13 Haziran 2026 Cumartesi
İstanbul 20°
  • Şırnak
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Şanlıurfa
  • Çorum
  • İstanbul
  • İzmir
  • Ağrı
  • Adıyaman
  • Adana
  • Afyon
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Düzce
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gümüşhane
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • Kırşehir
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kütahya
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muş
  • Muğla
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

‘Kan Kardeşler’ perde dedi! Ve sahnede sınıf kini

İngiliz oyun yazarı Willy Russell’ın 1983 yılında kaleme aldığı ve yıllarca kapalı gişe oynayan kült müzikali ‘Kan Kardeşler’, Devlet Tiyatroları yapımıyla Ankara Atatürk Sanat Merkezi Kırmızı Salon’da sahneleniyor

‘Kan Kardeşler’ perde dedi! Ve sahnede sınıf kini

Devlet Tiyatroları, dünya sahnelerinde en uzun süre aralıksız oynanan müzikallerden biri olan “Kan Kardeşler”i Ankaralı sanatseverlerle buluşturdu. İngiliz yazar ve besteci Willy Russell tarafından 1983 yılında yazılan eser, Emel Aslan'ın çevirisi ve Ebru Kara'nın yönetmenliğiyle Ankara Atatürk Sanat Merkezi Kırmızı Salon’da sahneleniyor. Müzik direktörlüğünü Kemal Alpan'ın üstlendiği yapımda; dönemin ruhunu yansıtan dekor tasarımı Bekir Beğen'e, kostümler ise Gökçe Şener'e ait. Canlı orkestra eşliğinde oynanan oyun, Liverpool'un yoksul mahallelerinde doğan ve bebekken birbirlerinden ayrılmak zorunda kalan ikiz kardeşler Mickey ve Edward'ın yıllar sonra kesişen yollarını konu alıyor.

‘Kan Kardeşler’ perde dedi! Ve sahnede sınıf kini - Resim : 1

HERKES EŞİT KİMİLERİ DAHA EŞİT

Oyunun görünürdeki hikayesi, "ikizlerin birbirini tanıması halinde öleceği" yönündeki bilindik bir batıl inanca dayanıyor. Ancak metnin derinliklerinde yatan asıl mesele, bu inancın perdesi ardına gizlenmiş sert bir sınıf çelişkisi olarak karşımıza çıkıyor. Aynı genetik mirası taşıyan ikiz kardeşlerden birinin zengin bir aileye evlatlık verilmesiyle başlayan hikaye, sistemin yarattığı çelişkiyi açık biçimde ortaya koyuyor. Birilerinin daima "daha eşit" olduğu gerçeği, izleyiciye vurucu bir dille aktarılıyor.

‘Kan Kardeşler’ perde dedi! Ve sahnede sınıf kini - Resim : 2

BİREYSEL KURTULUŞUN TRAJEDİSİ

Müzikalin metinsel yapısı, Amerikan kültür ikonu Marilyn Monroe üzerinden kurulan çarpıcı metaforlarla destekleniyor. Monroe'nun pırıltılı başlayan ancak trajik bir sonla biten hayatı; karakterlerin yaşama sevinçlerinin sistem çarkları arasında yavaş yavaş nasıl öğütüldüğünün bir yansıması olarak işleniyor. Şarkılarda Monroe’a yapılan kinayeli atıflar yaşadığımız trajedinin de altını çiziyor.

Sınıfsal çöküş, müzikalin final sahnesinde Mickey'nin annesine yönelttiği “Onun yerinde ben olabilirdim.” isyanıyla zirveye ulaşıyor. Bu kırılma anı, ezilenlerin sisteme karşı örgütlü bir bilinç geliştiremeyişini ve yalnızca kendi bireysel kurtuluşunu arzulayan o sıkışmış “kendiliğinden sınıf” olma halinin trajedisini gözler önüne seriyor.

‘Kan Kardeşler’ perde dedi! Ve sahnede sınıf kini - Resim : 3

VİCDAN MI ÖCÜ MÜ?

Temsilde oyuncu perfo üvey anne Bayan Lyons rolündeki Zeynep Yalçın Gören oluyor. Gören'in sinir krizi germansları oyunun bu ağır toplumsal mesajını başarıyla sırtlıyor. Bayan Johnstone karakterine hayat veren Şirin Giobbi, rol yapmanın ötesine geçerek son derece doğal ve inandırıcı bir profil çiziyor.

Oyunun anlatım dilini yönlendiren Anlatıcı (Alpay Ulusoy), olay örgüsü boyunca kimi zaman toplumun vicdanını, kimi zaman da karakterlerin ensesindeki tekinsiz bir "öcü"yü canlandırarak gerilimin ritmini belirliyor.

RAPTİYELER

Her ne kadar iyi bir temsil olsa da oyunda bazı aksaklıklar da söz konusu. Hem teknik açıdan hem de oyunun kurgusunda küçük ama dikkat çekici hatalar vardı.

♦ Atatürk Sanat Merkezi Kırmızı Salon’da teknik bir aksaklık yaşandı ve özellikle anlatıcının sesini en önden bile duymakta zorlandık. Keza Linda karakterini canlandıran Esin Ercan’ı da anlayamadık.

♦ Linda’nın Mickey ve ailesiyle birlikte neden taşındığına yer verilmedi.

♦ Oyunda Bayan Johnstone 7 çocuğu olduğundan söz etti ama sahnede 4 çocuk vardı.

♦ Anlatıcı, Bayan Johnstone’u çocuğunu satmakla yargılıyordu fakat Bayan Johnstone, işten kovulurken aldığı 50 sterlinlik tazminat dışında bir para almadı. Üstelik çocuğunu verdikten sonra evine haciz geldi.

♦ Mickey’nin hapse düştüğü dönemde depresyona girerek ilaç kullanması bağımlılık olarak ele alındı. Oyunun yazıldığı dönemde toplumun modern tıbba yaklaşımı geri bir noktada değildi.

Tiyatro Ankara