEBİ

Endonezya Maliye Bakanı Purbaya Yudhi Sadewa, geçen haftalarda yaptığı açıklamada, Malakka Boğazı’ndan geçen gemiler için ücret sistemi getirmeyi planladıklarını söyledi. Başkent Cakarta’da düzenlenen bir sempozyumda konuşan Sadewa, “Küresel ticaret ve enerjinin kilit bir güzergâhı üzerindeyiz fakat Malakka Boğazı’ndan geçen gemilerden ücret alınmıyor.” dedi. Boğazdan geçen gemilere komşu ülkelerle koordinasyon içinde ücret sistemi getirmeyi değerlendirdiklerini belirten Sadewa, bu planın, Endonezya Cumhurbaşkanı Prabowo Subianto’nun ülkeyi küresel ticarette önemli bir aktör haline getirmeye yönelik direktifiyle uyumlu olduğunu kaydetti.

Hemen ardından Singapur ise “ücret istenmesine yönelik hiçbir çabaya katılmayacağını” açıkladı. Singapur Dışişleri Bakanı Vivian Balakrishnan, “Geçiş hakkı herkes için garanti edilmiştir. Bizim bölgemizde kapatma, engelleme ya da ücret istenmesine yönelik hiçbir çabaya katılmayacağız.” ifadesini kullandı.

Uzmanlar ise dar geçitlerin bir gün silah olarak kullanılacağı konusunda açıkça uyarıyor. Hürmüz acil bir kriz alanı olsa da Malakka’nın uzun vadeli stratejik bir sorun olacağına kesin gözüyle bakılıyor. Hinrich Vakfı şu değerlendirmeyi yapıyor: “Bugün düşünülemez görünen şey, değişmez olarak kabul edilmemelidir.”

IRAK VE PAKİSTAN İRAN İLE ANLAŞTI

Tüm bu tartışmalar sürerken Irak ve Pakistan’ın Körfez’den petrol ve gaz sevkiyatı için Tahran ile anlaşma yaptığı ortaya çıktı.

Adlarının paylaşılmaması şartıyla Reuters’e konuşan yetkililer, Irak’ın bu anlaşma kapsamında geçen pazar günü her biri yaklaşık 2 milyon varil ham petrol taşıyan iki tankeri Hürmüz’den geçirdiğini söyledi. Benzer şekilde Pakistan’ın da Katar menşeli LNG yüklü iki tankerin Hürmüz’den geçmesi için İran’la anlaşma yaptığı bildirildi.

Reuters’e konuşan analistler, İran’la yapılacak geçiş anlaşmalarının Tahran’ın Hürmüz üzerindeki kontrolünü “kalıcı hale getirip normalleştireceğine” dikkat çekti.

Hürmüz tarifesi emsal olacak - Resim : 1

Hangi boğazlar ne kadar kazandırıyor

Dünyada küresel ticareti yüklenen sekiz deniz düğüm noktası bulunuyor. Bunların bir kısmı kıyı ülkesinin tam egemenliği altındayken bir kısmı uluslararası boğaz kabul ediliyor. Yıllık getirileri ise kabaca şöyle:

- Panama Kanalı (egemen): 5,7 milyar dolar

- Süveyş Kanalı (egemen): 4,2 milyar dolar l Türk Boğazları (özel statü): 185 milyon dolar

- Hürmüz Boğazı, Malakka Boğazı, Babülmendep Boğazı ve Danimarka Boğazları (uluslararası): 0 dolar.

Peki Hürmüz Boğazı tamamen ücretli olsaydı; yıllık kazanç potansiyeli ne olurdu: En kötü senaryoda 5, agresif bir senaryoda 20 milyar dolar!

‘Kazananını Hürmüz’ün kontrolü belirleyecek’

ABD’li milyarder Ray Dalio, dünyanın en büyük hedge fonlarından birinin sahibi. Savaşa ilişkin dikkat çeken bir analiz kaleme aldı. Hegemonya için “son sınav” diyor. Hürmüz’deki durumu 1956 Süveyş Krizi’ne benzetiyor. Peki ne olmuştu 1956’da? Mısır, Süveyş Kanalı’nı millileştirme kararı aldı. Bunun üzerine İngiltere, Fransa ve İsrail gizlice anlaşarak Mısır’a saldırdı. Ancak beklenmedik bir şey oldu. ABD ve SSCB saldırıya karşı çıktı. İngilizler ise savaşı dayatamadı ve geri çekilmek zorunda kaldı. İşte Dalio’nun analizi bu noktada başlıyor…

Dalio, İngilizlerin Süveyş hezimetiyle birlikte küresel sermayenin güvenini yitirdiğini belirtiyor. Düğüm noktalarını kontrol edemeyen bir kuvvetin hegemonya iddiasını sürdüremeyeceğini anlatıyor. Süveyş Krizi’nin ardından 200 yıllık hegemonyanın çok hızlı çöktüğünü, sterlinin bir anda gerilediğini, sömürgelerin isyan ettiğini, müttefiklerin uzaklaştığını hatırlatıyor. Şimdi ise aynı şeyin Amerika’nın da başına gelebileceğine dikkat çekiyor.

Hakikatten de ABD ilk kez 1885’te İngiltere’yi üretimde geçmesine rağmen Pax-Britannica 1956 Süveyş Krizi’ne kadar devam etti. Süveyş Krizi’nin ardındansa İngiliz Merkez Bankası rezervleri haftalar içinde eridi. Milyarlarca dolar sermaye çıkışı yaşandı. Sterlin çöktü. 1957’de Gana ve Malezya, 1960’ta Nijerya ve Kıbrıs, 1963’te Kenya isyan etti. Bu öyle bir çöküştü ki; İngilizler bir daha eski gücüne asla erişemedi.

İşte Ray Dalio da Hürmüz Boğazı’nın açılmasını bir güven oylaması olarak görüyor. Savaşı kimin kazanıp kimin kaybettiğini belirleyecek tek kıstasın Hürmüz’ün durumu olduğunu vurguluyor. Eğer Hürmüz açılamazsa yaşanacakları şöyle öngörüyor:

1) Amerika Birleşik Devletleri savaşı kaybetmiş, İran kazanmış sayılacaktır.

2) Trump “kavgayı başlatıp kaybeden lider” olarak görülecek ve güvenilirliğini kaybedecektir.

3) Savaşı bir anlaşmayla bitirme fikri gerçekçi değildir. Hiçbir anlaşma bu sorunu çözmeyecektir. Asıl belirleyici olan, Hürmüz’ün kimin kontrolünde kalacağıdır.

4) Bu “nihai savaşın” etkileri küresel olacaktır. Ticaret, sermaye akımları ve Çin, Rusya, Avrupa, Hindistan, Japonya gibi aktörlerle ilişkiler etkilenecektir.

Hürmüz Boğazı