18 Temmuz 2026 Cumartesi
İstanbul 31°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Düzce
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • İstanbul
  • İzmir
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Şanlıurfa
  • Siirt
  • Sinop
  • Şırnak
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

Meserret Taşkın’dan mektup var! Sonsuzluk

Sonsuzluk kavramını söylemek ne kadar kolay; idrak etmek ne zor. Dünya denen gezegende yaşıyoruz.

Meserret Taşkın’dan mektup var! Sonsuzluk
MESERRET TAŞKIN

Dünyayı büyük sanıyoruz. Hayatlarımızı uzun, önemli görüyoruz. Oysa, düşünsenize bir, eski deyimle kainatı. Yanında dünyanın lafı mı olur? Son zamanlarda internette yayınlanan, gelişmiş teleskoplarla çekilen uzay fotoğraflarına bakınca, benim aklım uçuyor. Sizinkini bilmem. Çekilen fotoğrafların ne kadarı belli değil. Kara delikleri hiç söylemiyorum.

Hayatımızda da sonsuzluk ne kadar çok yer alıyor. Büyük bir rastlantı ile iki hücre ana rahminde buluşuyor. Ne şanslı hücreler! Bu şansı bulamayanlar, hücre olarak gelip, hücre olarak gidiyorlar. Buluşan hücrelerden, yavru oluşuyor. Yavru, ana karnında bütünleniyor. Doğumla dünya ile buluşuyor; aynı zamanda da ana karnında oluşan bütünlüğü, düzeni bozuluyor. İnsan yavrusundan örnek verirsek, yeniden bütünlük (tamlık) hissini kazanmak için uğraşarak yetişiyor çocuklar. Sonsuzluktan geliyor bütün canlılar ve yine sonsuzluğa dönüyorlar ölümle. Doğumla birlikte ölmeye başlıyoruz yavaş yavaş.

Yaşam ne büyük bir şans. Kıymeti yeterince bilinmiyor. Gençken büyüme telaşındayız. Bir an önce büyüyüp yetişmeyi istiyoruz. Yıllar geçmiyor sanki. Belli bir yaştan sonra da geçip giden yılları bırakın, günlerin arkasından yetişemiyoruz. Yaşamın da zamanın da yeterince değerini bilmeden, hayatı gereği gibi değerlendirmeden yaşıyor ve gidiyoruz çoğumuz. Kalıcı bir iz bırakanlara ne mutlu!

Sadık Okurunuz

Kırk beşini aşkın

Meserret Taşkın

LAFEBESİ

- Zenginin malı züğürtün çenesini yorar diye bilirdik

Bu kez zenginin çenesi milletin canını sıktı. KOÇ’ların başının fıkrasına gülmedik. Protokolün başı ve yanlarındakiler güldü...

- Eğri düzü beğenmez, bu da bizi beğenmez.

‘Fenomen’ olmak diye mektepsiz, medresesiz, kalemsiz, kitapsız bir *hüdayi nabit olgu var. Tavanına kadar yeryüzünün cehalet, dibine kadar cehennemin görgüsüzlük içeriyor. Aile, toplum, değerler, bunların dilinde aşınıyor, yıpranıyor, emeksiz zengin oluyor, toplumun her katmanını etki altına alıyorlar.

- İpek giymeyle kadın, bıyık kıvırma ile adam olunmaz.

Uzay