‘Koruyucu donanımda erkek standardı, kadın işçiye risk’
Kadın işçiler için tasarlanmayan koruyucu ekipmanlar iş kazası ve meslek hastalığı riskini artırırken araştırma her beş kadından birinin ihtiyaç duyduğu donanıma erişemediğini ortaya koydu.
Birleşik Metal-İş Sendikası Genel Başkanı Özkan Atar, ‘28 Nisan İş Cinayetlerinde Hayatını Kaybedenleri Anma ve Yas Günü’ vesilesiyle yaptığı açıklamada, iş cinayetlerine karşı mücadelenin kararlılıkla sürdürüleceğini belirtti.
Başkan Atar, kişisel koruyucu donanımların (KKD) cinsiyet boyutunu ele alan bir araştırmanın sonuçlarını kamuoyuyla paylaştı. Türkiye’de işçi sağlığı ve iş güvenliği alanında ağır bir tablo olduğunu vurgulayan Atar, denetim eksikliği ve yetersiz yaptırımların ölümleri artırdığını ifade etti. Atar şöyle konuştu:
“Neoliberal kapitalizm koşullarında, serbest piyasanın insafına bırakılan çalışma yaşamı ağır bir tablo ortaya koyuyor. Her gün ortalama 6 işçi hayatını kaybederken, meslek hastalıklarının gerçek boyutları dahi tam olarak bilinmiyor. Devletin denetim mekanizmalarının yetersizliği ve caydırıcı cezaların uygulanmaması, bu kayıpların sürmesine zemin hazırlıyor. Bu ihmal ve denetimsizlik ortamı; Dilovası, Gayrettepe, Hendek, Soma ve daha birçok işçi katliamında tanık olduğumuz gibi işçilerin hayatlarına mal oluyor. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın verilerine göre, özel sektörde toplu sözleşme kapsamındaki sendikalı işçi oranı yalnızca yüzde 6 civarındadır. İSİG Meclisi verilerinden biliyoruz ki iş cinayetlerinde hayatını kaybeden işçilerin yüzde 98’i sendikasız işçiler. Bu veri, işçi katliamlarının en önemli nedenlerinden birini gözler önüne seriyor.”
KKD’LERDE ERKEK STANDARTLARI SORUNU
Araştırmanın temel odağının KKD’lerin toplumsal cinsiyet boyutu olduğunu, mevcut uygulamaların özellikle kadın işçiler açısından ciddi riskler barındırdığını söyleyen Atar şöyle devam etti:
“Geleneksel olarak erkek işçileri referans alan ‘standart’ beden ve ölçülere göre üretilen KKD’ler, kadınlar başta olmak üzere farklı vücut tiplerine sahip işçiler için yeterli koruma sağlamıyor. Özellikle kadın işçiler için tasarlanmayan ekipmanlar iş kazası riskini artırıyor, çalışma konforunu düşürüyor ve eşit çalışma koşullarının önünde ciddi engel oluşturuyor.
“Uygun olmayan, vücuda tam oturmayan veya ergonomik olmayan KKD kullanımı, koruma sağlamadığı gibi yeni riskler de yaratabiliyor. Örneğin; uygun olmayan eldivenlerle çalışmak iş kazası riskini artırıyor. Büyük beden koruyucu giysiler takılma ve düşmelere, uyumsuz solunum ekipmanları ise meslek hastalıklarına sebep olabiliyor.”
‘İŞÇİLERİN GERİ BİLDİRİMLERİ DİKKATE ALINMALI’
Atar, işçi sağlığı ve güvenliği politikalarının kapsayıcı hale getirilmesi gerektiğini vurgulayarak şu önerileri sıraladı:
“Risk değerlendirme süreçleri toplumsal cinsiyete duyarlı hale getirilmeli, KKD tasarım ve üretim süreçlerinde farklı beden ölçülerini kapsayan standartlar geliştirilmeli, işverenler uygun ekipman sağlama sorumluluğunu yerine getirmeli ve işçilerin geri bildirimleri dikkate alınmalıdır. Unutulmamalıdır ki, güvenli bir çalışma ortamı yalnızca kapsayıcı ve eşitlikçi yaklaşımlarla mümkündür. KKD’nin herkes için etkin koruma sağlaması, toplumsal cinsiyet eşitliğinin işçi sağlığı ve iş güvenliği alanına tam anlamıyla entegre edilmesi ile sağlanabilir.”
Her beş kadından biri ihtiyacı olan ekipmana erişemiyor
Birleşik Metal-İş üyeleriyle yapılan ve 910 işçiyi kapsayan araştırma, kişisel koruyucu donanım (KKD) erişimi ve kullanımında kadınlar aleyhine yapısal eşitsizlikler olduğunu ortaya koydu.
Araştırmaya göre, barete ihtiyacı olan kadınların yüzde 17,8’i bu ekipmana erişemezken erkeklerde bu oran yüzde 3,7’de kaldı. İşitme koruyucuda kadınların erişememe oranı (yüzde 8,4), erkeklerin yaklaşık dört katı olurken; solunum koruyucuda da kadınlar (yüzde 16,5) erkeklerin (yüzde 9,4) gerisinde kaldı. Buna karşılık eldiven, iş ayakkabısı ve iş elbisesi gibi standart ekipmanlarda anlamlı fark bulunmadı. Bulgular, eşitsizliğin özellikle görev bazlı ve uzmanlaşmış ekipmanlarda yoğunlaştığını gösterdi. Araştırma, sorunun yalnızca iş bölümüyle değil, tedarik ve dağıtım mekanizmalarının yapısıyla ilgili olduğuna işaret etti.
Ergonomi ve beden uyumu alanında da kadınlar dezavantajlı. Kadın işçilerin yüzde 7,6’sı iş kıyafetlerinde beden çeşitliliğini yetersiz bulurken bu oran erkeklerde yüzde 3,1. Son üç ayda bildirilen sorunlar, kadınlarda daha çok kalıp ve ölçü uyumsuzluğuna (büyük beden, dar kalıp, ayakkabı genişliği) yoğunlaşırken, erkeklerde çalışma koşullarına bağlı sorunlar öne çıktı. Kadın işçilerin yüzde 11,6’sı regl, hamilelik ve emzirme dönemlerinde özel KKD ihtiyacı olduğunu belirtirken, bu grupta yaklaşık her 5 kadından biri ihtiyaç duyduğu ekipmana erişemediğini ifade etti.
Eğitimlere erişimde cinsiyet farkı görülmezken, içeriklerin kadın ihtiyaçlarını yeterince kapsamadığı değerlendirildi. Ayrıca kadınların yüzde 39,9’u KKD tedarikinde sendika görüşünün alınıp alınmadığını bilmediğini belirtti. Bu oran erkeklerde yüzde 21,8.
Araştırma, risk maruziyetinde erkeklerin daha yüksek oranlara sahip olduğunu ancak ihtiyaç duyanlar arasında dahi kadınların ekipmana erişimde geride kaldığını vurguladı.
Değerlendirme, dört temel soruna işaret etti: Yapısal erişim eşitsizliği, karar süreçlerinden dışlanma, eğitimde cinsiyet körlüğü ve algı-gerçeklik farkı. Raporda, cinsiyet duyarlı tedarik politikaları, kadınların karar süreçlerine katılımı ve kapsayıcı eğitim programları başta olmak üzere çeşitli politika önerileri sunuldu.
