13 Haziran 2026 Cumartesi
İstanbul 20°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Düzce
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • İstanbul
  • İzmir
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Şanlıurfa
  • Siirt
  • Sinop
  • Şırnak
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

Kreş avukatın da hakkı

Av. Gül Öykü Yılmaz Özkan, adliye koridorlarında bebeğiyle birlikte görevini yapıyor. ‘Doğum izinleri ne kadar gerekliyse kreşler de o kadar gerekli.’ diyen Yılmaz, bakanlıkların ve meslek örgütlerinin anne avukatların sorunlarına çözüm üretmesi çağrısı yaptı.

Kreş avukatın da hakkı
AV. ZERRİN ÖZTÜRK

Her yıl 5 Nisan’da Avukatlar Günü kutlanır. Ne var ki öncelikle genç avukatların hele de anne avukatların sorunları üzerinde birkaç cümle ile ya durulur ya durulmadan geçiliverilir. Avukatlar Günü’nün bu yıldönümünde, savunma makamı gibi çok önemli bir mesleği icra eden İstanbul Barosu üyesi Avukat Gül Öykü Yılmaz Özkan’ı dinledik.

- Doğumdan sonra iş hayatına dönüşünüz nasıl oldu?

Hamileyken işlerin nasıl gideceğini kestiremiyor insan. ‘Çocukla beraber her şeyi yapabilirim, kısa sürede iş hayatına dönerim.’ diye düşünüyordum. İlk önce büromda çalışırken bir anda hastaneye gitmemiz gerektiğinde ve 3-4 saat sonra acil doğuma alındığımda işlerin böyle gitmediğini anladım. Duygu durumunuz, hormonlarınız, öncelikleriniz, hepsi bir anda tepetaklak oluyormuş. ‘Hayat biz planlar yaparken başımıza gelenlerdir’ derler ya, tam da öyle olduğunu birkaç saat içerisinde anladım. Bebeğime kavuştuğum gün sanki dünyadaki tüm solmuş çiçekleri yeniden açmış gibiydi. En kıymetli madenler, onunla geçirilen vaktin yanında hiç kıymet görmüyormuş. Bu yüzden insan, tüm vaktini bebeğiyle geçirmek istiyor.

Serbest çalışan bir avukatsanız, anne olmanız sizi işlerden tamamen koparmıyor. Önceden süregelen davalarınız, işleriniz var. Çocuğunuz doğduğunda sağlığıyla ilgili bir sıkıntı olmuşsa, zihniniz tamamen bebeğinizde oluyor. Ama bir yandan da son günü yaklaşan dilekçe, aklınızın bir köşesinde dönüp duruyor veya “acaba son günü yaklaşan ve aklıma gelmeyen bir iş var mıydı?” diye de düşünüp duruyorsunuz. Bu, tüm avukatların bildiği o ağır sorumluluk duygusu… Doğumdan sonraki işlerimde arkadaşlarım yardımcı oldu. Arabuluculuk işlerime hep devam ettim. Bebeğim iki aylıkken de ilk kez beraber adliyeye gittik.

BEBEĞİME BEN BAKIYORUM

- Siz çalışırken bebeğinize başka biri mi bakıyor?

Bebeğime ben bakıyorum. Her çalışan anne gibi ben de sık sık “Bebeğine kim bakıyor?” sorusuyla karşılaşıyorum. “Ben bakıyorum.” cevabını verdiğimde ise kısa süreli bir şaşkınlık oluyor. Peki nasıl oluyor? Bebeğin uyuduğu zamanlar, dilekçe yazmak için en güzel zamanlar. Adliyeye veya resmi dairelere hep bebeğimle beraber gittik. Ek gıda dönemi başladıktan sonra eğer eşimin veya büyüklerimizin durumu uygunsa kısa süreli olarak onlara emanet edebiliyorum ancak uygun değillerse yine her yere beraber gidiyoruz. Yürütme Kurulu Üyesi olduğum İstanbul Barosu Cumhuriyet Araştırmaları Merkezi toplantılarına beraber gidiyoruz. Ancak baro binamızda bebek bakım odasının olmaması bir zorluk yaratıyor. Milli bayramlarımızda Taksim Anıtı’ndaki törenlere yine bebeğimle gittim. Çeşitli etkinliklerde yine beraberiz. Mümkün olduğunca onunla beraber hayatın içerisinde yer alıyorum, bu benim de işlerimden ve benliğimden kopmama engel oluyor, bebeğimin de oralarda çokça şey öğrendiğine, tanıdığına inanıyorum ve bundan mutluluk duyuyorum.

DURUŞMA SALONUNDA ÇIĞLIK ATABİLİYOR

- Peki beraber adliyeye gittiğinizde zor olmuyor mu? Adliyenin fiziki şartları bebekli anneler için yeterli mi?

Elbette zor oluyor, bebeğim bazen daha sessiz durup etrafı izlerken bazen duruşma salonunda çığlıklar kopabiliyor. Ancak etrafımdaki insanlar anlayışlı olduklarında çok ciddi bir sıkıntı yaşamıyorum. İşlerim genelde İstanbul Anadolu Adliyesinde olduğu için oranın fiziki koşullarını daha iyi biliyorum. İki adet bebek bakım odası var, fiziki şartları pek yeterli olmasa da işimizi görebiliyoruz. Ancak buraların sayısının, imkânlarının, konforunun ve hijyeninin de arttırılması gerekiyor. Adliyede çalışan memurların çocukları için kreş varken 67 bin civarı avukat üyesi olan dünyanın en büyük barosunun, ne yazık ki böyle bir kreşi veya oyun alanı bulunmuyor. Çocuklu avukatlarla konuştuğumuzda herkes bunun büyük bir eksiklik olduğundan yakınıyor. Çünkü bebeğiniz veya çocuğunuzla beraber duruşmaya girmek, işlerinizi yapmak elbette ki kolay olmuyor. Çocuklar sıkılıyor, daralıyor. Oysa böyle bir imkân olsa hem çocuklarımızı rahatlıkla emanet edebileceğimiz güvenli bir alan olacak ve çocuklarımız bizimle beraber adliyede sürüklenmeyecek hem de işlerimizi daha rahat bir şekilde halledebileceğiz.

OFİSİ KAPATTIM EVDEN ÇALIŞIYORUM

- Bebeğiniz olduktan sonra iş yoğunluğunuz, çalışma şartlarınız ne yönde değişti?

Aslında oldukça değişti. Anne olmadan önce yine sorunlar yaşıyorduk. Avukatlar mezun oldukları andan itibaren yoğun bir şekilde sıkıntı yaşamaya başlıyor. Pastanın büyük dilimini belli başlı avukatlık büroları alırken geri kalanlar da küçük bir parçayı bir şekilde paylaşmaya çalışıyor ancak bu geçiminizi sağlamanıza yeterli olmuyor. CMK’dan kaynaklı zorunlu müdafilik/vekillik görevlerinde verilen düşük ücretler, yargılama süreçlerinin uzun sürmesi, kazanılan davaların tahsil kabiliyetinin zorlaşması, toplumda genel olarak alım gücünün düşmesi nedeniyle insanların ücret ödeyememesi gibi birçok sorun, avukatların son zamanlarda yakıcı olarak hissettiği sorunlar… Bunların zaten tüm avukatlara yaşattığı zorluklar varken bir de anne olduğunuzda artık sanki avukatlık yapmıyormuş veya gereğince işinizle ilgilenmeyecekmişsiniz gibi görülmek artık eskisi kadar da iş gelmemesine neden oluyor. İş yoğunluğunun çok düşmesi, zaten bakım verdiğiniz bir bebeğinizin olması ve bakıcı ücretlerinin de çok yüksek olması, BAĞ-KUR primleri, yüksek kira bedelleri ve diğer yüksek maliyetler çok sayıda avukat annenin bürosunu kapatmasına, aktif çalışma hayatından da uzaklaşmasına neden oluyor. Ben de aynı şekilde ofisimi kapattım ve bebeğim biraz büyüyene kadar evden çalışmaya devam edeceğim. Şu an bakıcı ve kreş ücretleri de bağlı çalışan veya ortalama gelir elde eden bir avukatın da kazancı kadar. Bu nedenlerle tanıştığım birçok yeni anne avukatın da evden çalıştığını görüyorum. Bazı duruşmalarımıza e-duruşma yolu ile de katılabiliyoruz. Bunun haricinde e-duruşma talebimizin kabulü için hiçbir mazeret gerekmezken ben “ne olur ne olmaz” diyerek bebeğime baktığım için adliyeye gelmemin zor olduğunu gerekçe olarak göstersem de e-duruşma taleplerim hakimler tarafından keyfi olarak reddedilebiliyor. Adalet Bakanlığının e-duruşma taleplerinin kabulü konusunda hakimlerin keyfi davranmasının önüne geçmesi gerekir.

BAROLARIN GÜNDEMİNDE YOKUZ

- Baroların annelere destekleri ne yönde, sizce yapılması gereken başka destekler var mı?

Ne yazık ki 207 bin kadar üyesi olan Türkiye Barolar Birliği veya 67 bin kadar üyesi olan İstanbul Barosu gibi meslek örgütlerimiz yeni annelerin yaşadığı bu sorunları hâlâ gündemine almıyor. Bebeğimle beraber barodaki etkinliklere gittiğimizde kaç defa baro yöneticileriyle karşılaştık, kaldı ki hamileliğimden beri beni görüyorlar. Bir defa bile “Meslektaşım bebekli hayat nasıl gidiyor, bir avukat olarak yaşadığınız sıkıntılar var mı, yönetimimize yönelteceğiniz tavsiyeler var mı?” diye sormadılar. Buradaki kaygısızlığın sınıfsal olduğunu düşünüyorum. Genç bir avukat annenin yaşayacağı ne sorun olabilir? Onlar sormasa da ilk aşamada aklımıza gelenleri söyleyelim.

ÖZEL FON OLUŞTURULABİLİR

TBB’nin avukatlar için güvence sağlayan bir Sosyal Yardım ve Dayanışma Fonu (SYDF) var. Doğum yaptığınızda bu fondan sadece asgari ücretin çok altında olan analık yardımı alıyorsunuz. Başka hiçbir destek yok. Burada doğum yapan annelere yönelik özel bir fon oluşturulması da düşünülebilir. SYDF, TBB ile anlaşmalı hastanelerde yatarak tedaviyi karşılarken ve ayakta tedavilerde indirim yapılırken doğum yapmak kapsam dışı bırakılmış. Bunun da kapsama dahil edilmesi için çalışmalar yapılmalı. Üzerine çalışıldığında çok daha fazla imkânlar düşünülebilir. Kısa veya uzun vadede bunların yapılması çok zor değil, yeter ki yaşadığımız sorunlar görmezden gelinmesin. Bakanlıkların ve meslek örgütlerinin çatışmadan sorunlarımıza çözüm üretmesi gerekiyor. Bu sorunlar çözülmezse, kadınlar iş hayatından uzaklaşmak zorunda kalır.

Kreş avukatın da hakkı - Resim : 1

GEREKLİ DÜZENLEMELER YAPILMALI

“Aslında Türkiye Barolar Birliği (TBB), Adalet Bakanlığı ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bu konuyu gündemlerine aldıklarında kolaylıkla çözüm üretebilirler. Çocuklu kadınların iş hayatından koparılmaması için gerekli düzenlemelerin yapılması gerekiyor. Özellikle devlet eliyle açılacak kreşlerin ne kadar önem taşıdığını her gün hissediyoruz. Doğum oranlarının artması isteniyorsa tüm bu konularda çalışmalar yapılmak zorunda. Doğum izinleri ne kadar gerekliyse kreşler de tüm toplum için gerekli.”

Avukat Kreş