MEDYANIN HALLERİ... SETA raporu bunun için yazıldı
ABD İran'a saldırırsa Türkiye nasıl etkilenir? Süleyman Seyfi Öğün bu soruya yanıt aramış, 'ABD'nin amacı Türk-Fars savaşı mı' sorusunu atmış. Öğün 'Allah yazdıysa bozsun' dese de bu senaryoya sevinecekler var! SETA'nın 2025 hayallerinde Türkiye'nin bu yıl İran'la karşı karşıya gelmesi yer alıyor!
Yeni Şafak’tan Süleyman Seyfi Öğün, dikkat çekici ve uyarıcı bir yazı yazdı. Başlığı, “İran yangını…”
Trump’ın çok boyutlu bir İran saldırısına hazırlandığını belirten Öğün, “Burada Türkiye’nin konumunu da dikkate almak gerekiyor.” diyor, bazı sorular ortaya atıyor:
“Farazâ, ABD uçakları İncirlik’ten hareketle İran’ı bombalarsa, İran füzelerinin bu üssü hedef almayacağının garantisi nedir? İlâveten İran, kendisine karşı kurulduğu alenen bilinen Kürecik’i açık bir hedef olarak görür mü? Bu savaş bir aşamada Türkiye’yi de içine alır mı? Acaba savaşı başlatıp, belli bir aşamada bir Türk-Fars savaşına dönüştürüp aradan çekilmek mi hesaplanıyor? Bu ihtimâl karşısında, 'Allah yazdıysa bozsun' diye dua etmek gerekiyor. Çünkü bu senaryonun hayatta karşılık bulması, her iki kadim devlet ve millet için en az yüz sene kaybetmek olacaktır. Şimdi soralım, İsrail için bu senaryonun, senaryolar arasında en kremalı olanı değil midir? Doğrusu, ben her iki devletin hâfızasının kuvvetine inanıyorum. Bu hususta her iki devletin de kâfi miktarda şerbetli olduğunu düşünüyorum.”
SETA: İRAN’LA ÇATIŞMACI REKABET
Sayın Öğün’ün yazısının üzerine biz de hatırlatmalıyız: Siyaset, Ekonomi ve Toplumsal Araştırmalar Vakfı (SETA), ocak ayında “SETA Güvenlik Radarı: 2025’te Türkiye’nin Jeopolitik Ortamı” başlıklı bir analiz yayımladı.

2025’te Türkiye’nin Rusya ve İran’la ilişkilerinde ayrışma olacağı savunulan raporda, ABD/NATO ve AB ile ilişkilerde stratejik ilerlemelerin kat edileceği kaydedildi.
Raporda, ABD’nün Doğu Akdeniz’e yaptığı yığınaklar ve o bölgeye odaklanan stratejisi; Kıbrıs, Doğu Akdeniz, Ege Denizi ve Yunanistan’la ilgili hiçbir değerlendirmenin yer almaması dikkat çekti. İran’la ise çatışmacı rekabet yaşanabileceği aktarıldı: “İran’ın Suriye’den çekilmesi ve etkisinin azalması, İran’ın Suriye’de Türkiye’ye karşı asimetrik unsurları desteklemesine yol açabilir ve bu durum Ankara ile Tahran arasında çatışmacı bir rekabeti tetikleyebilir.”
PERİNÇEK’İN HAKLILIĞI
SETA raporunun anlamı ve hedefi şu: Türkiye 15 Temmuz’daki Amerikancı kalkışmanın ardından Atlantik cephesinden kopma ve yüzünü Asya’ya dönme sürecine girdi. Bu, zaman zaman Türk yetkililerin söylemlerine de yansıdı. Hatta ‘Yeniden Asya’ atılımı başlatıldı. Ancak Hükûmet ‘eksen kayması’ şeklinde gelen eleştirileri reddetti, Türkiye’nin her iki blokla da iyi ilişki istediğini ilan etti. Bu süreç özellikle Rusya-Ukrayna cephesinde ‘denge siyaseti’ formuna girdi. Ekonomide ise Mehmet Şimşek politikalarına dönüldü. SETA, aşağıdaki rapordan da görüleceği üzere, 2025’te denge politikasının da ötesinde, Atlantik’e dönen bir çizgi belirlenmesini bekliyor.
Her seferinde uyardık, tekrar uyarıyoruz. İran üzerine yapılan yalan haberlerin sebebi, Ankara ve Tahran’ı çatışmacı bir çizgiye yöneltmektir. Bazı gazetelerin köşesine oturan SETA fikirliler, Türkiye-İran çatışması için özel çaba gösteriyorlar.
Görünen o ki, “Bir CIA veya MOSSAD ajanına yazdırsa SETA bu raporu aynen böyle yazar.” ifadelerini kullanan Vatan Partisi Genel Başkanı Dr. Doğu Perinçek, yine haklı çıktı.
Yeni Asya Uygarlığı’nda hegemonyacılık yok
Milliyet gazetesinden Hakkı Öcal, dünkü köşe yazısında şöyle diyor: “Çin ve Rusya, ABD’nin bırakacağı boşluğu dolduracaklarsa, bunu yeni bir hegemon ülke veya hegemonik blok olarak yapmayacakları mesajını kuvvetle (ve samimiyetle) vermek zorundalar.”
Hegemonyacılık, emperyalist sistemin acı meyvesiydi.
Artık dünya bu hegemonyacılığı ve tekkutuplu dünyayı kaldıramıyor.
Yaşananlar basit bir patron değişimi değildir. Dünya yeni ABD’li kaldıramaz. Çünkü insanlık, artık kapitalizmin, özel mülkiyetin, özel çıkarcılığın ve bencilliğin sınırları içinde çözemeyeceği sorunlarla karşı karşıyadır.
Hakikat şudur: Yeni bir dünya kuruluyor.
Bu yeni dünyanın gerçeği üretmek ve paylaşarak gelişmektir. Yeni Uygarlık, ülkelerin bağımsızlığı, üretim ekonomisi, halkçılık, kamu ağırlığı, dünyevilik/laiklik ve devrimcilik yönünde oluşuyor.
Sayın Öcal’a ve milletimize bir hatırlatma yapalım.
Çin Halk Cumhuriyeti temsilcisi, 1974 yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kürsüsünden Mao Zedung’a göndermede bulunarak şöyle açıklamıştı: “Eğer Çin ilerde hegemonya peşinde koşacak olursa, bütün dünya ülkeleri ve halkları birleşmeli ve Çin’in hegemonyacılığını yıkmalıdırlar. Biz de öyle bir durumda dünya devletleri ve halklarıyla birlikte olacağız.”
Xi Jinping’in de 1 Aralık 2017 tarihinde ÇKP ile Dünya Partileri Yüksek Düzey Diyalog Toplantısı’nda yaptığı konuşma bu doğrultudadır. Anahtar kavram insanlıktır. Yol göstericilik bilimdir. Hümanizm ile devlet bağımsızlığının buluşmasıdır. Büyümenin ve güvenliğin paylaşılmasıdır.
Çin’le Büyük Avrasya İttifakı’na imza atan Rusya da bu çizgidedir. Ukrayna’daki savaşı, hegemonyacılığa karşıdır ve çokkutuplu dünya isteyenler adınadır.
Özetle, bu yeni uygarlık, üretenlerin ve paylaşanların uygarlığıdır.
Türkiye de Asya’dan yükselen bu yeni uygarlıktaki yerini almalıdır.
Atlantik sisteminden kopan Türkiye, Yeni Dünyanın kurulmasına ön cephede katkıda bulunmalıdır.
Bunun da yolu, ülkemizde acil olarak Üreticilerin Millî Hükûmeti’nin kurulmasından geçmektedir.
Volkan Konak, ölüm ve Netanyahu’nun alkışı
SALİH TUNA-SABAH
Rahmetli annem ve babam ahir ömürlerinde Volkan Konak'ın Cerrahpaşa türküsünü dinler dinler ağlardı.
"Herkesun bir derdi var / Durur içerisinde..." sözleriyle birlikte içlerindeki dert yangını adeta bir volkan gibi patlar, gözyaşlarına boğulurlardı.
Demem o ki, Volkan Konak her yaştan, her kültürden insanın yüreğine dokunan türküler yaptı.
Lakin benim gözümde en önemlisi, "Babasız olanlara baba olamam ama amca olurum..." diyerek 55 yetim çocuğa kol kanat germesi, okutmasıydı.
Yetim yeğenlerinin malına çöken onca dinsiz/ imansız amcayı ve namaz kıldıkları hâlde yetimleri itip kakan bilumum ham yobaz/kaba softayı aklınıza düşürseniz söz konusu "erdemi" neden bu denli önemsediğimi anlarsınız. (Kuran'da, Maun Suresi'nde "Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki onlar yetimleri itip kakarlar" manasında ayet vardır.)
Volkan Konak, Karacaoğlan gibi "Üryan geldim gene üryan giderim..." diyen meşrebe sahip olduğu için yetimlere merhamet etmek ona nasip oldu. Yoksa Kârûn kadar zengin olursun ama kimsesizlere zerre miskali yardım etmek nasip olmaz.
Merhamet hasleti çok büyük nasiptir. Ki merhamet etmeyene merhamet edilmez. (…)
Şunu söylemeyi de unutmayalım: Volkan Konak, Filistin'deki katliama sessiz kalmayan az sayıdaki sanatçılarımızdan biriydi.
Keşke o oyuncu dizide kalsaydı
AHMET HAKAN-HÜRRİYET
TRT’nin ‘Teşkilat’ dizisinde yer alan Aybüke Pusat isimli oyuncu boykota destek veren paylaşım yapınca...
İktidar taraftarlarının tepkilerini dikkate alan TRT tarafından diziden çıkarılmış.
Çok yanlış bir karar.
Oluşan bu zehirli iklimde iktidarın muhalefetten farklı bir tutum alması gerekiyordu.
Bu oyuncuya tolerans gösterilmesi gerekiyordu.
İktidar tarafı böyle davranabilirse...
En azından bu alanda ahlaki üstünlüğü ele geçirmiş olabilir.
Neyse!
Yine de çok geç değil.
Netanyahu ile Özgür Özel aynı safta
ABDULKADİR SELVİ-HÜRRİYET
İsrail’in katil Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun bir oğlu var adı Yair Netanyahu. Kafayı Türkiye’ye takmış durumda.
Küçük Netanyahu Türkiye’ye karşı boykot eylemi başlatmış. Bunun için sosyal medya platformlarını kullanıyor, İsraillilere tatilde Türkiye’ye gitmemeleri yönünde çağrı yapıyor. “BOYCOTT TURKEY” diyor başka bir şey demiyor.
CHP’nin destek verdiği, Özgür Özel’in adına kampanyalar düzenlediği “Türkiye’yi boykot” eylemi de aynı zamana denk geldi. Katil Netanyahu’nun oğlu ile Özgür Özel aynı safta yer aldı. Özgür Özel siyasi siciline bir de Netanyahu ile dayanışmayı eklemiş oldu. Bu şeref Özgür Özel’e yeter.
Abartılı benzetmeleri sevmem. Kimseye haksızlık etmek istemem. Ancak Netanyahu’nun Türkiye’ye karşı boykot kampanyaları düzenlediği bir dönemde, Türkiye’yi boykot etmek Özgür Özel’e yakışmadı.
SETA'nın hayâlindeki Türkiye: Atlantik'e yakın komşulara uzakGündem