12 Ağustos 2026 Çarşamba
İstanbul 31°
  • Şırnak
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Şanlıurfa
  • Çorum
  • İstanbul
  • İzmir
  • Ağrı
  • Adıyaman
  • Adana
  • Afyon
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Düzce
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gümüşhane
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • Kırşehir
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kütahya
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muş
  • Muğla
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

Kadim efsaneden ‘linç kültürü’ne: ‘Zamanda Sarıkız’ okurlarla buluştu

Ses sanatçısı ve yazar Onur Akay’ın ilk romanı “Zamanda Sarıkız”, Bozkır Kitaplığı etiketiyle okurla buluştu.

Kadim efsaneden ‘linç kültürü’ne: ‘Zamanda Sarıkız’ okurlarla buluştu
KÜLTÜR SANAT SERVİSİ

Kaz Dağları’nın asırlık Sarıkız efsanesini merkezine alan roman, geleneksel bir folklor anlatısının ötesine geçerek günümüzün dijital linç kültürü ile akademideki iktidar ve intihal savaşlar

AKADEMİDE İNTİHAL VE İTİBAR SUİKASTI

Kadim efsaneden ‘linç kültürü’ne: ‘Zamanda Sarıkız’ okurlarla buluştu - Resim : 1

Roman, Kaz Dağları’ndaki kadın efsaneleri ve toplumsal bellek üzerine doktora tezi hazırlayan genç akademisyen Serra’nın yaşadığı itibar suikastıyla başlıyor. Serra’nın yıllarını verdiği araştırmasının, tez danışmanı Profesör Levent Akar tarafından intihal edilerek kendi makalesi gibi yayımlanması ve ardından suçun öğrenciye yıkılması, akademideki hiyerarşik çürümeyi gözler önüne seriyor.

Üniversite yönetiminin hakikati değil unvanı ve “itibarı” koruma refleksi karşısında çaresiz kalan Serra, çareyi İstanbul’u terk ederek anneannesinin Akçay’daki ahşap evine sığınmakta buluyor.

GEÇMİŞLE BUGÜNÜ BİRLEŞTİREN HAFIZA DEFTERİ

Akçay’daki evin tavan arasında bulduğu, anneannesi ve “eşik bekçisi” Suna Ana tarafından kaleme alınan eski bir defter, romanın kurgusal kırılma noktasını oluşturuyor. Akay, zaman yolculuğu temasını fantastik bir ögeden ziyade toplumsal hafızanın sürekliliğini vurgulamak için kullanıyor.

Serra, yüzyıllar öncesinin köyüne Sarıkız’ın en sadık yoldaşı Peruzat’ın bedeninde tanıklık ederken; peşinden Akçay’a gelen Ali ise köyün dürüst genci Kemal’in gövdesinde maziye adım atıyor.

TARİHSEL DÖNGÜ: İFTİRA VE MÜLKSÜZLEŞTİRME

Romanda, yüzyıllar evvel köyün kibirli delikanlıları Mehmet ve Hasan’ın, kendilerini reddeden Sarıkız’dan intikam almak amacıyla “bize büyü yaptı” yalanını uydurması ile günümüz akademisindeki intihal tezgâhı paralel bir kurguyla sunuluyor.

Kitap, erkek egemen toplumsal yapının kadını tarih boyunca ya “cadı” ya da “ermiş” kalıplarına hapsederek mülksüzleştirdiğini, hakikatin ise ancak kadın dayanışması ve toplumsal hafıza ile korunabileceğini vurguluyor.

Onur Akay