07 Ekim 2026 Çarşamba
İstanbul 17°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Düzce
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • İstanbul
  • İzmir
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Şanlıurfa
  • Siirt
  • Sinop
  • Şırnak
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

Meserret Taşkın'dan mektup var! Söylenemeyenler

Kadına yönelik şiddete dair bazı konuların konuşulması adeta yasak. Bu yasak, “yasaktır” denerek konmamış elbette. Ama, konuşulduğunda, şiddet uygulayana hak vermekle suçlanma korkusu, pek çok insanın düşündüğünü söyleyememesi sonucunu doğuruyor.

Meserret Taşkın'dan mektup var! Söylenemeyenler
MESERRET TAŞKIN

Çok genç, çoğu öğrenci kızlarımız, yaşça büyük, bazıları evli; ne iş çevirdiği belli olmayan, parası bol, ya da öyle görünen sevgililerinin şiddetinin kurbanı oldu. Bu adamlar kızlarımızı niçin ve nereden buldu? Öğrencinin sevgilisi öğrenci olur, değil mi? Kendi çevresinden, az buçuk tanıdığı ve kendisine uygun insanlar dururken; genç, güzel, okuyan bir kızın, örneğin başka bir kadını öldürme şüphelisi, polislikten atılma, her türlü suça bulaşmış biriyle ne işi olabilir?

Bana kalırsa, toplumsal yozlaşmanın konumuzla çok ilgisi var. “Sosyal medyadan tanışma” muhabbetine hiç girmiyorum. Derin bir mevzu çünkü. Dizilerle, sosyal medya yoluyla özendirilen lüks yaşam, kanunsuz ve ahlaka aykırı her türlü ilişki, gençlerimizde çok paranın her derde deva olduğu inancını pekiştiriyor. Namusuyla çalışan emekçi insanlar, para ve “güç” sahibi değil bu düzende. Çok para ve onun verdiği “güç”le bazı insanlar gençlerimizi kullanıp, kâğıt mendiller gibi çöpe atabiliyorlar. Amerika’daki Epstein davası ile büyük örneğin ucu birazcık ortaya çıktı.

Para sahibi olmamanın kusur olmadığı, sevginin insanı yücelteceği, ahlakın, emeğin, dürüstlüğün, açıklığın, fedakarlığın üstün geleceğine inancı korumanın güzelliği, şiddeti önlemek için yayılması gereken düşünceler değil mi?

Sadık Okurunuz

Kırk beşini aşkın

Meserret Taşkın

LAFEBESİ

Anayasamızda, Türk dışında başka bir vatandaş kimliği bulunmamakta.

Bunca yılın devlet adamı bunu en iyi bilenlerden olmalı, sanırım. “El içinde vasiyet ettik ölmemek olmaz.” diye düşündü ki, birliğimize dirliğimize zarar önerisini sundu.

- Cennete gitse fidan kırar cehenneme gitse kazan devirir.

Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırına kahveler içilir, fallar bakılır, hoşluk olur, muhabbet olur(du). "Faladdin ve Binnaz Abla" isimli girişimciler, sanal ortamda bu işi büyük gelir kapısı haline getirince devlet gereğini yapmış.

- Dilencinin hakkından dolandırıcı gelir derler, ama bu kez kanunlar gelmiş.

CKD insanlığı, yaşamı savunuyor ve çağrısı tüm dünyaya: Hepimiz mazlumların yanında olacağız!

- Çağrımıza ses veren Chapapas, Meksika Zapatista kadınlarına bin selâm olsun! Dünya yerinden oynar kadınlar birlik olsa ve zalimlerin ensesinde patlar kararlılığımız!

Kadına şiddet