18 Temmuz 2026 Cumartesi
İstanbul 29°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Düzce
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • İstanbul
  • İzmir
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Şanlıurfa
  • Siirt
  • Sinop
  • Şırnak
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

Meserret Taşkın’dan mektup var! Hayat yolculuğu

Hayat tek yönlü bir yolculuk. Sadece geleceğe gidebiliyorsunuz. Geçmişe dönmek mümkün değil. Aşık Veysel’in çok güzel anlattığı gibi iki kapılı hanın bir kapısından giriyorsunuz; diğer kapısından çıkıp gidiyorsunuz.

Meserret Taşkın’dan mektup var! Hayat yolculuğu
MESERRET TAŞKIN

İşte bu hayat yolculuğu sırasında, bendeniz de geç torun görenlerdenim. Neredeyse yarı yaşımdakilerin beş-on torunu var. Arkadaşlarım, yakınlarım hep söylerdi: “Torun sahibi ol da gör. Çocuklarından daha tatlı, daha çok seviliyor.” diye. İki aya yakındır deneyimliyorum. Gerçekten öyle. Ama, ilgilenir ve vaktinizi verirseniz. Uzakta ve ilgisizseniz, “Nesi bu kadar tatlıymış?” da diyebilirsiniz.

Bu tatlılığın sebebi üzerine düşünüyorum da şimdi daha iyi anlıyorum, “torun sevgisi” neden bu kadar üstün? Kendi bebekliğimize gidiyoruz onlarla birlikte. Torunların sorumlulukları ana babalarında. Onlarla özgürce ilgilenebiliyor, yaşımızın verdiği olgunlaşmanın da etkisiyle, bebeklerin hayata nasıl başlayıp, uyum sağladıklarına ilişkin çok daha fazla gözlem yapabiliyoruz. Bir çok şeyin farkına onlarla birlikte varıyoruz. Hayatımızın en fazla unuttuğumuz dönemini, başlangıcımızı bize hatırlatıyor, yeniden göstererek öğretiyorlar. Hayatın sonuna doğru bundan daha büyük bir mucize olabilir mi?

İnsan yavrusu başlangıçta ne kadar savunmasız ve ne kadar güçlü. Doğar doğmaz ne büyük güçlükleri aşmak zorunda, akıl almaz. Nasıl bir öğrenme gücü, uyum çabası var. Adım adım giderek ama büyük ataklarla gerçekleştiriyor bunu. Kısacası, bebek olmak zor efendim. Bebekliğimizi bu nedenle hatırlamıyoruz belki de.

Sadık Okurunuz

Kırk beşini aşkın

Meserret Taşkın

LAFEBESİ

- “NATO, NATO!” dedikleri eli kanlı, çürümüş, beyin ölümü gerçekleşmiş bir oluşum. 7-8 Temmuz’da Ankara’da cenaze töreni yapılacak! Biz iyi bilmezdik, ruhuna fatiha vermiyoruz! Kazak Abdalca sesleniyoruz:

Münkir münafıkın soyu

Yıktı harap etti köyü

Mezarına bir tas suyu dökenin de...

- Ümit Özdağ, ‘NATO özgürlük ve demokrasiyi korumak için var’ buyurmuşlar!

Komik olsa gülerdik de... Ümit hocam biz sözümüzü yukarıda dedik. Size cevabı, kadim Anadolu bilgeliği versin.

Ayıdan post, gâvurdan dost olmaz. NATO’dan hiç olmaz!

Hayat