08 Eylül 2026 Salı
İstanbul 19°
  • Şırnak
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Şanlıurfa
  • Çorum
  • İstanbul
  • İzmir
  • Ağrı
  • Adıyaman
  • Adana
  • Afyon
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Düzce
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gümüşhane
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • Kırşehir
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kütahya
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muş
  • Muğla
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

Koca Sinan 50 yılda çağları aştı

Türk mimarisinin zirvesi Mimar Sinan için bu yıl da anma haftası düzenlendi. Osmanlı döneminde 50 yıl boyunca başmimarlık yapan Koca Sinan, geleceğe bir dünya mirası bıraktı.

Koca Sinan 50 yılda çağları aştı
KÜLTÜR SANAT SERVİSİ

Türk mimarlık tarihinin en büyük ustası Mimar Sinan, her yıl olduğu gibi bu yıl da “Mimar Sinan’ı Anma ve Mimarlar Günü” kapsamında çeşitli etkinliklerle anılıyor. Koca Sinan için düzenlenen bu hafta, onun mimariye ve kentleşmeye yaklaşımıyla bugünkü anlayışların da kıyaslanmasını sağlıyor.

AĞIRNAS’TAN PAYİTAHTA...

1490 civarında Kayseri’nin Ağırnas Köyü’nde doğan Sinan, Yavuz Sultan Selim döneminde İstanbul’a getirildi. Kendi hayatını anlattığı ve yakın dostu Sâî Mustafa Çelebi’ye yazdırdığı Tezkiretü’l-bünyân adlı eserinde bu süreci şu sözlerle aktarır:

“Bu hakir, Sultan Selim Hân-ı Evvel’in gülistân-ı saltanatının devşirmesi olup, Kayseri sancağından oğlan devşirilmesine ilk defa o zaman başlanmıştı.”

İstanbul’da dülgerliği seçen Sinan, yine kendi deyimiyle tıpkı bir pergel gibi ayağı sabit olarak merkez ve çevreyi gözlemiş ve daha sonra görgüsünü artırmak için diyarlar gezmeye başlamıştır.

Yeniçeri olarak katıldığı Belgrad (1521), Rodos (1522) ve Mohaç (1526) seferlerinde yayabaşılığa ve zemberekçibaşılığa kadar yükselen Sinan, Mısır, Arap ve Acem coğrafyalarındaki antik kalıntıları ve Selçuklu eserlerini inceleyerek mimari temelini atmıştır.

SAVAŞ MEYDANLARINDA DOĞAN MÜHENDİSLİK

Sinan’ın dehası, anıtsal binalardan önce savaş meydanlarındaki lojistik çözümlerde kendini gösterdi. 1534 Irakeyn Seferi’nde Sadrazam Lütfi Paşa’nın emriyle Van Gölü kıyısında iki hafta içinde üç kadırga inşa edip donatması, onun askeri mühendislikteki ilk büyük sınavıydı. Asıl dönüm noktası ise 1538 Karaboğdan Seferi oldu. Ordunun Prut Nehri’ni geçmesi için gereken ancak bataklık zemin nedeniyle günlerce kurulamayan köprüyü 13 günde inşa etti. Sinan, başmimarlığa giden yolu açan o günleri şöyle anlatır:

“Hemen adı geçen suyun üstüne bir güzel köprünün yapımına başladım. On günde yüksek bir köprü yaptım. İslam ordusu sevinçle geçtiler.”

On yedi yıllık yeniçerilik hayatının ardından bu başarısı, ona 49 yaşında Hassa Başmimarlığı makamını getirdi.

AYASOFYA’YA TAŞLA VERİLEN YANIT

Yaklaşık 50 yıllık başmimarlığında 350’den fazla eser veren Sinan, sanatındaki gelişimi üç büyük külliye ile özetledi: “Çıraklık eserim” dediği Şehzade (1548), “kalfalık eserim” dediği Süleymaniye (1557) ve 86 yaşında inşa ettiği “ustalık eserim” Selimiye (1575).

Bu devasa yapıların inşası, dönemin şartlarında kıtalararası bir lojistik organizasyon gerektiriyordu. Tarihi kayıtlara göre Süleymaniye’nin inşası için Mısır İskenderiye’sinden, Baalbek’ten, Kıztaşı ve Topkapı Sarayı’ndan deniz yoluyla devasa mermer sütunlar; Marmara Adası’ndan ak mermerler, Arabistan’dan ise yeşil mermerler şantiyeye taşınmıştı.

Öte yandan, Sinan’ın başyapıtı Selimiye’nin inşasının ardında tarihi bir mimari rekabet vardı. Sinan, Hristiyan mimarların “Ayasofya kubbesi gibi kubbe İslam Devleti’nde bina olunmamıştır, Müslümanlara galebemiz vardır.” şeklindeki söylemlerinin kendi kalbinde “bir ukde” olarak kaldığını anılarında belirtir. Selimiye’nin kubbesini Ayasofya’dan çap ve derinlik olarak daha büyük inşa ederek, bu tartışmalara taştan bir yanıt vermiştir. İlginçtir ki aynı Sinan, 1573’te Ayasofya’nın yıkılmasını önlemek için etrafına ağır payandalar inşa ederek bu tarihi mabedin günümüze ulaşmasını sağlayan kişi olmuştur.

İstanbul’a 55 kilometre mesafeden su getiren Kırk Çeşme Su Tesisi ve dünya mimarlık tarihinde eşsiz bir yeri olan Mağlova Kemeri gibi sivil mühendislik eserleriyle de kentin altyapısını kurgulayan Sinan’ın mirası, günümüzde süren çeşitli restorasyon çalışmalarıyla korunmaya çalışılıyor.

Koca Sinan 50 yılda çağları aştı - Resim : 1

Mimar Sinan’ın evi müze oluyor

Mimar Sinan’ın Kayseri’nin Ağırnas Köyü’nde 21 yaşına kadar yaşadığı ev, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından restorasyona alınıyor. Projeyle sadece mevcut ziyaret alanı değil; yeraltındaki kaya oyma mekanlar, taş evler ve kemerli yapılar da sürece dahil edilecek. Yaklaşık 7 bin metrekarelik bu alanın tarihi dokusu aslına uygun şekilde gün yüzüne çıkarılacak.

Koca Sinan 50 yılda çağları aştı - Resim : 2

Mimar Sinan’ın kafatası nerede?

Türkiye’nin ilk Mimar Sinan anıtı, Mustafa Kemal Atatürk’ün 2 Ağustos 1935 tarihli “Sinan’ın heykelini yapınız.” vasiyeti üzerine, heykeltıraş Hüseyin Anka Özkan tarafından 1956 yılında 7 tonluk mermerden yapılarak Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi (DTCF) bahçesine dikildi. Olayın bir başka boyutu ise bir hayli dikkat çekici. Mimar Sinan’ın kafatasının incelenmesiyle ilgili. 1935 yılında antropolojik araştırmalar yapılması amacıyla Sinan’ın Süleymaniye’deki mezarı açılmış ve kafatası inceleme için Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesine getirilmişti.

İncelemelerin ardından iade edildiği kayıtlara geçse de, ilerleyen yıllarda yapılan restorasyon kazılarında kafatasının mezarda olmadığı tespit edildi. Koca Sinan’ın kafatası ise hâlâ kayıp.

Mimar Sinan