5 maddede ABD’yi yenme dersleri!
ABD ve İsrail’in lider kadrosuna yönelik suikastlarına rağmen felç olmayan İran, onlarca yıllık 'ev ödevi' ve asimetrik savunma stratejisiyle Atlantikçi saldırganları çaresiz bıraktı. Washington ve Tel Aviv'in kibirli planlarını boşa çıkaran 5 stratejik hamle.
28 Şubat 2026 sabahı ABD ve İsrail ortaklığında başlatılan ve "Epic Fury" (Müthiş Öfke) ve "Roaring Lion" (Kükreyen Aslan) gibi Holywood filmi isimleri konmuş operasyonların ilk saatlerinde atılan yüzlerce güdümlü füze, İran'ın en tepesindeki isim olan dini lider Ali Hamaney dahil olmak üzere devletin zirvesinin ve askeri komuta kademesinin kaybına yol açtığında, dünya yine bir emperyalist karabasan dönemine girildiğini sanıyordu. Klasik Batı askeri doktrinleri açısından, bu kadar sert bir şekilde beyninden vurulan bir organizmanın anında felç olması ve teslim bayrağını çekmesi kaçınılmazdı. Hatta kimilerince “…siber istihbarat, sinyal istihbaratı, elektronik istihbarat, önleyici istihbarat, hava izlerinin bulunması gibi konularda ev ödevini yapıp yeteneklerini geliştirmeyen İran’ın İsrail’le Amerika’yla ağız dalaşına bile girmemesi” lazımdı. Ancak beklenen olmadı. İran’ın binlerce yıllık devlet geleneği ve elli yıllık asimetrik savunma hazırlığı, Atlantikçi saldırganların kibirli “zafer” beklentisini boşa çıkardı. Çünkü İran onlarca yıldır harıl harıl ev ödevine çalışıyordu:
1. MOZAİK SAVUNMA DOKTRİNİ
İran’ın askeri kurmayları, ABD ve İsrail’in hava üstünlüğüne ve hassas güdümlü mühimmatlarına karşı doğrudan cephe savaşı vermenin intihar olacağını erken aşamada idrak etmişlerdi. Bu doğrultuda, gücün merkezi bir karar mekanizmasından tamamen arındırılarak yerelleştirilmesini temel alarak geliştirilen ve دفاع موزاییکی (defā'-e mozā'iki) olarak adlandırılan Mozaik Savunma Doktrini, askeri hiyerarşiyi tek bir merkeze bağlamak yerine ülkeyi 31 bağımsız otonom bölgeye bölmüştü. Bu plana göre her eyalet, kendi lojistiğine, cephaneliğine ve karar alma mekanizmasına sahip bağımsız birer askeri kale gibi çalışma yeteneğine sahip olacaktı. Bu doktrin, aslında ABD'nin geçmişte Irak ve Balkanlar'da sergilediği merkezi otoriteyi anında çökertme taktiklerinden alınan derslerin doğrudan bir ürünüydü. Saddam Hüseyin’in aşırı merkezi komuta yapısı, ABD’nin Bağdat’taki iletişim hatlarını kesmesinden sadece 26 gün sonra tüm ordunun dağılmasına yol açmıştı. Merkezi bir yapının tek bir "kafa koparma" saldırısıyla felç olabileceğini gören İran, ABD’nin Irak’ı işgalini nasıl gerçekleştirdiğini enine boyuna incelemiş ve gerekli dersi çıkararak, ülkeyi her biri kendi mühimmat deposuna, İHA filosuna, füze bataryasına ve yerel Besic milis gücüne sahip onlarca bağımsız eyalet komutanlığına bölmüş ve böylece savaş durumunda bu komutanlıkların, merkezle bağları kopsa dahi önceden delege edilmiş yetkilerle savaşı otonom olarak sürdürebilmelerini sağlamıştır. Diğer taraftan, Slobodan Miloseviç liderliğindeki Sırbistan’ın 1999 yılında NATO'nun Müttefik Güç Harekatı'na karşı uyguladığı taktikler, modern asimetrik savaşın örneklerini vermiş ve İran'ın 2026 yılındaki savunma stratejisi açısından değerli dersler ortaya çıkarmıştı. NATO, Sırbistan’ın Kosova’da, insan hakları ihlalleri yaptığı iddiasıyla, muazzam bir hava saldırısı başlatmıştı. Harekatın 72 saatte zaferle bitmesi beklenirken, Sırp askeri güçlerinin uyguladığı, sürekli yer değiştirme, savunma sistemlerini geniş alana yayma, askeri araçlara sivil kamuflaj uygulama, radarlarını sürekli açık tutmama gibi pek çok “pasif savunma” taktiği, sürenin 79 güne uzamasına, maliyetlerin artmasına ve NATO kuvvetlerinin Çin büyükelçiliğini vurmak gibi pek çok “hata yapmasına sebep olmuştu. ABD/İsrail’in benzer bir “hatayı!” İran’ın bombalanması sırasında da yapması ve Şacereh Tayebeh Kız İlkokuluna düzenledikleri hava saldırısı sonucu çoğunluğu kız ilkokul öğrencisi olmak üzere 165 sivil öldürülmesi hala hafızalarda tazeliğini korumaktadır.
Mozaik savunma doktrini sayesinde İran askeri yapısında, en kritik komuta kademelerinden en alt birimlere kadar her koltuk için önceden belirlenmiş 3 ila 7 yedek halef atanmıştı. Hamaney ve beraberindeki üst düzey askeri-siyasi yetkililer, Tahran’daki liderlik yerleşkesine düzenlenen hava saldırısında şehit edilmiş olsalar da, Anayasa Konseyi ve Devrim Muhafızları hızla organize olarak Hamaney’in oğlu Mücteba Hamaney’i yeni dini liderliğe getirmiş, ordunun başına ise Ahmed Vahidi’yi atayarak yönetim boşluğunu dakikalar içinde doldurabilmiştir. Dışarıdan gelen ölümcül tehdit, yönetici kesim içindeki rekabeti bastırmış ve ülke içi dayanışmayı en üst düzeye çıkarmıştır. İsrail istihbaratının "Lider öldüğü an halk sokaklara dökülecek ve teokrasi yıkılacak" yönündeki raporlarının tamamen kurgusal bir temenniden ibaret olduğu ortaya çıkmıştır.
2. ASİMETRİK MALİYET KIYAMETİ: BOŞALAN MÜHİMMAT DEPOLARI
Silahlar Ortadoğu’da patlıyor olsa da, Pentagon'un muhasebe departmanında çalışanlar bombardıman altındaki İran halkından daha çok stres altına girmiş durumdadırlar. Amerikan ordusu, tarihinin en büyük mühimmat krizlerinden biriyle karşı karşıyadır. ABD'nin mühimmat tüketim hızı ile yeniden üretim hızı arasındaki fark çözülemez bir probleme dönüşmüştür. İran, bilinçli bir stratejiyle ABD'nin hava savunma stoklarını finansal ve fiziksel olarak eritme yoluna gitmiştir. Ortalama 20 bin dolara mal olan kamikaze İHA'ları ve yönü aniden değişebilen manevra kabiliyetine sahip balistik füzeler, ABD'yi tanesi milyonlarca dolar değerindeki Patriot veya SM-3 önleyici füzelerini harcamaya zorlamıştır. Daha da vahimi, bu savunma füzelerinin lojistik üretim hızıdır. Bir adet SM-3 interceptor füzesinin yeniden üretilmesi tam 64 ay sürmektedir ve ABD ordusu bu savaşta mevcut stokunun neredeyse yarısını tüketmiştir. Benzer şekilde PrSM ve ATACMS gibi karadan karaya taktik füzelerin de "neredeyse tamamı" harcanmıştır. ABD'nin güvendiği ana savunma sistemlerinden THAAD, füzebaşına 15 milyon dolar, SM-3 (Block IIA) ise 37 milyon dolar maliyete sahiptir. Buna karşılık, İran'ın saldırı füzelerinin üretim maliyeti ortalama 1 ila 2 milyon dolar arasındadır. Bu durum, ABD'nin her bir İran füzesini durdurmak için 15-30 kat daha fazla harcama yapması anlamına gelmektedir. 2025 yılındaki sınırlı çatışmalarda ABD Donanması, bugüne kadar üretilmiş tüm SM-3 füzelerinin %20'sini sadece bir yıl içinde tüketmiştir. Bu mühimmatların yerine konması (siparişin karşılanma süresi) yıllar almaktadır; örneğin Donanmanın Yemen açıklarında bir yılda harcadığı füzeleri üretmesi iki yıl sürmektedir. Husilerin Kızıldeniz’deki ticari gemilere yönelik düşük maliyetli asimetrik İHA ve füze saldırılarını durdurmak amacıyla başlatılan ve Aralık 2023 - Mayıs 2025 tarihleri arasında yürütülen "Refah Muhafızı Operasyonu", adeta Amerikan cephaneliğini tüketen bir kara deliğe dönüşmüştü. 2026 yılındaki İran savaşı başladığında ABD ordusu, elindeki Patriot interceptor stoklarının yaklaşık yüzde 65'ini, THAAD füze rezervlerinin ise en az yüzde 38'ini halihazırda tüketmiş durumdaydı. ABD’nin silah stokları İran’a saldırının öncesinde de kritik seviyedeydi ve İran’ın savunma tedbirleri çerçevesinde, kritik askeri fabrikalar, İHA hangarları ve füze siloları dağların derinliklerine saklanmıştı. Bu yapılar, ABD askeri terminolojisinde "Sertleştirilmiş Derin Gömülü Hedefler" (HDBT) olarak adlandırılmaktadır. İran, Orta Doğu'daki en geniş kapsamlı yeraltı tesisi programına sahiptir ve bu tesisler; nükleer altyapıyı, füze üslerini, deniz sahalarını ve askeri mühimmat depolarını korumak amacıyla inşa edilmiştir. ABD ve İsrail'in milyarlık hassas güdümlü mühimmatları bu sarp kaya kütlelerini çaresizce döverken, yer altından fırlatılan füzeler bölgedeki Amerikan üslerine ateş yağdırmaya devam edebilmiştir.
3. HÜRMÜZ BOĞAZI'NDA BLOKAJ
İran’ın 2 Mart 2026’da Hürmüz Boğazı’nı kapatması ve boğaz üzerinde egemenlik ilan etmesi, küresel enerji ticaretinin şah damarını tıkamıştır. Dünya genelinde sevk edilen petrolün yüzde 20’sinin ve sıvılaştırılmış doğal gazın (LNG) yüzde 25’inin bir anda piyasadan çekilmesine neden olmuştur. Brent petrol fiyatlarının hızla 100 doların üzerine çıkması, küresel bir enflasyon dalgası başlatmıştır. 14 Ağustos itibarıyla Reuters, boğazdan geçen emtia gemisi sayısının günlük ortalamanın belirgin biçimde altında olduğu ve gemilerin önemli bölümünün İran'ın kontrol ettiği/izin verdiği güzergâhları tercih ettiği bildirmektedir. İran’ın en can alıcı hamlesi olan Hürmüz’ü kapatma planı, dünya çapında etkisi olan ve çokça bilinen bir olay olduğu için bu yazıda aynı şeyleri tekrar etmektense ABD’li savaş kurmaylarının, boğazın İran tarafından kapatılacağını tahmin ettiklerini ama kendi güçlerinin Hürmüz’ü yeniden açmaya yetmeyeceğini tahmin edemediklerini belirtmekle yetinelim.
4. ABD İLERİ ÜSLERİNİN FELÇ EDİLMESİ (DEBASİFİCATİON)
İran'ın bu savaştaki en parlak askeri başarısı, ABD'nin bölgedeki tüm ileri askeri üslerini sistematik olarak felç etmesidir. ABD ordusunun tüm Ortadoğu operasyonları, bölge ülkelerine yayılmış devasa ileri askeri üslere (Katar, Kuveyt, Bahreyn, BAE, Ürdün vb.) dayanmaktadır. İran, Çin'den 2024 yılında satın aldığı gelişmiş keşif uyduları ve Rusya'nın istihbarat desteği sayesinde bu üslerin her birini adeta birer hedef tahtasına dönüştürmüştür. İran; Katar'daki Al-Udeid, Bahreyn'deki 5. Filo Karargahı, Kuveyt'teki Ali Al Salem ve Ürdün'deki Muwaffaq Salti gibi kritik üslerde 100'den fazla hedefi vurmuştur. Bu saldırılarda komuta merkezleri, THAAD ve Patriot radarları, uydu haberleşme tesisleri ve hangarlar ağır hasar görmüştür. Amerikan Enterprise Institute (AEI) verilerine göre, sadece ilk aşamadaki üs hasarlarının onarım faturası 5 milyar doların üzerindedir. En çarpıcı olaylardan biri, İran'a ait eski tip bir F-5 savaş uçağının aktif hava savunmasına rağmen Kuveyt'teki Camp Beuhring üssünü bombalayabilmesidir. Bu durum, Kore Savaşı'ndan bu yana ABD üslerinin ilk kez düşman insanlı uçakları tarafından vurulması olarak kayıtlara geçmiştir. Körfez ülkelerindeki ilk hat üslerini kaybeden ABD, uçaklarını önce Ürdün'e, ardından İsrail içindeki üslere kaydırmak zorunda kalmıştır. Ancak bu geri çekilme, hava operasyonlarının omurgası olan "havada yakıt ikmali" ihtiyacını binlerce kilometre uzatarak operasyonel etkinliği felç etmiştir. Tankerler artık tehlikeli Irak hava sahasından kaçınmak için devasa mesafeler kat etmek zorundadır, bu da lojistik olarak hava harekatının sonu anlamına gelmektedir. Bölgedeki ABD kuvvetlerinin, çatışmanın başlangıcında sahip olduğu hem birinci hem de ikinci hat hava üslerine erişimini kaybetmesi, derin stratejik ve operasyonel sonuçları olan bir gelişmedir. ABD'nin savaş öncesinde İran'a karşı operasyonlar yürüteceği hava üslerinin sayısı yaklaşık 20 civarındaydı. Kuveyt, Bahreyn, Katar, BAE, Suudi Arabistan ve Ürdün'deki üsler dere dışı kalınca bu sayı yaklaşık beşe düşme durumundadır. Bu durum, yüzlerce uçağı sadece birkaç piste sıkıştıracak ve İran'ın orta menzilli balistik füzesinin fırlatılmasını tespit eden erken uyarı radarları ile füzenin İsrail'deki hedefine isabet etmesi arasındaki sürede bu varlıkların havalanmasını imkansız hale getirecektir. Pistlerin kalabalık olması, İranlıların isabet kaydetme olasılığını çok daha artıracaktır. Pentagon, İran'a yönelik olası saldırıları artırmak için bölgeye daha fazla varlık sevk ettikçe, bu sorun daha da büyüyecektir.
5. OLMAZSA OLMAZ: RUSYA VE ÇİN İLE İTTİFAK
İran, ABD/İsrail'in konvansiyonel üstünlüğünü ortadan kaldırabilmiş değilse de bu üstünlüğün ekonomik, lojistik ve operasyonel olarak kullanılmasını zorlaştıran bir “uzun savaş” modeli kurma stratejisinde başarılı olmuş durumdadır. Rusya ve Çin'in desteği, İran'ın “görme, hedefleme, yeniden üretme ve yaptırımları aşma” becerilerinde büyük bir çarpan etkisi yaratmış ve görünmez eller olarak savaşa kritik rol oynamışlardır. Her ne kadar Rusya ve Çin İran'la NATO tipi bir askerî ittifak içinde değilseler de, istihbarat, uydu, teknoloji, finans, yaptırımları aşma ve askerî öğrenme alanlarında gerçekleştirdikleri işbirliği, İran için hayati öneme sahiptir. İran'ın kendi askerî uydu kapasitesinin sınırlılığı düşünüldüğünde Rusya'nın ISR(İstihbarat, Gözetleme ve Keşif) kapasitesi ciddi bir tamamlayıcıdır. Rusya İran'a sadece silah desteği vermemiş, savaş alanını görme ve anlamlandırma kapasitesi kazandırmıştır.
Çin'in rolü ise Rusya'dan bile daha stratejik, fakat daha az görünürdür. Washington Post'a göre Çinli şirketler: ticari uydu görüntülerini, uçuş takip verilerini, yapay zekâ analizlerini kullanarak ABD'nin Ortadoğu'daki askerî hareketlerini takip edebilecek sistemler geliştirdiler. İran’ın Çin'den çift kullanımlı teknoloji tedarik etmesi, bazı teknolojilerin hem sivil hem de askerî amaçlarla kullanılabilmesi anlamına gelmektedir:
|
Teknoloji |
Sivil kullanım |
Askerî kullanım |
|
Uydu görüntüleme GPS/uydu navigasyonu Yapay zekâ Haberleşme ekipmanı Elektronik bileşenler CNC/üretim makineleri Fiber optik Drone teknolojileri |
Haritacılık, tarım, afet izleme Araç, lojistik, haritacılık Görüntü analizi, otomasyon Telekomünikasyon Otomotiv, bilgisayar, telekom Sanayi üretimi İnternet ve telekom Haritalama, tarım |
Üs, gemi ve birlik tespiti Füze/İHA yönlendirme Hedef tespiti ve sınıflandırma Askerî haberleşme Radar, füze ve İHA sistemleri Füze/İHA parçalarının üretimi Güvenli askerî haberleşme Keşif, gözetleme ve saldırı |
Çift kullanımlı teknoloji tedariği, hem daha düşük maliyetli sistemlerle ABD'yi çok daha pahalı savunma mühimmatı kullanmaya zorlamayı hem de İran’ın uzun süre savaşabilme yeteneğini artırmasını sağlamaktadır. Ayrıca Çin, petrollerinin en büyük alıcısı olarak, savaştaki İran’a on milyarlarca dolarlık destek vermiştir. Üstelik Çin'in yuan merkezli finansal altyapısı İran'ın ABD yaptırımlarını aşmasına da çok yardımcı olmaktadır. Kısaca Çin, sahada görünmeyen ama doğrudan savaşın seyrine etki eden ve İran'ın ekonomik olarak tamamen boğulmasını önleyen alternatif bir finansal ve ticari ekosistem sağlamaktadır.
SONUÇ: EV ÖDEVİNDEN TAM PUAN
Beş başlığın hepsinin de ispatladığı şey, İran’ın savaşın başlarında, lider kadrosunu koruyamayan, ABD/İsrail’in hava üstünlüğüne cevap veremeyen, Körfez ülkelerini vurarak bölgede kendini yalnızlaştıran, Rusya ve Çin’den yeterli destek alamayan taraf gibi görünmesine rağmen gerçeğin hiç de böyle olmadığıdır. Onlarca yıldır, bölgede İsrail’e karşı kurduğu “Direniş Ekseni”nin ve ABD ile savaşan diğer ülkelerin yarattığı büyük tecrübeyi, “şeytan” ile gerçekleşeceği kesin olan savaşta yani vatan savunmasında kullanmış, Rusya ve Çin ile “görünmez” bir stratejik ittifak geliştirmiş ve ev ödevini kusursuz yapan bir öğrenci gibi, bu büyük sınavdan alnının akıyla çıkmıştır. Darısı, ABD’yi kızdırmadan, onun emperyal istekleri karşısında taviz vererek, deyim yerindeyse canavarı yatıştırarak “barış” temin edileceğini sanan devlet anlayışlarının başınadır.

KAYNAKÇA:
- https://www.amerikanets.com/p/debasification?hide_intro_popup=true
- https://jiss.org.il/en/grinberg-irans-mosaic-defense-faces-its-real-test/
- https://www.britannica.com/event/2026-Iran-war
