Meserret Taşkın’dan mektup var! Yahya Sinvar ve Filistinli kadın
Bir video izledim: Gazzeli bir kadın ve üç kız çocuğu, yıkıntıların ortasında nasılsa sağlam kalmış, gün görmüş bir kanepenin üzerinde oturuyorlar.
Kadın ayak ayak üstüne atmış, rahat bir oturuş sergilerken zafer işareti yapıyor ve kameraya konuşuyor. Kızları da annelerinin kucağında, dizinin dibinde zafer işareti yapıyorlar. Sol alt köşede rahmetli Yahya Sinvar, benzer biçimde, yıkıntıların ortasında, bir koltukta, rahatça oturuyor ve kameraya gülümsüyor.
Bu görüntülerin anlamını ve etkisini nasıl anlatacağımı düşünürken televizyondan gelen sesle irkiliyorum: Amerika, İran’ın bütün alt yapısını vuracakmış! Elektrikler kesilecekmiş! Buzdolapları çalışmayınca insanlar yönetime kızacakmış!
İranlı, Filistinli, Lübnanlı kardeşlerimizin derdi de buzdolapları ya da elektriklerin olmamasıydı zaten. Vatanın elden gitmesi ne demek, hiç anlamamış televizyondan sesi gelen. “Ne yaparsanız yapın, gitmiyorum, terk etmiyorum vatanımı’ diyor kardeşlerimiz. “Yakıp yıkıp, dümdüz de etseniz, burası bizim toprağımız. Vatanımızın sahibi biziz” diyor. Yıkıntı üzerindeki koltuklarda rahatça oturmanın ve zafer işaretinin anlamı bu işte: “Bu vatanın sahibi biziz. Siz işgalcisiniz. Bu topraklara bizi gömebilirsiniz ama başka yere gitmeyeceğiz.”
Vatana sahip çıkmanın gururu ne yücedir. İşgale direnen ve şartlar ne olursa olsun, vatanını işgalciye terk etmeyen kardeşlerimizle ne kadar gururlansak yeridir. Onlar bizi, insanlığı yüceltiyorlar. İşgalci zavallılar ise düştükleri derin çukurda, pisliklerinde debeleniyorlar. Öyle bir çukurdalar ki, taş devrine(!) bile ulaşamıyorlar.
Sadık Okurunuz
Kırk beşini aşkın
Meserret Taşkın
LAFEBESİ
Minab Okulu’nda can veren melekler füze oldu, Hamaney’in şehadeti cesaret oldu, İran halkı oldu. Hürmüz, Trump’ın boğazına durdu.
- Gül ağacının dibine dibine hayma kuranın kül tenekesinden bakracı olur.
