‘Köklü geçmişimize dayanarak işbirliğimizi artırıyoruz’
Türkiye ve Çin’in diplomatik ilişkilerinin 55’inci yılını iki ülkenin gençleri değerlendirdi. Gençler, köklü kültürel bağlara işaret etti, geleceği beraber inşa etme iradesini bildirdi.
Uluslararası Antiemperyalist Gençlik Şöleni kapsamında Türkiye ve Çin Halk Cumhuriyeti gençliği adına üniversite temsilcileri, panel düzenledi. “Çin Türkiye Diplomatik İlişkilerinin Kuruluşunun 55. Yıldönümünde Medeniyetler Arası Karşılıklı Öğrenme ve Uluslararası Dayanışma Paneli” başlıklı oturumda, iki ülkenin dostluk bağları ele alındı.
4 MAYIS-19 MAYIS ORTAKLIĞI
TGB Genel Yönetim Kurulu Üyesi ve Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğrencisi Hilal Aydın, konuşmasını “55. Yılında Türk-Çin İlişkilerinin Dünü ve Geleceği” üzerine yaptı. “Bu iki kadim uygarlığın dününü ve geleceğini bağlayan 1919 yılının Mayıs ayı, devrimci dayanışmamızın en önemli simgesidir.” diyen Aydın, şöyle sürdürdü:
“4 Mayıs’ta, Çinli gençlerin atıldığı sorumluluk, 19 Mayıs’ta Türk gençliğinin üstlendiği sorumlulukla ortaklaşmış; emperyalist prangaları parçalamanın sembolü olmuş ve iki millet de bu anlamlı günleri tam bağımsızlığının gerçek temsilcileri olan gençliklerine armağan etmiştir.
“Nasıl ki 4 Mayıs Hareketi dalga dalga kitleselleşerek 23 Temmuz 1921’de Şanghay’da o iki katlı ahşap binada Çin Komünist Partisi’nin kurulmasına önderlik ettiyse; 19 Mayıs ruhu da Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti eliyle halkı örgütlemiş, Meclis’i açmış ve ardından devrimi kalıcı kılarak Cumhuriyet’i kurmuştur. Asya’nın batısında Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti, doğuda Çin Komünist Partisi… İki hareket de emperyalist tahakküme örgütlü milli iradeyi ve öncü partiyi kurarak yanıt vermiştir.
“Aslında Mayıs 1919’dan 107 yıl sonra bugün, Türk ve Çin gençliği olarak aynı masada, aynı panelde yan yana durmamız, sadece bir dostluk gösterisi değil; çok kutuplu, paylaşımcı ve adil yeni bir dünyanın kurulmakta olduğunun en somut ilanıdır.”
DÖRT SİMGE
Ataşe Yang Jieyao da Türkiye-Çin ilişkilerinin 55. yılını kutlayarak “Çin-Türkiye ilişkilerini dört simge üzerinden anlatmak istiyorum.” dedi ve şöyle devam etti:
“İlk simge: Seramik. Yüzyıllar önce Avrasya kıtasında uzanan kadim İpek Yolu üzerinden, Çin porselenleri kervanlarla Anadolu’ya ulaşıyor, medeniyetler birbirine dokunuyordu.
“İkinci simge: İki ülkenin ulusal şartları farklı olsa da halklar milli varlık mücadelesinden geçti; bağımsızlığın, egemenliğin ve milli onurun ne kadar değerli olduğunu çok iyi biliyor. Belki de Çin-Türkiye ilişkilerinin başlangıcından itibaren ortak bir tarihsel rezonans vardı; hegemonyaya karşı çıkmak, milli bağımsızlığı savunmak ve kendi ulusal koşullarına uygun kalkınma yolunu seçmek.
“Üçüncü simge: Demiryolu. Binlerce yıl önce Çin ile Türkiye’yi birbirine bağlayan İpek Yolu, bugün yeniden canlanıyor.
“Dördüncü simge ise çay. Çay sıradan gibi görünse de insanlar arasındaki sıcaklığı en iyi yansıtan şeylerden biridir. Özellikle zor zamanlarda bu sıcaklık çok daha kıymetlidir.”
SAVUNMADA İŞBİRLİĞİ
ODTÜ Savunma Sanayii Topluluğu Başkanı, Mühendislik Fakültesi Öğrenci Bora Avcı, “Ülkelerimizin Ortak Kalkınmasının Köprüsü: Gençlik” konulu konuşmasında şunları söyledi:
“Türkiye ve Çin, bu yolculukta birbirinden öğrenebilecek çok şeyi olan iki ülkedir. Çin’in teknoloji geliştirmedeki uzun vadeli vizyonu ve Türkiye’nin kritik alanlarda hızla yerli kapasitesini artırma başarısı birlikte değerlendirildiğinde umut verici bir tablo çizmektedir. Gençlik bu tablonun merkezinde durmaktadır. Çünkü işbirliğini sürdürecek, projeleri hayata geçirecek ve iki ülke arasındaki köprüyü genişletecek olanlar bizleriz.
“Türkiyemizin yükselen yerli savunma sanayi ve teknoloji atılımı gurur vericidir. Ancak bu yükselişin, kadim dostumuz ve kader ortağımız Çin Halk Cumhuriyeti’nin teknoloji ve ilerleme yetenekleriyle buluşması, Türkiye’nin bilimsel atılımlarının Asya ikliminde gerçek dostlarıyla ilerlemesi hayati önemdedir.”
GENÇLER ‘BATILI REÇETELERE’ KÖRÜ KÖRÜNE İNANMIYOR
Ardından kürsüye gelen Ataşe Qiu Zhenxiong, Türk ve Çinli gençlerin benzerliklerine dikkat çekerek şöyle konuştu:
“İnanıyorum ki Çin ve Türk gençliğinin pek çok ortak noktası vardır: Her iki ülkenin gençleri de vatanseverlik ve millete bağlılık duygusu, dünyaya tarafsız gözle bakan küresel vizyon ve yenilikçi düşünce yapısına sahiptir.
“Yeni dönemin gençleri, ‘dünyanın avuçlarının içinde olduğu’ bir ortamda yaşıyor. Artık gençlerimizin dünya algısı sadece başkalarının anlattıklarından veya hayallerden değil, bizzat deneyimledikleri etkileşimlerden oluşuyor. Eskiden gençler dünyaya hayranlık ve mesafeli bir şekilde bakarken, bugünün gençleri dünyaya eşit bir perspektifle, özgüvenli bir şekilde bakıyor. Batılı ülkelerin sunduğu ‘standart reçetelere’ körü körüne inanmıyor; aksine farklı ülkelerin modernleşme yollarını ve yönetişim modellerini bilimsel bir gözle analiz edip karşılaştırıyoruz. Hangi uygulamaların öğrenmeye değer olduğunu, hangi deneyimlerin kendi ülkemize uymadığını ve hangi sorunların benzer olsa da farklı çözümler gerektirdiğini düşünüyoruz.
“Bizler muazzam bir dönemde yaşıyoruz; yeteneklerimizi sergileyeceğimiz sahne sonsuz genişlikte, hayallerimizi gerçekleştirme umudumuz ise her zamankinden daha parlaktır. Uluslarımızın yeniden yükselişi, nesiller boyu sürecek olan bir yarışıdır. Hem sıradan görevlerimizde derinleşmeli hem de kritik dönemeçlerde sorumluluk almaktan çekinmemeliyiz. İnanıyorum ki ortak çabalarımızla ülkelerimizin kalkınma yolu daha istikrarlı ve geniş olacak; dostluk ağacımız gürleşecek ve bol meyve verecektir.”
GENÇLİĞİN ÜÇ YÜZYILLIK MÜCADELESİ
TGB Genel Sekreteri Şaban Can Girgin de “Türk Gençliğinin Tarihsel Karakteri ve Görevleri” başlıklı konuşmasında Türk gençliğinin üç yüzyıldır verdiği mücadeleyi anlattı. Girgin şöyle sürdürdü:
“Türk gençliği, tıpkı Çin gençliği gibi, köklü bir geleneğe, sarsılmaz bir iradeye ve mücadeleci bir ruha sahiptir. Ne zaman ihtiyaç olsa, Türk gençliği tereddüt etmeden tarih sahnesine çıkmıştır.
“Bizim 19 Mayıs’ımız; çalışmak, üretmek ve adil bir geleceği bugünden kurmaktır. Çinli arkadaşlarımızla bu kürsüde paylaştığımız ortak irade de işte bu üretenlerin dünyasını inşa etme iradesidir.”
KAYNAŞAN KÜLTÜRLER
Son konuşmayı yapan Ataşe Dang Guanglong da dört yılı aşkın süredir Türkiye’de yaşadığını belirterek şunları vurguladı:
“Bu süre içinde Çin ile Türkiye arasındaki medeniyet ve kültür etkileşimi konusunda birçok güzel örnek görme fırsatı buldum. İpek Yolu aracılığıyla Çin’in dört büyük icadı, porseleni, çayı ve ipeği Avrasya’ya, Avrupa’ya ulaşmıştır. Türkiye’nin batısında yer alan Bursa da Çin-Türkiye kültürel bağlarının önemli örneklerinden biridir. Osmanlı döneminde Çin’in ipekböcekçiliği ve ipek ürünleri kadim İpek Yolu üzerinden Bursa’ya ulaşmıştır. Bu nedenle Bursa bugün hâlâ Türkiye’nin ‘İpek Şehri’ olarak anılmaktadır.
“Çay da iki halkı birbirine bağlayan önemli bir kültürel unsurdur. Çin çayı 5. yüzyılda İpek Yolu üzerinden Türkiye’ye ulaşmıştır. Bu nedenle Türkçedeki ‘çay’ kelimesi ile Çince ‘cha’ kelimesinin telaffuzu birbirine çok yakındır. Müzik alanında da benzer örnekler vardır. Çin’in geleneksel müzik aletlerinden biri olan ‘Suona’, eski dönemlerde Türkiye coğrafyasından Çin’e geçmiştir. ‘Suona’ ve ‘Zurna’ kelimelerinin telaffuzu neredeyse aynıdır. Tüm bunlar bize şunu gösteriyor: Geçmişte ulaşımın son derece zor olduğu dönemlerde bile Çin ve Türk halkları büyük emek vererek kültürel bağlar kurmuş, Asya’nın doğusu ile batısı arasında güçlü bir medeniyet köprüsü oluşturmuştur.”
İran zemini hazırladı! SON DARBEYİ VURALIM!
Uluslararası Antiemperyalist Gençlik Şöleni’ne katılan ve savaşın ön cephesinde yer alan gençlik temsilcilerinin konuşmalarına dün yer vermiştik. Şölendeki diğer konuşmalarda da İran, Filistin, Lübnan ve Yemen’de mücadele veren gençlere destek açıklamaları yapıldı.
‘VARLIĞIMIZI İRAN HALKINA ARMAĞAN EDİYORUZ’
- Pakistan Mazdoor Kisan Partisi Basın ve Enformasyon Sekreteri Syeda Ayesha Saleem:
“Bugün buradaki varlığımızı, daha önce mümkün olduğunu düşünmediğimiz bir şekilde ABD emperyalizmine karşı savaşan ve böylece içimizdeki devrimci ateşi, antiemperyalizm davasına olan bağlılığımızı yeniden canlandıran kahraman İran halkına armağan ediyoruz. Varlığımızı, yaptırımlara, ablukalara, istikrarsızlaştırma operasyonlarına, suikast girişimlerine ve bitmek bilmeyen emperyalist saldırganlığa rağmen ABD önderliğindeki emperyalist düzene karşı onurlu duruşunu sürdüren Küba’ya ve Venezuela halkına armağan ediyoruz.
KARŞI DURANA ‘DİKTATÖR’ DERLER
“Emperyalizm gençlere direnişin imkânsız olduğunu öğretir. Kolektif mücadelenin demode olduğunu söyler. Amerikan hegemonyasına karşı duranların yalnızca ‘diktatörler’ olduğuna bizi inandırmak için medyaya, sivil toplum kuruluşlarına, akademiye ve kültür makinesine milyarlarca dolar harcar. Savaşı, işgali ve yaptırımları meşrulaştırmak için İslamofobiyi silah olarak kullanır. Buna rağmen siyasi bir uyanış yaşanıyor.
‘DİRENİŞ EKSENİ’NİN SUNDUĞU FIRSATI KAÇIRMAYALIM’
“Gençliğe vereceğim mesaj şudur; anı yakalayın. Direniş Ekseni’nin bize sunduğu bu fırsatı kaçırmayın. Zemini onlar hazırladı. Şimdi sıra bizde. Örgütlenmek zorundayız. Kadrolarımızda disiplini inşa etmek zorundayız. Yan yana durmak zorundayız. Rüzgâr lehimize eserken, Direniş Ekseni davayı diri tutarken; işçileri sınıf bilinciyle ve antiemperyalizmle eğitmek zorundayız. Bu anın elimizden kayıp gitmesine izin veremeyiz.
‘SON DARBEYİ İNDİRECEĞİZ!’
“Emperyalizm örgütlüdür. Finans sermayesi örgütlüdür. NATO örgütlüdür. Siyonist yerleşimci proje örgütlüdür. Onları yenmek istiyorsak, biz de örgütlü olmak zorundayız! İnanıyorum ki hep birlikte; çürümüş Yankee emperyalizminin, Siyonist hegemonyanın ve Batı tahakkümünün çoktan çatlamış duvarlarına son darbelerden birini indireceğiz.”
‘KARŞIMIZDAKİ CANAVAR’
- Romanya Sosyalist Partisi Genel Başkan Yardımcısı Miruna Pandelen:
“Hepimiz, dünya tarihinin bu kritik anında, emperyalizmin türlü kılıklara büründüğü bir dönemde bir araya geldik. Eminim ki dünyanın hangi köşesinden geliyor olursanız olun, hepiniz onun yeryüzünün dört bir yanındaki alçak ve hain saldırılarına fazlasıyla aşinasınız. Filistin’den Küba’ya, İran’dan Lübnan’a kadar bugün karşımızda yırtıcı doğasını gizleme zahmetine bile katlanmayan bir canavar duruyor. Ama biz bugün burada duruyoruz, çünkü daha güzel bir dünyanın mümkün olduğunu biliyoruz ve onu inşa edecek yol haritasını bizden önce yürüyenlerden devraldık. Bugün karşı karşıya olduğumuz mücadele, yüz yıl öncesinde yoldaşlarımızın faşizme karşı verdiği mücadeleden farksızdır.”
‘ABD ELÇİLİKLERİ TÜM DÜNYADA SORUNDUR!’
- ABD elçiliklerini basan gençlerden Pakistan İmami Öğrenci Birliği Merkez Komite Üyesi Syed Ali Owais video mesaj gönderdi:
“Bildiğiniz gibi 1 Mart’taki suikastın ardından Pakistan halkı sokaklara döküldü. İnsanlar derin bir üzüntü ve öfke içindeydi; Amerika ve İsrail’e olan nefretlerini haykırıyorlardı. Karaçi’deki ABD Konsolosluğu önünde ABD deniz piyadeleri üzerimize ateş açtı ve 11 arkadaşımızı, kardeşimizi katletti. Ben de oradaydım. Sadece barışçıl bir protesto yapıyorduk ve bizi öldürdüler. Neden? Çünkü sesimizi yükseltiyorduk. ABD ve İsrail’e karşı sesimizi çıkardığımızda öldürülüyoruz, göğsümüzden vuruluyoruz. O gün katledilen arkadaşlarımız 17, 18, 19 yaşlarında gençlerdi. Terörist veya suçlu değillerdi; sadece protesto ediyorlardı. Siz kim oluyorsunuz da Pakistan’da, Irak’ta, Bahreyn’de, Almanya’da, İran’da, kendi ülkelerindeki insanları pervasızca katledebiliyorsunuz? ABD büyükelçilikleri ve bu işgalci zihniyet sadece Karaçi’de değil, Irak’ta ve dünyanın pek çok şehrinde büyük bir sorundur.”
‘BU SALONDAN YOLDAŞ OLARAK ÇIKALIM’
- Tunus Ulusal Öğrenci Birliği Merkez Komite Üyesi Zied Achek:
“Emperyalizm uyumaz. Emekliye ayrılmaz. Sadece kılık değiştirir. Dün savaş gemisiydi, tüfekti. Bugün borç, bugün yapısal uyum programı. Dün köyünüzü yakıyordu. Bugün hükümetinizi satın alıyor. Dün liderlerinizi zincire vuruyordu. Bugün onlara takım elbise giydirip işi kendi elleriyle yaptırıyor. Ama sonuç hep aynı. Yoksulluk yaratıyorlar. Açlık yaratıyorlar. Göç yaratıyorlar. Sonra dönüp Akdeniz’de boğulan gençlerimize bakıp ‘medeniyet krizi’ diyorlar. Hayır. Bu bir medeniyet krizi değildir. Bu medeniyetin kendisidir; Onların medeniyeti!
“Bu salondan birey olarak çıkmayın. Yoldaş olarak çıkın. Birbirinizle iletişim bilgisi değil, söz alın. Bağlantı değil, dayanışma kurun. Bedeli olan, zor günde ortaya çıkan, kameralar söndüğünde kaybolmayan bir dayanışma. Emperyalizm bizim bölünmemize güveniyor. Yorulmamıza güveniyor. Bir gün ‘yeter artık’ deyip evimize döneceğimize güveniyor. Biz eve hiç dönmeyen kuşak olalım.”
‘DEĞİŞTİRMEK ZORUNDAYIZ’
- Güney Afrika Komünist Partisi’nden Johannesburg Bölge Sekreteri Shaneil Bhaktawer:
“Gazze’de ve Lübnan’da işlenen vahşetler hakkında, İran’a karşı yürütülen savaş hakkında konuşacak daha çok şey var. Genç aslanlar, adalet için savaşacak ve özgürlüğe çağıracak ruhu içinizde uyandırın. Liderlerinizi hesap vermeye zorlayın. Onlara kimi temsil ettiklerini hatırlatmaktan vazgeçmeyin. Aynı tutkuyu taşıyan başkalarını bulun, onlara güç verin ve hedefe birlikte yürüyün. Kendini ‘süper güç’ ilan etmiş olanların açgözlülüğünü ve ihlallerini durdurmak için değişim getirmek zorundayız.”









