Müsavat Dervişoğlu’nun hedefi Devlet Bahçeli ve Doğu Perinçek
İYİ Parti lideri Müsavat Dervişoğlu, ABD emperyalizmin kanlı sicili hakkında tek kelime etmezken, Moskova-Pekin hattını hedef tahtasına oturttu. Dervişoğlu, MHP lideri Devlet Bahçeli’yi "Perinçek çizgisinde siyaset yapmakla" suçlayarak adeta Washington'ın sözcülüğüne soyundu.
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin TBMM grup toplantısında dış politikaya dair skandal açıklamalara imza attı. Türkiye’nin jeopolitik tercihlerini radikal bir dille eleştiren Dervişoğlu, konuşmasında tamamen Batı merkezli bir bakış açısı sergiledi. Türkiye’nin bölgesel iş birliklerini ve Asya ile kurduğu stratejik bağları "ihanet" olarak tanımlayan Dervişoğlu, adeta Washington senatörlerinin retoriğiyle Rusya ve Çin ile olan ilişkileri hedef aldı.
ANKARA’DA WASHINGTON RETORİĞİ
Batı Asya’yı kan gölüne çeviren ABD ve İsrail’in saldırganlığını görmezden gelen Dervişoğlu, Türkiye’nin milli menfaatlerini ticaret rakamlarına indirgedi. Dervişoğlu’nun Rusya ve Çin’i "kâğıttan kaplan" olarak nitelemesi ve NATO üyeliğini her türlü egemenlik haklarının üzerinde tutan yaklaşımı, Ankara’nın tam bağımsızlık vizyonuyla açıkça ters düştü.
BAHÇELİ’YE ‘PERİNÇEK ÇİZGİSİNDE SİYASET’ SUÇLAMASI
Dervişoğlu, Cumhur İttifakı’nın dış politika hamlelerini eleştirirken MHP lideri Devlet Bahçeli’yi hedef alarak şu ifadeleri kullandı:
“İçeride devleti akrabalığa, sosyal yardımı tahsilata, ekonomiyi borca, gençliği mülakata mahkûm eden bu zihniyet; dış politikada da Türkiye’yi tehlikeli bir savrulmanın eşiğine getirmektedir. Bugün de, daha önce de defalarca söyledik. Hem bölgesel hem küresel ölçekte jeopolitik bir türbülansın içindeyiz. Böyle bir dönemde Türk dış politikasını radikal savrulmalardan korumak zorundayız.
Duygusal hezeyanlarla dış politika yapılmaz. İdeolojik takıntılarla dış politika yapılmaz. İktidar pastasından pay alma hesabıyla dış politika yapılmaz. Üstüne üstlük bazıları, hayretle müşahede ediyoruz ki, Türkiye-Rusya-Çin ittifakı önermektedir. Bu hususta evvela şunu söyleyelim: Allah kimseye gençliğinde Alparslan Türkeş’in tedrisatından geçirip, yaşlılığında Doğu Perinçek çizgisinde siyaset yapmanın dayanılmaz hafifliğini yaşatmasın.”
ABD’NİN KANLI SİCİLİNİ PAS GEÇEREK BATI'YI GÜZELLEDİ
Konuşmasında Çin ve Rusya ile yapılan ticaretteki açığı ön plana çıkaran Dervişoğlu, ABD ve AB ile olan ilişkileri ise finansal bir başarı öyküsü gibi sundu. ABD’nin Türkiye’ye yönelik ambargolarını ve terör örgütlerine verdiği desteği pas geçen Dervişoğlu şunları söyledi:
“Türkiye’nin toplam dış ticaret açığının yüzde 83’ü Rusya ve Çin’e verilmektedir. Çin’e ihracatımız, toplam ihracatımızın sadece yüzde 1,1’idir. Buna karşılık ithalatımızın yüzde 25’i Çin’den gelmektedir. 2025 yılında Çin’e verdiğimiz açık, 45 milyar dolardır. Rusya’ya karşı verdiğimiz açık ise yaklaşık 37 milyar dolardır. Yani Türkiye, 2025 yılı içinde bu iki ülkeye 85 milyar dolara yakın para kazandırmıştır. Buna karşılık Avrupa Birliği ve İngiltere ile yaptığımız ticaretten 2025 yılında 11 milyar dolara yakın gelir elde edilmiştir. ABD ile ticarette de 4 milyar dolarlık fazla verilmiştir. Özet açıktır: Ulusal güvenlik zorunluluğu diye sunulan Rusya ve Çin’e 85 milyar dolar ödüyoruz. Aynı çevrelerin tehdit gibi gösterdiği ülkelerden ise 15 milyar dolar kazanıyoruz. Şimdi soruyorum: Kendi ülkesinin menfaatini düşünen bir siyasetçi hangi yolu tercih eder? Para kazandığınız ilişkileri sürdürmeyi mi? Yoksa her yıl büyük açık verdiğiniz ülkelerle daha fazla yakınlaşıp Mevcut dengeleri heba etmeyi mi? Türkiye’nin Rusya ve Çin’e daha fazla yakınlaşacak alanı kalmamıştır. Tam tersine, Moskova’ya ve Pekin’e gidip ittifak tezgâhlamak yerine, ikili ticaretteki bu dengesizliği giderecek ciddi görüşmelere başlamak gerekmektedir.”
ASYA GÜÇLERİNİ ‘KÂĞITTAN KAPLAN’ İLAN ETTİ
Dervişoğlu, bölge ülkelerinin liderlerinin tasfiyesi üzerinden yürüttüğü propagandada, Türkiye’nin güvenliğinin Batı dışında bir adresi olamayacağını savundu. Batı Asya’daki direniş hattını küçümseyen bir dil kullanan Dervişoğlu, Batı ekseninden kopuşun bir "Netanyahu planı" olduğunu iddia ederek şu ifadeleri kullandı:
“Bahçeli ve arkadaşlarının Türkiye’nin güvenliği için adres gösterdiği Moskova ve Pekin’in, kendisine güvenen hükümetleri kriz anlarında nasıl yüzüstü bıraktığını son yıllarda canlı yayında izledik. Esad kaçmıştır. Maduro yatak odasından alınmıştır. Hamaney öldürülmüştür. Küba kıskaca alınmıştır. Kendisine dahi hayrı olmayan kâğıttan kaplanları, Türkiye’de pazarlamaya çalışan işportacılar, hâlâ ülkemizin güvenliğini bu ülkelere endekslemek istemektedir. Ben ihanetle açıklayabildiğim şeyleri, aptallıkla açıklamam. Bunun adı, açık ihanettir.”
DERVİŞOĞLU NATO’YA SADAKAT TAZELEDİ
Dervişoğlu’nun konuşmasının en dikkat çeken bölümü ise Türkiye’nin NATO üyeliğini, İsrail saldırganlığına karşı bir "kalkan" gibi sunması oldu. ABD’nin bölgedeki varlığını eleştirmek yerine, iktidarı "Netanyahu ile aynı safta" olmakla suçlayan Dervişoğlu şu ifadelerle konuşmasını noktaladı:
"Bir süredir Netanyahu çevresinin ve onların ABD medyasındaki paralı askerlerinin Türkiye hakkında yazdığı makaleleri, raporları görüyoruz. Türkiye’yi yeni bir İran gibi göstermeye çalışıyorlar. Ülkemizi marjinalleştirmek istiyorlar. NATO’dan kopmuş, Batı’dan ayrılmış, Ortadoğu’da yalnızlaşmış bir Türkiye görüntüsü üretmeye uğraşıyorlar. Çünkü Türkiye’nin NATO üyeliği, İsrail’in saldırganlığının önünde bir engeldir. Türkiye’nin denge politikası, Netanyahu’nun savaş siyaseti için engeldir. Türkiye’nin aklıselimi, bölgesel yangının büyümesi için engeldir. Şimdi herkes aklını başına alsın. Türkiye’nin İran savaşında tarafsızlığını kaybederek savaşa sürüklenmesini, dışarıda Netanyahu istiyor, içeride malum şahıs. Türkiye’nin NATO üyeliğinden dışarıda Netanyahu rahatsız, içeride malum şahıs. Türkiye’nin ulusal kimliğinin parçalanmasını dışarıda Netanyahu köpürtüyor, içeride malum şahıs. Bunların hepsi, Türkiye’yi Ortadoğu’da bir savaşa çekmek için kurulmuş planın parçalarıdır. Netanyahu’nun iktidarını sürdürmek için ihtiyaç duyduğu dış tehdit, Türkiye üzerinden üretilmek istenmektedir. Bu kirli işleri siyasi satranç zannedenler bilsin: Türkiye, ne Moskova’nın taşeronu, Ne Pekin’in pazarı, Ne Netanyahu’nun savaş bahanesi, Ne de içerideki maceracıların oyun tahtası olur. Türkiye Türk milletinin devletidir. Türkiye’nin istikameti kapalı kapılar ardında değil, büyük Türk Milletinin menfaatleriyle çizilir.”
Rus basınında İlyas Topsakal rüzgârı: Türkiye-Rusya-Çin-İran birbirini tamamlamalıGündem
Yeni medeniyetin yapıcı ve kurucuları toplandı: DÜNYA-MER açıldıGündem