15 Haziran 2026 Pazartesi
İstanbul 19°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Düzce
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • İstanbul
  • İzmir
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Şanlıurfa
  • Siirt
  • Sinop
  • Şırnak
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

Mehmet Ceyhan'dan Hantavirüs uyarısı! Yeni bir pandemi çıkar mı?

Enfeksiyon Hastalıkları Derneği Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ceyhan, hantavirüsün Türkiye'deki geçmişi, belirtileri ve bulaşma yolları hakkında bilgi verdi. Hantavirüs için henüz bir aşı bulunmadığını belirten Ceyhan, bu virüsten küresel bir salgın beklenmediğini vurguladı.

Mehmet Ceyhan'dan Hantavirüs uyarısı! Yeni bir pandemi çıkar mı?

Hantavirüs, dünya genelinde endişe yaratmaya devam ederken, Enfeksiyon Hastalıkları Derneği Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ceyhan virüsün kökeni ve Türkiye'deki durumu üzerine Aydınlık Youtube kanalında değerlendirmelerde bulundu. Hastalığın yaklaşık 900 yıldır mevcut olan bir virüs olduğunu ve ilk olarak Kore Savaşı sırasında 3000 Birleşmiş Milletler askerinin hastalanmasıyla 'Kore Ateşi' olarak dikkat çektiğini belirten Prof. Dr. Ceyhan, virüsün özelliklerini anlattı.

TÜRKİYE'DE HANTAVİRÜS YENİ DEĞİL

Virüsün 1960'lı yıllarda gösterildiğini ve 1993'te insandan insana bulaşan tipinin tanımlandığını belirten Ceyhan, hastalığın Türkiye'deki geçmişine dair istatistikleri paylaştı. Türkiye'deki ilk hantavirüs vakalarının 1997 yılında yayımlandığını hatırlatan Prof. Dr. Ceyhan, şu ifadeleri kullandı:

'Türkiye'de hantavirüs 1997 yılında ilk kez yayınlanmış. 2009'da da Zonguldak'ta ilk salgın rapor edilmiş. O zamandan bu tarafa her yıl böyle 20-30 vaka civarında görülüyor. Yaklaşık 250 civarında vaka var. Türkiye'de vakalar daha çok Karadeniz bölgesinde ve Kuzey'de görülmüş şimdiye kadar.'

İKİ FARKLI TİP VE BELİRTİLERİ

Hantavirüsün Amerika kıtasında ve Avrupa-Asya bölgesinde görülen tiplerinin farklı hastalıklara yol açtığına dikkat çeken Ceyhan, coğrafi bölgelere göre değişen ölüm oranlarını şu sözlerle aktardı:

'Bizde görülen tiple Amerika kıtasında görülen tip farklı. Asya'da, Avrupa'da ve Türkiye'de görülenler kanamalı ateş ve böbrek yetmezliği ile giden bir tablo ortaya çıkarıyor. Kırım-Kongo Kanamalı Ateşine benzer bir hastalığa yol açıyor. Amerika kıtasında ise vakaların büyük çoğunluğu solunum yetmezliği ve kalp yetmezliği ile gidiyor. Ölüm oranında iki bölge arasında büyük fark gösteriyor. Avrupa-Asya bölgesinde yüzde 1-15 arasında değişirken Türkiye'de de bu rakam yüzde 5 civarında. Amerika'da yüzde 40-50 civarında bazen ölüme yol açıyor.'

Türkiye, Avrupa ve Asya bölgesinde görülen hastalığın 4 ile 42 gün arasında değişen bir kuluçka süresi olduğunu belirten Ceyhan, hastalığın ilk olarak ateş, yaygın kas ağrıları, baş ağrısı, kusma ve ishal ile başlayıp ardından kanama ve böbrek yetmezliğine dönüştüğünü ifade etti.

RİSK GRUPLARI VE BULAŞMA YOLLARI

Virüsün ana kaynağının fare, sıçan, sansar ve kunduz gibi kemirgenler olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Ceyhan, Türkiye'deki risk gruplarına dair şunları söyledi:

'Türkiye'de görülen hantavirüs tipine burada daha çok farenin ya da sıçanın, kemirgenin atıklarıyla temas etme riski olan insanlar yakalanıyor. Bunlar doğa gezginleri, mağara turizmine gidenler. Özellikle uzun süredir boş kalan binaların temizlenmesinde çalışanlar, kiler temizliğinde çalışanlar, gıda depolarında çalışanlar. Fare, sıçan nerede varsa orada bulunanlar risk grupları; yoksa öyle koronavirüsteki gibi yaşa göre, altta yatan hastalığa göre bir risk grubu yok burada.'

KORUNMA YÖNTEMLERİ VE TEMİZLİK UYARILARI

Hastalığa karşı henüz klinik kullanıma hazır bir aşı geliştirilmediğini belirten Ceyhan, bireysel önlemlerin hayati önem taşıdığını hatırlattı. Kapalı alan temizliği ve hijyen kuralları hakkında uyarıda bulunan Ceyhan, şunları kaydetti:

'Özellikle bu temizlik işini yapanlar, mutlaka dikkat etmesi gereken şey süpürge ya da elektrikli süpürge kullanmamaları gerekir. O tozun havaya kaldırılmaması lazım, çünkü solunum yolunda bulaşıyor. Önce bir dezenfektan püskürterek ve ıslanması, ultraviyole lambaları çok etkili. Virüs oda sıcaklığında 2-3 gün kadar ama nemli ve kapalı ortamlarda 5-6 güne kadar yaşayabilme özelliğine sahip. Ölmüş bir kemirgen görürseniz ona dokunulmaması, evde kemirgen beslenilmemesi gerekiyor. Su ve sabunla yoksa el deterjanlarıyla ellerin temizlenip burna öyle götürülmesi birçok vakayı önleyecektir.'

HANTAVİRÜSTEN KÜRESEL PANDEMİ ÇIKMAZ AMA...

Hantavirüsün yeni bir küresel salgına dönüşüp dönüşmeyeceği konusundaki endişelere de yanıt veren Ceyhan, virüsün yapısı gereği böyle bir potansiyel taşımadığının altını çizdi:

'Hantavirüsten bir küresel pandemi çıkmaz. Bunun nedeni şu; büyük mutasyonlar böyle kısa sürede göstermiyor ve aracı kullanıyorlar bulaşmak için. Mutlaka ama mutlaka pandemi çıkacak; fakat bu pandeminin nedeni hantavirüs olmayacak. Önemli olan nereden çıkacağı. Ya yeni bir grip virüsü henüz insanların bağışık olmadığı kuşlardan insanlara geçecek ya da yeni bir koronavirüs.'

PROGRAMIN TAMAMINI İZLEMEK İÇİN:

Hantavirüs