İran’ın Zaferi ve Yeni Dünya Paneli’nde ortak vurgu: ABD yenildi TRÇİ yükseliyor
Yoğun ilgi gören ‘İran’ın Zaferi ve Yeni Dünya’ panelinde İran’ın direnişi ve bölgesel güç dengelerindeki değişim ele alındı. Konuşmacılar, Türkiye, İran, Rusya ve Çin ekseninde şekillenen yeni bir dünya düzenine dikkat çekti. Doğu Akdeniz ve Batı Asya’daki gelişmeler de değerlendirildi.
Vatan Partisi Avcılar İlçe Başkanlığı “İran’ın Zaferi ve Yeni Dünya” paneli düzenledi. Panele birçok isim katıldı. İran’ın ABD/İsrail karşısında kazandığı zafer ve bölgedeki askeri dengelerin değişimi geniş yankı buldu. Konuşmacılar, Doğu Akdeniz ve Batı Asya’daki emperyalist planlara karşı uyardı. ABD’nin bölgedeki gücünün kırıldığını ifade eden konuşmacılar, Türkiye, İran, Rusya ve Çin ekseninde şekillenecek yeni dünya düzeninin kaçınılmaz olduğunu vurguladı.
‘İRAN HALKI ZAFERİN EN ÖNEMLİ UNSURU’
İran halkının zaferin en önemli unsuru olduğu belirten İran İslam Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu Ahmad Mohammadi şunları söyledi:
“ABD, en güçlü silahlara sahip olduğunu söylüyordu. Ancak ABD’nin İran karşısında 40 gün dayanma gücü yok. ABD’nin sözde gücü dünya önünde kırıldı. Dünya artık tek kutuplu değildir. ABD bundan sonra diğer ülkelere kendi taleplerini dayatamaz.
‘DÜŞMANA ALAN AÇMAK KOMŞULUK DEĞİL, HAİNLİK’
“Bazı bölge ülkelerinin de bilmeleri gerekiyor ki emniyet ve güvenlik satın alınabilecek şeyler değildir. Kendi toprağınızı ve bölgenizi düşmana açarsanız, komşunuza saldırması için alan sağlarsanız; orada dini liderlerin ve masum çocukların şehit edilmesi, bunun adı komşuluk değil, hainliktir. Bazı bölge ülkeleri komşuluk kurallarını Türkiye’den öğrenmelidir. Türkiye Cumhuriyeti ve milleti, her zaman zor dönemlerde İran devleti ve milletinin yanında olmuştur. Bu duygular karşılıklı olarak İran ve halkında da aynıdır; zor durumlarda İranlılar da Türklerin yanında olmuştur.
TÜRKİYE, İRAN, RUSYA, ÇİN VURGUSU
“İşbirliği ve sorunların çözümü bölgede yalnızca komşu ülkeler aracılığıyla sağlanmalıdır. Bölge ülkeleri, özellikle Orta Asya, Avrasya ve Orta Doğu, kendi aralarında güvenliği, istikrarı ve egemenliği paylaşabilirler. İran, bölgede jeopolitik gücüyle; bilgi ve sanayi yönüyle, Çin ekonomi ve sermaye gücüyle; Rusya güvenlik, ekonomi ve transit yönüyle; Türkiye ise ekonomi, transit ve jeopolitik potansiyelleriyle, iş birliği içinde birbirlerini tamamlayıcı olabilir. Diğer ülkeler de bu gruba dahil olarak daha büyük bir güç elde edebilirler. Ülkeler, kendi güvenliklerini sağlayabilirler. ABD, kendi güvenliğini sağlama gücü yokken başka ülkelerin güvenliğini sağlayamaz.”
‘SIRADAKİ HEDEF TÜRKİYE’
Vatan Partisi Genel Başkan Yardımcısı Ethem Sancak da Türkiye’ye ilişkin tehlikelere dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:
“Amerika’nın başkanlığında İsrail, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi toplanarak Doğu Akdeniz’deki enerji kaynaklarının bölüşülmesini planladılar. Bu, Türkiye’yi Akdeniz’den kovma planıdır. Dikkat edin, Türkiye bu toplantıya çağrılmadı. Çünkü o toplantı, doğrudan Türkiye’nin sahip olduğu kaynakları yağmalamak ve bölüşmek üzere yapılan bir programdır.
“Kendilerince İran planlarını tamamladıktan sonra sıranın Türkiye’ye geleceğini düşünüyorlar. Dolayısıyla Türkiye bu tehdide hazır olmalı. Devletimiz de bu doğrultuda çok ciddi hazırlıklar yapıyor. Geçenlerde Millî Güvenlik Kurulu kararıyla büyük şehirlerimizdeki millet bahçelerinin altına sığınaklar inşa edilmesi yönünde adımlar atıldı. Demek ki bir saldırı bekliyoruz. Biz sıradaki hedefiz; çünkü Asya’nın en güçlü kapılarından biri Türkiye’dir. Bize rağmen Amerika ve Batı sistemi Asya’yı çökertemez. Batı, çöküşü engellemek için gözüne kestirdiği Çin’i durdurmak istiyor ancak Çin’in doğal müttefiklerinin İran, Türkiye ve Rusya olduğunu da çok iyi biliyor.
‘NATO’NUN SONU GELİYOR’
“Cumhur İttifakı bünyesinde de TRÇ ittifakı dillendirilmeye başladı. Rusya-Türkiye-Çin ittifakı fikri, başta Sayın Devlet Bahçeli olmak üzere siyasi liderler tarafından açıkça ifade ediliyor. Öyle zannediyorum ki bu, Cumhurbaşkanlığı makamının da paylaştığı ve yürüttüğü gizli bir devlet politikasıdır. Bu bir diplomasidir. Takdir edersiniz ki bu tür stratejik dengeler hemen bugünden yarına ilan edilmez; süreç içinde olgunlaşır.
“Önümüzdeki süreçte NATO’nun önemli bir zirvesi Ankara’da yapılacak ve herkesin ortak yorumu şudur: ‘Bu zirve, NATO’nun mezarının kazıldığı zirve olacaktır.’ Trump yeniden yönetime geldiğinde Avrupa’nın bütçe yüklerini ve sosyal maliyetlerini onların sırtına yükleyecek ve NATO tamamen paramparça olacaktır. Şimdi bazı yorumcular çıkıp, ‘Amerika çekilirse NATO’nun başına Türkiye geçer, Avrupa’nın savunmasını biz üstleniriz.’ gibi hayaller kuruyorlar. Türkiye’de hiçbir iktidar böyle bir emperyalist taşeronluğu kabul ederek ayakta kalamaz; halk buna müsaade etmez.
“Şimdi yeni bir dünya doğuyor; uluslararası ilişkilerde adaletin, eşit bölüşümün ve kardeşliğin hâkim olduğu yeni bir düzene geçiyoruz. İnsanlık yeni bir evreye atlayacak. Bilimsel ve teknolojik olarak da insanlık çok ileri bir noktaya geldi. Önümüzdeki 30-40 yıl içinde bu yeni dünyanın yaratacağı bilimsel atılım, uzay eksenli bir döneme yol açacak ve bizim buna da hazırlanmamız gerekiyor.”
‘Yeni bir tarih yazımı başladı’
24., 25. ve 26. Dönem AK Parti Milletvekili Mehmet Metiner:
“Sadece İran ve Ortadoğu değil, dünya devrimler tarihi açısından da çok büyük bir milattır. Yeni bir tarih yazımı başlamıştır. Biz yalnızca Şii ya da Sünni değiliz. Cumhurbaşkanımızın da her seferinde dile getirdiği gibi bizim Şiilik, Sünnilik, Hanifilik, Şafilik, Caferilik diye bir dinimiz yok. Bizim İslam diye bir dinimiz var. Birlikte aynı kıbleye yürüyen insanlarız.
“ABD İran’a saldırırken Sünniliğini, Şiiliğini fark edenler, Amerika’nın ve İsrail’in içimizdeki aparatlarından başka bir şey değildir. HAMAS’a ‘terör örgütü’ diyenlerden İran olumlamaları bekleyebilir misiniz?
“Her yeri Kerbela gibi gören, her günü Aşura gibi gören, ölümü ölümsüzlük bilen bir milleti kimse yenemez. Amerika’nın İran rejimiyle bir sorunu yoktu. İran’ı Amerika nezdinde tehdide dönüştüren şey, uluslararası sisteme boyun eğmemesiydi. Bir ülkenin şeriatla yönetiliyor olması tehdit unsuru değildir. Kendi kontrolündeki şeriatı kabul ediyorlar. Amerika bilsin ki biz, İran şahsında yapmak istediklerini biliyoruz ve buna asla ‘evet’ demeyeceğiz. Sonuna kadar, direnen İran halkının yanında saf tutacağız. Kendi aramızda bir hesabımız varsa, bu savaş bittikten sonra otururuz, kardeş kardeş konuşuruz; birbirimize yanlış yapmışsak helalleşiriz, güç birliği yaparız, küffara karşı dururuz.
‘BİRBİRİMİZE GÜVENEREK HER ŞEYİ BAŞARIRIZ’
“Yeni dönemde Sayın Bahçeli defalarca altını çizdiği gibi, Türkiye’nin öncü rol alabileceği; İran, Rusya ve Çin denklemlerine uygun yeni bir kutuplaşmanın gerekli olduğunu, yeni bir dünya düzeninin oluşturulacağını görüyoruz.
“NATO’nun gücünü çok abarttılar. Yeni Zelenskylere gerek yok. Artık tek kutuplu dünya düzeninden parça parça çok kutuplu bir dünya düzenine geçiş hareketindeyiz.
“Türkiye bu yeni dünya düzeninde yerini alacak, İran ise bu savaştan tecrübe ve dersler çıkararak kendini yeniden şekillendirecektir. Rusya, Çin ve buna katılacak. Diğer ülkelerle birlikte Körfez ülkelerinin de zamanla kendi pozisyonlarını değiştirecekleri kanaatindeyim.”
Panele katılan isimler
Siyasi parti temsilcileri ve kitle örgütlerinin temsilcileri de panele katılım sağladı:
Vatan Partisi İstanbul İl Başkanı İbrahim Okan Özkan, DSP İstanbul İl Yönetim Kurulu Üyesi Hüseyin Yaylıcıoğlu, Saadet Partisi Avcılar İlçe Başkanı Şaban Yılmaz, Demokrat Parti İlçe Başkanı Serdar Ural, BTP İlçe Başkanı Tuncay Urtekin, AK Parti Avcılar Yönetim Kurulu Üyesi Erol Bahadır Bilgiç, Avcılar AK Parti Belediye Meclis Üyesi Tarkan Kaya, Avcılar Kent Konseyi Başkanı Turgay Halisçelik, TAŞKONFED Yönetim Kurulu Başkanı Murat Kılınç, Batman, Siirt Dernekler Federasyonu Başvekili Mehmet Nuri Ertuğrul, Doğu ve Güneydoğu Konfederasyonları Başvekili Talat Arpacan, Görev Vakfı Başkanı Erkan Önsel, Gaziler Derneği Başkanı Nurettin Ağaoğlu, CAFERİDER Başkanı Hasan Babur, Dünya Türk Ticaret Platformu (DUTTİP) Genel Başkanı Ahmet Ortatepe, Xarzan Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Selami Arpacık, Firuzköy Trakya ve Rumeli Kültürünü Yaşatma Vakfı Başkanı Halil Baykal, İstanbul Kasaplar Odası Başkanı Ali Güla, Rumeli Balkanları Federasyonu Başkan Yardımcısı Okan Özcan, Öntürk Akademisi Başkan Yardımcısı Halit Dolu, Avcılar Cumhuriyet Kadınları Derneği Başkanı Vildan Kambur, Avcılar Tokat Dernekler Federasyonu (TOKDEF) Başkanı Veysel Sıldır, Avcılar Şanlıurfalılar Derneği Başkanı Önder Güneş, Avcılar Esnaf ve Sanatkarlar Derneği Başkanı Şahin Gültekin, Siirtliler Vakfı Esenyurt Şube Başkanı Sayın Nejat Yayla, Kızılay Yöneticileri Rıdvan ve Kader Zirek, Avcılar Üniversite Mahallesi Muhtarı Gülten Ekici, Merkez Mahallesi Mehmet Raufoğlu, Pendik Ehlibeyt Camii İmamı Aslan Başaran.
‘Şimdiye kadar ABD’ye böyle darbe vurulmadı’
24. Dönem CHP Milletvekili Ali Özgündüz şöyle konuştu:
“Kuşkusuz bu, dünyanın bugüne kadar gördüğü en büyük, en modern savaş kuşatmasıydı ama en sonunda Hürmüz Boğazı’ndan arkalarına bakmadan geri dönmek zorunda kaldılar. Amerika bugün bölgede bir direniş potansiyeline takılı kalmış, burayı geçememiştir. Radara yakalanmaz denilen F-35’ler bile bu süreçte düşürüldü. Amerika’nın kuruluş tarihinden beri dünyada hiçbir güç, Amerika’ya böyle bir darbeyi vuramamıştır.
“Dolayısıyla herkes net bir şekilde görmelidir ki İran, Körfez’deki Arap ülkelerine veya komşularına saldırmıyor; oradaki emperyalist Amerikan üslerini ve varlığını hedef alıyor. Kendi ürettikleri yapay bir ‘İran öcüsü’ algısıyla o ülkeleri haraca bağlıyorlar. Oysa İran’ın komşularına saldırmak gibi bir niyeti de, komşularıyla çözülmeyecek bir problemi de yoktur. Bizim asıl gözümüzü çevirmemiz ve sorgulamamız gereken yer Siyonist İsrail rejimidir; Gazze’de, Filistin’de yaşanan büyük dram ve oradaki haklı direniştir.
MEZHEP MESELELERİNİ BİR KENARA BIRAKIN’
“Mezhep meselesini bir kenara bırakın. Mezhepler İslam’ın içindeki zenginliklerdir. Şöyle düşünün: Bir evde yangın varsa, ‘Bu yangını söndürmek için koşan insan kimdir, mezhebi nedir?’ diye bakılmaz; o yangını söndürecek bir çare aranır.
‘İRAN DEMEK BİZ DEMEKTİR’
“Bu zafer sadece İran devletinin değil, Batı Asya’nın zaferidir. İran demek biz demek. Eğer İran bu süreçte küresel kuşatmaya karşı direnemeseydi, Allah korusun içeriden çözülüp dağılsaydı, eğer bu set yıkılsaydı, bugün sınırımızın hemen ötesinde doğrudan Siyonist İsrail üsleri ve Amerikan ordusu konuşlanmış olacaktı. Bu da İsrail’in ‘Arz-ı Mev’ud’ (Vaat Edilmiş Topraklar) ideali doğrultusunda bölgeyi tamamen yutması anlamına gelirdi.
“Oluşan bu yeni dünya düzeninde Türkiye, İran ve Pakistan, bu coğrafyanın sarsılmaz çekirdeğini oluşturacaktır. Nükleer teknolojiye ve askeri tecrübeye sahip olan Pakistan, köklü devlet geleneklerine sahip Türkiye ve İran, kendi aralarındaki bu güçlü iş birliğini büyüterek bölgedeki diğer aktörlerle birleştirecektir. Elbette küresel ölçekte Rusya ve Çin ile de dengeli, karşılıklı çıkara dayalı müttefiklik ilişkileri geliştirilecektir.”




