Araştırma ve düşünce kuruluşları dinlendi: PKK’nın silahlı eylemlerine destek yok
'Terörsüz Türkiye' adı verilen süreçte Meclis'te kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Numan Kurtulmuş’un başkanlığında 12. kez toplandı. Komisyon bugün düşünce kuruluşlarını dinliyor.
Terör örgütü PKK’nın silah bırakma ve fesih sürecinin hukuki alt yapısını çalışmak üzere Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) çatısı altında kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun on ikinci toplantısı tamamlandı. Dün TBMM Tören Salonunda gerçekleşen toplantıda düşünce kuruluşları dinlendi.
Toplantıda Kürt toplumunun sürece yönelik yaklaşımlarını yansıtan veriler dikkat çekti. Araştırmalara göre Kürt kökenli vatandaşlar içinde PKK’nın silahlı eylemlerine desteğin süreçten bağımsız olarak yüzde 15’ler seviyesinde olduğu belirtildi. DEM Parti’ye yakın kuruluşların Selahattin Demirtaş’ın serbest bırakılması önerisinde ağız birliği yaptıkları görüldü.
10 KURULUŞ DİNLENDİ
Birinci oturumda Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA), Dicle Toplumsal Araştırmalar Merkezi (DİTAM), Rawest Araştırma, Kürt Çalışmaları Merkezi, Ekopolitik Kültür, Eğitim ve Araştırma Vakfı temsilcileri konuştu.
İkinci oturumda Ankara Enstitüsü, Sosyo-Politik Saha Araştırmaları Merkezi, Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Merkezi, Ortadoğu Araştırmaları Merkezi ve GENAR Araştırma yöneticilerine söz verildi.
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, komisyonun bugüne kadar 80 kişiyi dinlediğini ve yaklaşık 830 sayfa tutanak tutulduğunu aktardı. Kurtulmuş ekim ayında TBMM Genel Kuruluna iletilecek teklifler ile çalışma raporu üzerine hazırlık yapacaklarını söyledi.
STATTA MAÇ İZLEME ÖNERİSİ
Toplantıda araştırma kuruluşlarının çalışmaları öne çıktı. Rawest Araştırma Direktörü Roj Esir Girasun, “Kürtler hem Türkiyelileşiyor hem de Kürt kimliğini sahiplenmeleri güçleniyor. Kimliklerini koruyarak Türkiye’nin parçası olmayı istiyorlar. Bunu pozitif görmek gerekir. Silahlı hak aramaya Kürtlerin yüzde 15’i onay veriyor. Paralel olarak siyasi hak aramaya destek çok daha yüksek.” dedi.
Kürt Çalışmaları Merkezi Başkanı İbrahim Reha Ruhavioğlu, “Silah yakan o insanlar o dağların arasına geri dönmemeliydiler. Bu insanların vatanları ve aileleriyle kucaklaşabileceği cesur bir adıma ihtiyaç var.” cümlelerini kurdu. Numan Kurtulmuş’un bir Amed Spor maçını, DEM Parti heyetinin de bir Türkiye milli maçını stadyumda izlemesini önerdi.
‘DESTEK YÜKSEK GÜVEN DÜŞÜK’
Bütün araştırmacılar sürece desteğin yüksek ancak güvenin düşük olduğunu bildirdiler.
Ankara Enstitüsü Başkanı Doç. Dr. Hatem Ete, “Sürece yönelik genel anlamda çok büyük bir destek var. Yüzde 55 ile 60’ların arasında duruyor. Sürece güven konusunda ise, yönetim tarzına yönelik olabilir, bir güvensizlik var.” cümlelerini kurdu. SAHAM Koordinatörü Yüksel Genç, Kürt toplumunun yüzde 90’ının anadilde eğitim istediğini öne sürdü. İnfaz ve Terörle Mücadele Kanunlarında değişiklik talebinin yüzde 60’ın üzerinde olduğunu iddia etti.
GENAR Başkanı İhsan Aktaş ise Kürtler içindeki araştırmalarda konu başlıklarının her yıl değiştiğini, taleplerin koşullardan bağımsız genellenemeyeceğini dile getirdi. “Bölge halkı PKK eylemlerine gitmedi ama HDP’ye oy vermeyi sürdürdü. Bu da çözüm konusunda önemli bir gösterge. Bir imparatorluk anayasası inşa edilmesi gerektiğini düşünüyorum.” dedi.
DEM Parti’ye yakın kuruluşların Selahattin Demirtaş’ın serbest bırakılması üzerinde durmaları göze çarptı.
‘SURİYE’DE İSTİKRAR ÜNİTER YAPIDAN GEÇİYOR’
Komisyonda SETA Dış Politika Araştırmaları Direktörü Prof. Dr. Murat Yeşiltaş da sunum yaptı. SETA Direktörü “Bu bir geçiş süreci” dedi. Sürecin daha başarılı ilerleyebilmesi için yedi derinliğe ihtiyaç olduğunu kaydetti. SETA’nın Suriye’ye yönelik aktarımı dikkat çekti:
“YPG ekseninde devam eden süreç Suriye’nin kalıcı istikrarı açısından ciddi risklere gebe. Suriye’de çözüm noktasında iki temel model var. Birincisi mevcut model. 2012’den beri devam eden otonomi, özerklik modeli. Diğer model de 8 maddelik anlaşmanın ortaya koyduğu merkeziyetçi, üniter yapının korunduğu model.
“Yaptığımız çalışmalar neticesinde birinci modelin her türlü simülasyonda başarısızlıkla sonuçlandığını söyleyebilirim. Daha fazla istikrarsızlık, daha fazla çatışma ve daha fazla dışa bağımlılık doğuruyor.
“İkinci model ise her türlü simülasyonda istikrar, barış ve düzen ortaya çıkarıyor.”