Madenci bayrama eylemle girdi
Memur-Sen raporunda, kamu görevlilerine grev hakkı tanınmamasının sendikal haklarda eksiklik yarattığı belirtilerek mevcut düzenlemenin uluslararası standartlarla uyumlu hale getirilmesi istendi.
Memur-Sen’e bağlı Memur-Sen Akademi, kamu görevlilerinin sendikal haklarını konu alan “Kamu Görevlileri Sendikacılığında Grev Hakkı” başlıklı bir araştırma raporu yayımladı. Dr. Cem Ümit Beyoğlu tarafından hazırlanan çalışmada, Türkiye’de kamu görevlilerinin grev hakkına ilişkin yasal çerçeve, uluslararası hukuk ve yargı kararları ışığında ele alındı. Raporda, mevcut mevzuatın kamu görevlilerine grev hakkı tanımamasının toplu sözleşme sisteminde önemli bir eksiklik oluşturduğu belirtilirken, uluslararası normlarla uyum tartışmasına yer verildi.
‘SENDİKAL HAKLAR ÜÇLÜSÜ EKSİK UYGULANIYOR’
Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, sendikal hakların uluslararası düzeyde örgütlenme, toplu sözleşme ve grev hakkı olmak üzere üç temel unsurdan oluştuğunu belirterek Türkiye’de kamu görevlileri açısından bu yapının eksik kaldığını ifade etti. Yalçın açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“Dünyada genel kabul gören sendikal haklar üçlüsü; örgütlenme, toplu sözleşme ve grev hakkından oluşmaktadır. Ülkemizde kamu görevlileri açısından örgütlenme ve toplu sözleşme mekanizmaları belirli ölçüde tanınmış olsa da grev hakkının kapsam dışında bırakılması, bu bütünlüğü bozan temel bir eksiklik olarak varlığını sürdürmektedir. Grev hakkının bulunmadığı bir sistemde toplu pazarlık sürecinin dengeli ve eşit koşullarda yürütülmesi mümkün değildir. Bu durum kamu görevlisinin müzakere gücünü zayıflatmakta ve masadaki dengeyi işveren lehine bozmaktadır.”
Raporda, kamu görevlisi ile devlet arasındaki ilişkinin klasik statü hukuku anlayışıyla tanımlanmasının günümüz çalışma hayatı açısından yetersiz kaldığı belirtildi. Çalışmada, özellikle II. Dünya Savaşı sonrası dönemde işçi ve memur hukukları arasında karşılıklı bir yakınlaşma yaşandığı ifade edildi.
‘DİSİPLİN YAPTIRIMLARI UYGULANIYOR’
Raporda, Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler ile iç hukuk uygulamaları arasında uyumsuzluk bulunduğu vurgulandı. İdari uygulamaların grev ve iş bırakma eylemlerine katılan kamu görevlilerine disiplin yaptırımı uyguladığı, buna karşılık yüksek yargı organlarının farklı yönde değerlendirmelerde bulunduğu belirtildi. Bu kapsamda şu ifadeler yer aldı:
“Türkiye, Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) başta olmak üzere sendikal hak ve özgürlükleri güvence altına alan çok sayıda uluslararası sözleşmeye taraftır. Buna rağmen, uygulamada grev ve benzeri barışçıl eylemlere katılan kamu görevlileri hakkında idari makamlar ve ilk derece mahkemeleri tarafından disiplin cezaları tesis edilmekte ve bu hak fiilen sınırlandırılmaktadır. Oysa Anayasa Mahkemesi, Danıştay ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında, özellikle örgütlenme özgürlüğü kapsamında barışçıl eylem hakkının sendikal haklarla bağlantısı açık biçimde kabul edilmiştir.”
ÜÇ AŞAMALI REFORM PAKETİ ÖNERİSİ
Raporda grev hakkına ilişkin anayasal, yasal ve idari düzeyde üç aşamalı bir reform paketi önerildi. Anayasa’nın 54. maddesinin kamu görevlilerini de kapsayacak şekilde yeniden düzenlenmesi gerektiği belirtildi:
“Toplu sözleşmenin yapılması sırasında uyuşmazlık çıkması halinde çalışanlar grev hakkına sahiptirler. Bu hakkın kullanılmasının usul ve esasları ile kapsamı ve istisnaları kanunla düzenlenir. Grev hakkı, toplum zararına olacak şekilde veya iyi niyet kurallarına aykırı biçimde kullanılamaz. Kamu görevlilerinin grev hakkına ilişkin kişi ve hizmet yönünden sınırlamalar ancak kanunla belirlenebilir.”
Raporda kamu hizmetlerinin tamamen durmasını engellemek amacıyla “dönen grev” (nöbetleşe iş bırakma) modeli önerildi. Bu modelle, hizmetlerin asgari düzeyde devam etmesi sağlanırken kamu görevlilerinin de grev hakkını kullanabilmesi hedefleniyor. Ayrıca güvenlik, savunma ve devlet yönetimi gibi alanlarda görev yapan belirli personel için istisnai düzenlemeler yapılabileceği ifade edildi. 4688 sayılı Kanun’a tabi sendikaların sıradan derneklerden ayırt edilmesinin imkânsız hale geldiği uyarısı yapıldı.
Kısa vadeli idari öneri
Yasal düzenleme yapılana kadar barışçıl iş bırakma eylemlerine katılan kamu görevlileri hakkında disiplin işlemi uygulanmaması gerektiği belirtilen raporda şu öneri yer aldı: “Mevzuat değişikliği gerçekleşene kadar, sendikal kararlar doğrultusunda gerçekleştirilen barışçıl iş bırakma eylemlerine katılan kamu görevlileri hakkında disiplin soruşturması yürütülmemeli; bu personel idari düzenlemelerle o gün için mazeret izinli sayılmalıdır. Bu yaklaşım hem sosyal barışı koruyacak hem de sendikal hakların fiilen kullanımına ilişkin tartışmaları yumuşatacaktır.”
