12 Ağustos 2026 Çarşamba
İstanbul 31°
  • Şırnak
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Şanlıurfa
  • Çorum
  • İstanbul
  • İzmir
  • Ağrı
  • Adıyaman
  • Adana
  • Afyon
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Düzce
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gümüşhane
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • Kırşehir
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kütahya
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muş
  • Muğla
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

İnsanlığın hafızası kapılarını açtı

İstanbul Arkeoloji Müzeleri kompleksinde yer alan Eski Şark Eserleri Müzesi, 4 yıl süren kapsamlı restorasyon ve deprem güçlendirme çalışmalarının ardından ziyarete açıldı. Dünyanın bilinen ilk barış antlaşmasından edebiyat tarihinin ilk aşk şiirine kadar tüm eserler yeniden vitrine çıktı

İnsanlığın hafızası kapılarını açtı
KÜLTÜR SANAT SERVİSİ

Tarihi yarımadada, Fatih Sultanahmet’teki Gülhane Parkı’nın tarihi dokusu içinde yer alan İstanbul Arkeoloji Müzeleri kompleksi, en önemli parçalarından biri olan Eski Şark Eserleri Müzesi’ne yeniden kavuştu. Yapısal ömrünü korumak ve modern standartlara ulaşmak amacıyla 2022 yılında ziyarete kapatılan tarihi salonlar, Temmuz 2026 itibarıyla kapılarını yeniden açtı.

Dört yıl süren çalışmalar sayesinde binanın taşıyıcı sistemi deprem riskine karşı baştan aşağı güçlendirildi. Eserlerin sergileme üniteleri, ışıklandırma sistemleri ve panoları tamamen yenilenirken; paha biçilemez tarihi eserler nem ve sıcaklık kontrollü, sarsıntıya dayanıklı modern vitrinlere yerleştirildi.

İnsanlığın hafızası kapılarını açtı - Resim : 1

GÜZEL SANATLAR OKULUNDAN MÜZEYE

İçindeki eserler kadar büyük bir tarihi değere sahip olan bina, Türk müzeciliğinin kurucusu Osman Hamdi Bey tarafından 1883 yılında, ünlü Levanten mimar Alexander Vallaury’ye yaptırıldı. İlk olarak Türkiye’nin ilk güzel sanatlar okulu “Sanayi-i Nefise Mektebi” olarak hizmet veren yapı; okulun 1916’da Cağaloğlu’na taşınmasının ardından Halil Edhem Bey’in çabalarıyla Yakın Doğu eserlerinin sergilendiği bir alana dönüştürüldü ve 1923’te bugünkü adını aldı.

Yenilenen salonlar; antik Babil’in İştar Kapısı kabartmalarından, Hammurabi’den bile eski olan Nippur Hukuk Tableti’ne ve gizemli Mısır mumyalarına kadar İslamiyet öncesi dönemin en nadide parçalarına ev sahipliği yapıyor. Ancak müzede öyle iki eser var ki, kendi alanlarında insanlık tarihinin sıfır noktasını temsil ediyorlar.

4500 YILLIK TUTKU VE İLK AŞK ŞİİRİ

Tarihin ilk barış antlaşmasının yanı sıra, tarihte yazılmış en eski aşk mektubu da bu müzenin kalbinde yatıyor. M.Ö. 2300-2500 yıllarına ait bu kil levha, Sümer Kralı Su-Sin ve rahibe eşi Kraliçe Enlil arasındaki tutkulu aşkı anlatıyor.

İnsanlığın hafızası kapılarını açtı - Resim : 2

Tabletin bulunuş ve okunuş hikâyesi de kendisi kadar çarpıcı. Philadelphia Üniversitesi’nden Prof. Hermann Volrat Hilprecht’in 1889-1900 yılları arasında Niffer Vadisi’ndeki kazılarda bulup Osmanlı’ya teslim ettiği binlerce levhadan biri olan bu eser, uzun yıllar müze arşivlerinde sessizce bekledi. Ta ki 1957 yılında Sümerologlarımız Muazzez İlmiye Çığ ve Hatice Kızılay bu tableti ele alıp çözene kadar. O dönem saray müzisyenleri tarafından bestelenip halk arasında da yayılan, edebiyat tarihinin sıfır noktasındaki o ölümsüz dizeler ise şöyle:

“Güveyi, kalbimin sevgilisi / Senin güzelliğin fazladır, bal gibi tatlı / Beni büyüledin / Senin önünde titreyerek durayım / Seni okşayayım / Benim kıymetli okşayışım baldan hoştur / Bağışla bana okşayışlarını / Benim beyim, baygınlığım / Enlil’in kalbini memnun eden Su-Sin’im / Bağışla bana okşayışlarını.”

DİPLOMASİNİN VE İNSAN HAKLARININ ATASI: KADEŞ

Müzenin en büyük gurur kaynağı, dünyanın bilinen ilk uluslararası barış antlaşması olan Kadeş Tableti. M.Ö. 1269 yılında, Antik Çağ’ın iki büyük devleti Hitit İmparatorluğu ile Mısır İmparatorluğu arasında Suriye toprakları uğruna yapılan savaşların ardından imzalandı.

İnsanlığın hafızası kapılarını açtı - Resim : 3

Bu eşsiz belge, 1906 yılında Çorum Boğazköy’deki (Hattuşa) kazılarda Hugo Winckler ve Theodor Makridi tarafından gün yüzüne çıkarıldı. Aslı gümüş olan ancak tarih içinde kaybolan metnin günümüze ulaşan bu kil kopyası, diplomasi dili Akadca ile yazılmış durumda. Kadeş’i sıradan bir barış metni olmaktan çıkaran ayrıntıların başında ise “kraliçenin imzası” geliyor. Antlaşmada kralların yanı sıra Hitit Kraliçesi Puduhepa’nın da mührünün bulunması, kadının devlet yönetimindeki rolünü gösteren en eski belge niteliğini taşıyor. Ayrıca metindeki “Eğer üçüncü bir düşman ülkelerden birine saldırırsa, diğer ülke askeri yardım gönderecektir.” maddesi tarihteki ilk karşılıklı savunma işbirliği paktı sayılırken; siyasi suçluların iadesinde “İşkence yapılmayacak.” şartının koşulması da ilk insan hakları adımı olarak kabul ediliyor.

İstanbul Arkeoloji Müzeleri Müze