'Kemik kıran sopa' Türkiye'nin üzerinde
ABD’nin Rus enerjisini hedef alan tarifeleri Türkiye’nin enerji güvenliğini de tehdit ediyor. Rus petrolünün ithalattaki payı gerilerken ABD LNG’sinin ağırlığı hızla artıyor. Enerjide ABD’ye bağımlılık tehlikesi ekonomik ve siyasi riskleri büyütüyor
ABD’nin Rusya’yı hedef alan ekonomik yaptırımları Türkiye’nin enerji güvenliğini de tehdit ediyor. ABD Senatosu, Başkan Donald Trump’a Rusya’dan petrol ve doğal gaz satın almaya devam eden ülkelerin ürünlerine yüzde 100’e varan gümrük tarifeleri uygulama yetkisi veriyor. Şahin Senatör Lindsey Graham tarafından hazırlanan ve “Kemik Kıran Yasa” diye tanımlanan yasa, eylül ayında Temsilciler Meclisinin gündemine gelecek.
Düzenleme Rusya’yı hedef alsa da Moskova’dan enerji satın alan Türkiye gibi ülkeleri de ABD’nin ekonomik baskısına maruz bırakıyor. Rusya’dan enerji alımını azaltma sürecinde olduğu değerlendirilen ülkeler yaptırımlardan muaf tutulabilecek. Ancak kararın Trump yönetiminin tercihine bırakılması, Türkiye’nin enerji politikası üzerinde bir baskı aracı sağlıyor.
TÜRKİYE RUSYA’DAN PETROL TEDARİKİNİ AZALTIYOR
Türkiye’nin enerji ithalatının yapısındaki değişim ise Ankara’nın da Rusya’dan petrol tedarikini azaltma eğiliminde olduğunu gösteriyor.
Türkiye’nin ham petrol ithalatında Rusya’nın payı 2024’te yüzde 56,4 düzeyindeyken 2025’te yüzde 47,7’ye geriledi. Buna rağmen Türkiye’nin ithal ettiği ham petrolün neredeyse yarısı halen Rusya kaynaklı. Türkiye, 2025 boyunca Rusya’dan yaklaşık 15,2 milyon ton ham petrol ithal etti.
Düşüş eğilimi 2026’da da devam etti. Rusya Türkiye’nin en büyük petrol ve petrol ürünü tedarikçisi olmayı sürdürmesine rağmen özellikle bahar aylarında Rus petrolünün ağırlığında belirgin bir gerileme yaşandı.
Mayıs 2026’da Türkiye’nin toplam petrol ve petrol ürünleri ithalatı 4 milyon 85 bin ton olurken bunun 1 milyon 650 bin tonu Rusya’dan geldi. Toplam petrol ve petrol ürünleri ithalatında Rusya’nın payı yüzde 40’a kadar düştü.
Rusya’nın payının 2024’te yüzde 56’nın üzerinde, 2025’te ise yüzde 47 seviyesinde olduğu dikkate alındığında son veriler aşağı yönlü eğilimin sürdüğüne işaret etti.
YARI YARIYA DÜŞÜŞ
Ham petrol özelindeki veriler de düşüşün boyutunu gösterdi. Kpler verilerine göre Türkiye’nin Rus ham petrolü ithalatı Mayıs 2026’da günlük yaklaşık 161 bin varile kadar geriledi. Bu miktar yılın ilk dört ayındaki ortalamanın yaklaşık yüzde 15 altında kaldı. Yıllık bazda ise çok daha keskin bir gerileme ortaya çıktı. Mayıs 2025’te Türkiye Rusya’dan günlük yaklaşık 302 bin varil ham petrol alıyordu. Böylece Rus ham petrolü ithalatı bir yıl içerisinde neredeyse yarı yarıya düşmüş oldu.
Washington’ın Rus enerjisi satın alan ülkelere yönelik yaptırım ve tarife baskısını artırdığı dönemde Türkiye’nin Rus petrolü tedarikini azaltması, enerji politikasındaki yön değişimine ilişkin soru işaretleri doğurdu.
ABD LNG’SİNİN PAYI YÜZDE 70’İ GÖRDÜ
Rusya’dan tedarikin payı azalırken ABD’den yapılan sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) ithalatındaki hızlı yükseliş dikkat çekiyor. ABD, Türkiye’nin en büyük LNG tedarikçisi konumuna geldi. ABD’nin ağırlığı özellikle 2025’in son aylarında dikkat çekici bir biçimde arttığı görüldü. Türkiye kasım ayında ABD’den 1,23 milyar metreküp, aralık ayında ise 2,32 milyar metreküp LNG ithal etti. Kasımda Türkiye’nin toplam LNG ithalatının yaklaşık yüzde 64’ünü ABD karşıladı. Aralık ayında da ABD’nin payı yaklaşık yüzde 63 oldu. 2025’in tamamında ise ABD’nin Türkiye’nin LNG ithalatındaki payı yaklaşık yüzde 46’ya ulaştı. Türkiye’nin ABD’den ithal ettiği LNG miktarı yaklaşık 7,8 milyar metreküp olarak hesaplandı.
ABD’nin Türkiye LNG piyasasındaki yükselişi 2026’da daha da hızlandı. Ocak 2026’da Türkiye’nin LNG ithalatı 3 milyar 852 milyon metreküp oldu. Bunun 2 milyar 755 milyon metreküpü tek başına ABD’den geldi. Böylece ABD’nin Türkiye’nin LNG ithalatındaki payı yalnızca bir ayda yüzde 71,5’e çıktı.
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK)’nun açıkladığı son rapora göre yılın ilk çeyreği toplamında da tablo değişmedi. Türkiye yalnızca Ocak-Mart 2026 döneminde ABD’den yaklaşık 5,16 milyar metreküp LNG ithal etti. ABD’nin üç aylık toplam LNG ithalatındaki payı yaklaşık yüzde 59 olarak hesaplandı.
Türkiye’nin enerji ithalatında iki yönlü bir dönüşüm ortaya çıktı. Rus petrolünün payı gerilerken ABD LNG’sinin ağırlığı hızla yükseldi. ABD’nin yeni yaptırım düzenlemesi bu dönüşümü yalnızca ticari değil, jeopolitik bir mesele haline getiriyor. Washington bir taraftan Rusya’dan enerji alan ülkelere yüzde 100’e varan tarifeler uygulama tehdidinde bulunurken diğer taraftan dünyanın en büyük LNG ihracatçılarından biri olarak aynı ülkelerin doğal gaz pazarındaki payını artırıyor.
AVRUPA ÖRNEĞİ
Bu durum Avrupa’nın son yıllarda yaşadığı enerji dönüşümünü de yeniden gündeme getiriyor. Rusya-Ukrayna Savaşı’nın ardından Rus gazına bağımlılığını azaltan Avrupa Birliği, bu kez küresel ABD LNG’sine bağımlı hale geldi. Boru hattıyla sağlanan uzun vadeli Rus gazının yerini deniz yoluyla taşınan LNG’nin alması Avrupa’yı hem küresel LNG fiyatlarına hem de jeopolitik risklere karşı daha açık hale getirdi.
Türkiye açısından da benzer bir risk bulunuyor. Türkiye ile Rusya arasındaki 2025 yılında sonlanan gaz anlaşması da bir yıl uzatıldı ancak yeni görüşmelere başlanmamıştı. Rusya’dan petrol ve doğal gaz tedarikinin Washington’un tarife tehdidi nedeniyle azaltılması, buna karşılık ABD’den LNG alımının hızla yükselmesi, Türkiye’nin enerji tedarikinde ABD’nin ağırlığının hızla arttığını ortaya koyuyor.
ABD’nin Rus enerjisi satın alan ülkelere karşı gümrük tarifesini bir baskı aracı olarak kullanması ise bu değişimin serbest piyasa koşullarından bağımsız bir şekilde jeopolitik boyutunu öne çıkarıyor. Türkiye’nin yaptırımdan muaf tutulup tutulmayacağının Trump’ın kararına bağlı olması, enerji ticaretini ABD’nin siyasi tercihleriyle bağlantılı hale getiriyor.
Ayrıca Avrupa’nın Rus gazından uzaklaşırken küresel LNG fiyatlarına ve deniz ticaret yollarındaki risklere daha açık hale gelmesi, Türkiye açısından da dikkate alınması gereken bir örnek oluşturuyor.