Meserret Taşkın'dan mektup var: Cesaret ve korkaklık meselesi

Son zamanlarda bazı “özlü” sözler ortalıkta çok dolaştırılıyor. Bunlardan biri: “Kötülerin zulmünden değil, iyilerin sessizliğinden kork!”; Diğeri: “Bir memlekette namuslular namussuzlar kadar cesur olmadıkça o memlekette kurtuluş yoktur.” (İsmet İnönü’ye mal ediliyor.)

Meserret Taşkın'dan mektup var: Cesaret ve korkaklık meselesi
A+ A-

Acaba öyle mi? Bana öyle gelmedi. Neden derseniz efendim;

Birincisi, “kötüler” ve “namussuzlar”ın sorumluluklarına vurgu yok. Nesnellikten uzak biçimde peşinen iyilere ve namuslulara yükleniliyor.

İkincisi, nesnel koşullar nedir? Başarı koşulları var mı? Cesaret nedir? Koşulları dikkate almadan kendini ateşe atmak mıdır? Bazen geri çekilmek gerekmez mi? Mücadelenin biçimleri koşullara göre değişmez mi?

Üçüncüsü, halk arasında yaygın bir deyim vardır, bilirsiniz: “Yiğitliğin onda dokuzu kaçmak, biri de hiç görünmemektir” denir. Yani, en az kayıpla başarmak. Halkımızın çeşitli zulümlere karşı büyük mücadele deneyimleri vardır. Bu deneyimler adeta genlerimize işlemiştir. Deneyimleri ve güç dengelerini hesaba katmayan bu tür sözler kulağa hoş gelse de; başarısızlığı, teslimiyeti ve iyilerle, namusluları suçlamayı mübah kılar.

Üstelik hanımlar, iyilerle namuslular kimlerdir, zaman ve koşullar bunları değiştirir mi?  Her kötü ve namussuz her an hedef midir? Doğru olan, en kötü ve en namussuzu hedefe koymak değil midir? Meserret’e yine iş çıktı efendim. Her hoşumuza gideni sosyal medyada paylaşmadan düşünmeye devam. 

Sadık okurunuz

Kırk beşini aşkın

Meserret Taşkın

Etiketler bindallı kadın sayfası