Kaşıkçı cinayetinin bedeli 2 milyar dolar mı? İşte Kushner’ın Suudi bağlantısı
The New Yorker, Trump’ın damadı Jared Kushner’ın Cemal Kaşıkçı cinayetinin ardından Muhammed bin Selman’ı savunduğunu ve ayrılmasından aylar sonra Suudi fonunun şirketine 2 milyar dolar yatırdığını yazdı. Kushner’ın Gazze için 112 milyar dolarlık yeniden inşa planı da dikkat çekiyor.
The New Yorker’dan Dexter Filkins’in çalışması, Kushner’ın yürüttüğü dış politika faaliyetleri ile özel ticari çıkarları arasındaki milyarlarca dolarlık bağlantıları ele aldı.
The New Yorker’ın haberine göre, Gazze’de milyonlarca kişi çadırlarda ve yıkılmış yapıların arasında yaşam mücadelesi verirken Jared Kushner, Davos’ta bölgenin geleceğine ilişkin farklı bir tablo sundu. Kushner’ın “Project Sunrise” olarak adlandırdığı plan; gökdelenler, lüks konutlar, ofis kuleleri ve hızlı tren hatlarının inşa edildiği, istihdamın yüzde 100’e ulaştığı bir Gazze öngörüyor. Projenin 10 yıl içinde hayata geçirilebileceği belirtiliyor.
12 MİLYAR DOLARLIK GAZZE PLANI
The New Yorker’ın haberine göre, Kushner’ın Gazze için hazırladığı projenin toplam maliyeti 112 milyar dolar olarak hesaplanıyordu. Finansmanın uluslararası bağışçılar ve bölge ülkelerinden sağlanması, özel sektörün ise projeyi büyük bir yatırım fırsatı olarak değerlendirmesi hedefleniyordu.
Kushner, yatırımcıları projenin yaratacağı büyük ekonomik potansiyele hazırlanmaya çağırırken, planı “felaket ölçüsünde başarı” hedefiyle tanımlıyordu.
TRUMP’IN “RİVİERA” HAYALİNİN DETAYLI HALİ
Söz konusu proje, Donald Trump’ın Gazze’yi “Ortadoğu’nun Riviera’sına” dönüştürme fikrinin daha kapsamlı ve ayrıntılı bir versiyonu olarak öne çıkıyordu.
Eski Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı Philip Gordon’ın The New Yorker’a yaptığı değerlendirmeye göre, Davos’taki bazı katılımcılar sunumu gerçekçi bulmadı. Gordon, dinleyicilerin projeye yönelik tepkisini, “Tam bir fantezi gibi geldi” sözleriyle aktardı.
KUSHNER’IN GAZZE’YE BAKIŞI
Ancak Kushner açısından Gazze’yi bu şekilde değerlendirmek yeni bir yaklaşım değildi. The New Yorker’ın araştırmasına göre Trump’ın damadı, uzun süredir uluslararası siyasetin en karmaşık meselelerine dahi büyük ölçekli gayrimenkul projeleri ve yatırım fırsatları perspektifinden yaklaşıyor.
GAZZE ATEŞKESİNİN MASASINDA KUSHNER
Kushner, Trump’ın ikinci başkanlık döneminde resmi bir görev maaşı almamasına rağmen Özel Temsilci Steve Witkoff ile birlikte Gazze, İran, Ukrayna ve Rusya gibi kritik dosyalarda aktif rol üstlendi.
The New Yorker’ın haberine göre Kushner’ın Gazze’deki diplomatik çalışmaları Trump’ın göreve başlamasından önce başladı. Witkoff ile birlikte Hamas’ın elindeki rehinelerin serbest bırakılması ve ateşkes sağlanması için yürütülen görüşmelere katılan Kushner, İsrail, Katar, Türkiye ve Suudi Arabistan’dan yetkililerle temaslarda bulundu.
Süreçte İsrail’in Katar’a düzenlediği saldırı sonrası Trump’ın Netanyahu’ya baskı yapması önemli bir dönüm noktası oldu. Ardından Kushner ve Witkoff, Mısır’da Hamas temsilcileriyle görüşerek rehinelerin serbest bırakılması ve İsrail’in Gazze’de saldırılara yeniden başlamaması konusunda anlaşmaya vardı.
Ancak Biden yönetiminde görev yapmış üst düzey bir yetkili, The New Yorker’a göre ateşkeste asıl belirleyici kişinin Kushner değil Trump olduğunu savundu.
GAZZE’DE BARIŞ KURULU
Ekim ayında imzalanan 20 maddelik anlaşma; Hamas’ın silahsızlandırılmasını, İsrail güçlerinin çekilmesini ve Gazze’nin yeniden inşasını öngörüyordu. Trump ise uygulamayı denetlemek üzere Kushner’ın da yer aldığı “Barış Kurulu”nu oluşturdu.
Kurul, Trump’ın tasarladığı modelde bir milyar dolar katkı sağlayan ülkelerin katılabileceği, adeta özelleştirilmiş bir Birleşmiş Milletler yapısı olarak kurgulandı.
Ancak İran savaşının başlamasıyla Gazze Washington’ın gündeminde geri plana düştü. Hamas silahlarını bırakmazken İsrail ordusu Gazze’nin yarısından fazlasını kontrol etti ve yeniden İsrail yerleşimleri kurulmasına yönelik çağrılar arttı.
The New Yorker’ın aktardığına göre sonraki aylardaki İsrail saldırılarında çoğu sivil yaklaşık bin Filistinli hayatını kaybetti. İnsani yardım da İsrail’in taahhüt ettiği miktarın yaklaşık üçte birinde kaldı. Yardım görevlileri, Gazze nüfusunun yaklaşık üçte ikisinin yetersiz beslendiğini ve temiz suya erişimin büyük ölçüde ortadan kalktığını belirtti.
Gazze’de aşevleri ağı yöneten Hani Almadhoun ise Kushner’ın yardım etmeye çalıştığını düşündüğünü, ancak Gazze üzerinde gerçek bir etkisinin olmadığını söyledi.
KUSHNER’IN YATIRIM AĞI
The New Yorker’ın araştırması, Kushner’ın Gazze diplomasisi ile ticari faaliyetleri arasındaki ilişkiye de odaklanıyor.
Kushner, milyarlarca dolarlık özel sermaye şirketi Affinity Partners’ın sahibi. Fonun en büyük yatırımcıları ise Kushner’ın dış politika kapsamında temas ettiği Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar gibi bölge ülkeleri.
MUHAMMED BİN SELMAN İLE YAKIN İLİŞKİ
Bu ilişkilerin önemli bir bölümü Trump’ın ilk başkanlık döneminde şekillendi. Kushner, o dönemde Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile yakın bir kişisel ilişki geliştirdi.
The New Yorker’a göre ikili sık sık telefonla görüşüyor, Kushner zaman zaman MBS’nin yaklaşık 500 milyon dolar değerindeki “Serene” adlı yatında da vakit geçiriyordu.
Kushner ile MBS arasındaki bu yakınlık, yalnızca kişisel bir ilişki olarak kalmadı; Amerikan dış politikasında da karşılık buldu.
KAŞIKÇI CİNAYETİ VE KUSHNER’IN MUHAMMED BİN SELMAN DESTEĞİ
The New Yorker’ın haberine göre, Trump’ın 2017’deki Riyad ziyaretinin ardından Suudi Arabistan ve BAE’nin Katar’a yönelik ablukası başlarken, Muhammed bin Selman da Riyad’daki Ritz-Carlton Oteli’nde çok sayıda Suudi prens ve iş insanını gözaltına aldı.
Lübnan Başbakanı Saad Hariri’nin Riyad’a çağrılarak televizyonda istifasını açıklamak zorunda bırakılması da aynı dönemde yaşandı.
Ancak Suudi yönetimiyle Washington arasındaki en büyük kriz, 2018’de gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın İstanbul’daki Suudi Başkonsolosluğu’nda öldürülmesiyle ortaya çıktı. ABD istihbaratı, cinayetin Muhammed bin Selman’ın onayı veya talimatıyla gerçekleşmiş olabileceği değerlendirmesinde bulundu.
The New Yorker’ın görüştüğü eski ABD’li yetkililere göre Kushner ise buna rağmen Beyaz Saray içerisinde Muhammed bin Selman’a destek verdi. Trump da Veliaht Prens’in cinayetten haberdar olmadığı yönündeki görüşünü dile getirdi.
Kushner’ın yaklaşımında, Suudi Arabistan’ın İran’a karşı ABD için önemli bir stratejik ortak olduğu düşüncesinin etkili olduğu belirtiliyordu.
SİYASİ YAKINLIĞIN MALİ KARŞILIĞI
The New Yorker’ın araştırmasına göre bu yakın siyasi ilişkinin önemli ekonomik sonuçları ise birkaç yıl sonra ortaya çıktı. Kushner’ın Beyaz Saray’dan ayrılmasının ardından, Muhammed bin Selman’ın başında bulunduğu Suudi Kamu Yatırım Fonu, kendi yatırım komitesinin çekincelerine rağmen Kushner’ın şirketi Affinity Partners’a milyarlarca dolarlık yatırım yaptı.
SUUDİ YATIRIM KOMİTESİNE RAĞMEN 2 MİLYAR DOLARLIK YATIRIM
Habere göre, Trump’ın Ocak 2021’de Beyaz Saray’dan ayrılmasından yaklaşık altı ay sonra Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu yöneticileri, Jared Kushner’ın yeni kurduğu Affinity Partners’a 2 milyar dolar yatırım yapılması talebini değerlendirdi.
Kushner’ın daha önce özel sermaye fonu yönetme deneyiminin bulunmaması, Suudi yatırım komitesinin kararında önemli bir etken oldu. Toplantı tutanaklarına göre komite, Affinity Partners’ın “ölçülebilir bir yatırım geçmişi” olmadığını ve yatırımın riskinin büyük bölümünün Suudi tarafına kalacağını belirledi.
Komite ayrıca Kushner’ın talep ettiği yönetim ücretlerini yüksek buldu. Şirket üzerinde yapılan incelemede ise Affinity’nin faaliyetleri çeşitli açılardan yetersiz değerlendirildi.
Bu gerekçelerle yatırım komitesi anlaşmaya karşı çıktı.
Ancak The New Yorker’ın aktardığına göre son söz Kamu Yatırım Fonu Başkanı Muhammed bin Selman’a aitti. Muhammed bin Selman, komitenin olumsuz görüşüne rağmen yatırımı onayladı ve Kushner’ın Affinity Partners’ı Suudi Arabistan’dan 2 milyar dolarlık fon aldı.
Ticaret Bakanlığı'ndan velilere 'okul alışverişi' uyarısıGündem