İsrail DEM Parti'nin içinde! Öcalan uyarmıştı...
Öcalan’ın PKK’ya 27 Şubat’ta devlet ve milletle bütünleşmek için silah bırakma çağrısı turnusol kâğıdı oldu. DEM Parti içinde İsrail’in ne kadar etkili olduğu ortaya çıktı. PKK elindeki silahları bırakırken DEM Parti ‘zihinlerdeki silahlara’ sıkı sıkı sarıldı.
Zihinlerdeki silahları bırakmakta direnen DEM Parti, bugün Öcalan’ın 27 Şubat çağrısının hatta PKK’nın bile gerisinde. 27 Şubat’tan beri bazı çıkışlarıyla süreci zora sokan DEM Parti, özellikle komisyon heyetinin İmralı’ya gitmesinin ve Öcalan’ın ‘muhatap’ gösterilmesinin ardından adeta vites yükseltti. DEM Parti Öcalan’ın çağrısındaki ‘Devlet ve milletle bütünleşme’ ana eksenini göz ardı ediyor. Ayrılıkçı ve aşırı talepler dillerden düşmüyor. Suri-ye’nin kuzeyindeki PYD elebaşlarından İsrailci İlham Ahmed’i Türkiye’de düzenlediği kon-feransa konuşmacı yapıyor. DEM Parti bütünleşmeye karşı adımlarıyla ABD/İsrail planlarında rol alıyor. İsrail, Suriye’nin ve en büyük güvenlik riski olarak gördüğü Türkiye’nin zayıflaması için her iki ülkedeki süreçleri baltalarken, yerli unsurları kullanıyor. Bu çerçevede bakınca eski HDP Washington Temsilcisi Giran Özcan’ın, Yahudi Ulusal Güvenlik Enstitüsü’nde göreve başlaması bir tesadüften öte anlamlar barındırıyor.
ÖCALAN’IN İSRAİL UYARISI
PKK’nın feshi ve silah bırakması süreci DEM Parti içindeki kutupları belirginleştirdi. 27 Şubat çağrısı öncesi Öcalan’ın İmralı heyetine Pervin Buldan ve Sırrı Süreyya Önder’i seçmesi dikkat çekici. Öcalan’ın iki isme de İsrail’in suikastları ve süreci bozma girişimleri konusunda uyarı yaptığı biliniyor. Ölümünden önce Vatan Partisi heyetini ziyaret eden Önder, bu uyarıları aktarmış hatta aracına suikast düzeneği kurulduğuna dair fotoğrafları göstermişti.
TUTANAĞA ŞERH
27 Şubat’ta Türkiye’nin bütünleşmesi sürecine kapı açan çağrının ardından DEM Parti içindeki isimlerden süreci zora sokacak “Öcalan’ın özgürlüğü, anadilde eğitim, Anayasa’da Kürt tanımı” gibi mesajlar gelmeye başlamıştı. Parti içinde sık sık düzenlenen toplantılarda kullanılan dil konusunda uyarılar yapılmıştı. Ama özellikle komisyonun İmralı’ya yaptığı ziyaretin ardından DEM Parti cephesi Öcalan’ı “muhatap” ilan ederek ayrılıkçı söylemlerinde de vites yükseltti.
Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun rapor aşamasına geldiği süreçte Terörle Mücadele Yasası’nın kaldırılması gibi talepler dile getiren DEM yetkilileri, ‘af’ ifadesine ise karşı çıkıyor. DEM Parti, komisyonun İmralı ziyaretinin ardından hazırlanan tutanağa da şerh düşerek süreci bulandıracak hamlelerini sürdürüyor.
ULUS DEVLETİ HEDEF ALDI
Son olarak DEM Parti 6 Aralık günü İstanbul’da “Uluslararası Barış ve Demokratik Toplum Konferansı” düzenledi. Burada açılış konuşması yapan Tuncer Bakırhan kimliklere, inançlara ‘anayasal güvence’ ve ‘merkeziyetçi değil, yerinden yönetim’ istedi. Ortadoğu’daki krizin tam merkezinde Türkiye’nin yer aldığını söyleyen Bakırhan çözüm modelini de şöyle açıklıyor: “Ortadoğu’da ulus devlet krizi derinleşiyor. Türkiye tercih edeceği demokratik dönüşümle bu krizi aşabilir. Bizce yeni siyasal model demokratik ulus ve onun biçimi olan demokratik cumhuriyettir. Halklarını zenginlik gören, farklılıkları tehdit değil güç kaynağı sayan, merkeziyetçi değil yerinden yönetimle güçlenen tepeden inme değil tabandan yükselen tek tipleştiren değil çoğulculuğu anayasal güvenceye alan bir sistem. İkinci yüzyılda ihtiyacımız olan tüm kimlik ve inançların eşit yurttaş olduğu, refahın eşit paylaşıldığı adil bir düzendir.”
Bu sözlerin öncesinde ABD Büyükelçisi Tom Barrack’ın Yunan gazetesine verdiği “1919’dan beri ulus devletler tarafından engellenmiş durumdayız” röportajını hatırlatmakta fayda var…
KONFERANSTA AHMED’İ KONUŞTURDU
DEM konferansında konuşturulan isimler de dikkat çekici. PKK’nın Kandil’de silah bırakan kadrosu yerine, Suriye’de 10 Mart Mutabakatı’na ayak direyen, ayrılıkçı taleplerinden vazgeçmeyen PYD elebaşlarından bir konuşmacı seçildi; PYD’nin İsrail’le temas halindeki yöneticilerinden İlham Ahmed. Görüntülü bağlantı yaparak konferansa katılan Ahmed “Amerika’nın başkanı ‘barış’ diyorsa, Türkiye ve Suriye’de de barışa el atsın. Bugün herke-sin sorumluluk alması gerekiyor.” diye konuştu.
Ahmed, ocak ayında doğrudan İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar ile telefon görüşmesi yapmış, Suriye’deki durumlarını anlatmıştı. Ardından İsrail gazetesi Jerusalem Post‘a röportaj veren Ahmed, “Ortadoğu’da güvenli ve demokratik bir çözümün ancak İsrail’in katılımıyla mümkün olacağını” söylemişti. Ahmed, özellikle Suriye’deki sınır bölgelerinin güvenliği için İsrail’in çözüm sürecinde yer almasını istemişti.
İSRAİL’İN ADAMINI DESTEKLEDİ
Ahmed açıklamalarının kasıtlı olarak çarpıtıldığını öne sürse de İsrail’in Suriye’nin güneyine Dürzileri koruma bahanesiyle yerleşmesine ses çıkarmamıştı. Aksine Süveyda’da İsrail ile işbirliği içerisinde bir Dürzi ayaklanması çıkarmaya çalışan Hikmet El Hicri’yle işbirliği yaptı. Hicri, İlham Ahmed’in ev sahipliğinde düzenlenen “Ortak Tutum Konferansı”na video mesaj göndermişti.
Ayrıca Süveyda’da gerginliğin başlamasıyla birlikte hareketlenen terör örgütü, önce Kamışlı, Rakka ve Deyrezor’da silahlı konvoylarla gövde gösterileri yapmış, ardından Dürzilere yardım bahanesiyle Süveyda’ya gitmek üzere konvoy yola çıkarılmıştı. Hikmet El Hicri’nin kendileri ile PYD/YPG arasında bir koridor talebine olumlu yanıt veren İlham Ahmed “Hazırız” demişti.
Eski HDP temsilcisi ‘rejim değiştirme merkezi’nde
Eski HDP Washington Temsilcisi Giran Özcan, Washington merkezli düşünce kuruluşu Amerika Yahudi Ulusal Güvenlik Enstitüsü (JINSA) bünyesinde “Kürt İşleri Uzmanı” (Fellow for Kurdish Affairs) olarak göreve başladı.
Sosyal medya hesabı üzerinden yeni görevini açıklayan Özcan, paylaşımında şu ifadelere yer verdi: “Bu rolün, değişen Orta Doğu’da Kürt halkının ve taleplerinin artan öneminin daha derinlemesine anlaşılmasına katkı sunmasını umuyorum.”
1976 yılında kurulan JINSA sıradan bir enstitü değil. ABD güvenlik politikalarının İsrail’in çıkarlarıyla tam uyumlu hale getirilmesi için çalışıyor. ABD’deki “şahin” kanadın etkili olduğu enstitünün gündeminde bölgemizdeki rejim değişiklikleri, İran’a karşı saldırgan politika gibi maddeler var. JINSA’nın yönetim kurulunda, ABD ordusundan emekli generaller ve İsrail güvenlik bürokrasisiyle doğrudan ilişkili isimler yer alıyor.
‘SDG İsrail’in etkisindedir’
DEM Parti heyetinin Abdullah Öcalan’la 21 Nisan 2025’te İmralı Adası’nda yaptığı görüşme tutanaklarını Aydınlık yazmıştı. Tutanaklarda sohbet Abdullah Öcalan’ın Pervin Buldan’ın Roma’da yaptığı kazayı yorumlamasıyla başlıyor. Öcalan kazayı suikast girişimi olarak niteliyor, geçmişten örneklerle İsrail istihbarat örgütü MOSSAD’ın yaptığını ifade ediyor, “Sırrı’dan sonra sıra sana da gelebilir.” diyor.
Öcalan, İsrail’in ABD desteğiyle Ortadoğu’daki planlarına dikkat çekiyor. Sıranın İran ve Türkiye’ye geldiğinin altını çiziyor. PKK içindeki bazı isimler ile Suriye’nin kuzeyinde konuşlanan YPG’nin İsrail güdümünde hareket ettiğini belirtiyor: “SDG İsrail’in etkisindedir. Bunu ancak ben engelleyebilirim.”
ABD ve İsrail’in ayrı devlet vaadiyle Kürtleri kandırmaya çalıştığını belirten Öcalan, fesih ve silah bırakma sürecine karşı çıkanlara “Stratejik üstünlüğü İsrail’e verelim mi, ne diyecek bu lafazan kalemşörler? ‘Ülkemiz Türkiye’ diyoruz, burayla hareket ediyoruz, e sen niye karşı çıkıyorsun?” yanıtını veriyor.



