11 Temmuz 2026 Cumartesi
İstanbul 29°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Düzce
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • İstanbul
  • İzmir
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Şanlıurfa
  • Siirt
  • Sinop
  • Şırnak
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

Mustafa Karasu’dan Mîsâk-ı Millî çıkışı

Feshedilen PKK terör örgütünün liderlerinden Mustafa Karasu, şöyle konuştu: “Mîsâk-ı Millî içinde Musul-Kerkük de vardı, Rojava denilen Kürt alanı, Batı Kürdistan da vardı. Şimdi sen hem o kadar Mîsâk-ı Millî’den söz et ama kalk Kürtlere düşmanlık yap. Bu doğru bir yaklaşım değil.”

Mustafa Karasu’dan Mîsâk-ı Millî çıkışı

PKK terör örgütünün üst düzey yöneticilerinden Mustafa Karasu, silah bırakma sürecine ve TBMM’de kurulan komisyona ilişkin Medya Haber TV’de değerlendirmelerde bulundu.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)’nin Abdullah Öcalan’a ilişkin “Umut Hakkı” kararı verdiğini söyleyen Karasu, “Devlet Bahçeli açıkça ‘Örgütünü feshetsin, silahlı mücadeleden vazgeçsin, Umut Hakkı pratikleşsin.’ dedi. Hatta ‘Gelsin, Meclis’te konuşsun.’ dedi. Meclis’te konuşmasına cesaret edemediler ama Bahçeli, ‘Umut Hakkı devreye girer.’ dedi. O zaman Devlet Bahçeli’nin sözünün üzerinde durması gerekiyor.” dedi.

Karasu’nun değerlendirmeleri şöyle deva etti:

‘KOMİSYON 2-3 AYDA NEYİ ÇÖZECEK?’

“İlk adım olarak komisyon kurulmasını biz olumlu görüyoruz. Şimdi bu komisyonun önemli görevlerinin olması gerekiyor. En başta da bu komisyonun Önderlik’le görüşmesi gerekiyor. Önder Apo ile konuşmadan bu komisyonun çok işlevsel olması düşünülemez.

“İki-üç aylık bir zamanlama ifade edilmiş. Böyle olmaz yani. 2-3 ayda ne çözecek? Anlaşılıyor ki, sadece silahını bırakıp gelecek gerillanın durumu ne olacak şeklinde... Ya bu sorunun kaynağı var, bu sorunu ortaya çıkaran nedenler var. Kürt sorunu var, Türkiye'nin demokratikleşme sorunu var. Komisyon bunlarla ilgili olmayacaksa ne anlamı olacak? ‘Dağdan gelenlerin durumu ne olacak?’, ‘Sorun PKK-gerilla; bu çözülecek’ anlamına geliyor. Sadece silahların bırakılması. Ama sorun bu değil ki! Yüzyıllık sorun bu mu? 30 tane isyan olmuş Cumhuriyet’in kuruluşundan bu yana. Bunun nedenleri var.

“Bu bakımdan, bu komisyon kendine sadece silahını bırakıp geleceklerin durumuyla uğraşacak, onunla ilgili bir adım atacak olursa, o zaman bu yanlış, bu eksiktir. Bu mevcut sürecin ihtiyacını karşılamaz. Deniliyor ya, bu süreç nasıl başladı? Türkiye'nin güvenliğini sağlamak için... İçeride ve dışarıda Türkiye'nin güvenliğini riske edecek gelişmeler var. Bunların önüne geçmek için böyle bir süreç başlatıldıysa, o zaman demek ki sadece silahların bırakılması, silahları bırakanların durumlarının ne olacağının tartışılacağı bir komisyon olamaz. Bu komisyonu bununla sınırlamak, gerçekten süreci sabote etmek olur.

MİSAK-I MİLLİ ÇIKIŞI

“Şu açıktır: Düne kadar ‘DEM Parti kapatılsın’, ‘Kürtlere ilgili her türlü uygulama yapılsın’ diyen Bahçeli eğer bir adım atıyorsa, Türk-Kürt kardeşliğinden söz ediyorsa, o zaman siyasi anlayışın değişmesi gerekir. Bir yıl önceki anlayışla hareket edilmemesi gerekir. Bir yıl önceki anlayışla Rojava'ya, Kuzey ve Doğu Suriye'ye yaklaşılmaması gerekiyor. Şimdi Türkiye'de Barış ve Demokratik Toplum Süreci dediğimiz bir süreç varken, bunun içinde hükümet de devlet de varken, bu bir köklü siyasi değişikliğin, zihniyet değişikliğinin süreci iken, yahut da zihniyet değişikliğinin sonucu olması gerekirken Rojava'ya böyle tehditler yapılması gerçekten terstir. Halbuki madem Kürt-Türk kardeşliğinden söz ediliyor, o zaman Suriye'deki Kürtler de kardeş değil mi? O zaman o kardeşlere de yaklaşımın doğru olması gerekiyor. Bir kardeşçe yaklaşımın gösterilmesi gerekiyor.

“Misak-ı Milli diyorlar; Misak-ı Milli içinde Musul-Kerkük de vardı, Rojava denilen Kürt alanı, Batı Kürdistan da vardı. Şimdi sen hem o kadar Misak-ı Milli’den söz et, -çünkü Misak-ı Milli Sivas Kongresi'nde alınıyor- ama kalk Kürtlere düşmanlık yap, Kürt karşılığı yap. Bu doğru bir yaklaşım değil. Bu yönüyle Suriye'deki, Kuzey ve Doğu Suriye'deki, Rojava'daki Kürtlere yaklaşımın doğru olması lazım. Böyle tehditvari olmaması lazım. Hatta Kürtlerin Suriye'de özgürlüklerine kavuşması için destek sunmaları gerekiyor. Doğru yaklaşım, Türkiye’ye kazandıracak yaklaşım budur. Diğeri; bir-iki yıl önceki farklı kaygılarla ortaya çıkan söylemlerin tekrarıdır. Bunun Türkiye'ye bir faydası olmaz.

‘MERKEZİYETÇİLİĞİ BIRAKMAK GEREKİYOR’

“Mevcut Suriye yönetiminin politikaları yanlış. Evet, eski Suriye rejimi de otoriterdi, baskıcıydı, halklar memnun değildi. Onlarda da halkların taleplerine, özgürlüklerine karşı bir duyarsızlık vardı. Şimdiki de aynı yaklaşım. O da merkeziyetçiydi, bu da merkeziyetçi olmak istiyor. Öte yandan eski Suriye'nin, o eleştirilen otoriter, merkeziyetçi, baskıcı Suriye’nin inançlara karşı herhangi bir şey yoktu. Dürzilere de, Sünnilere de, Hıristiyanlara karşı da yoktu. Zaten Alevilerin önemli bir kesimi iktidar eliti içindeydi. Tabii sadece Alevilerin iktidarı değildi, Sünniler de işin içindeydi. Ama mevcut iktidar aynı zamanda bir mezhep düşmanlığı yapıyor. Şimdi bu Colani (Ahmed Şara) diyor, ‘Biz onlardan hesap soracağız.’ ama bunlar sözdedir. Hala zihniyet değişmedi. Bu bakımdan tabii ki o merkeziyetçi zihniyetin değişmesi gerekiyor. Bu kabul edilemez.

“Demokratikleşme demek, belli yönleriyle de merkeziyetçiliği bırakmak demektir. Her şeyin bir merkezde kararlaştırıldığı yerde zaten demokrasi olmaz. Demokrasi, biraz da yerel demokrasiyle, farklılıkların özgürlüğünü kabul etmekle olur. Şam Hükûmeti’nde bu yok. Alevilere öyle yaklaştı, Dürzilere öyle yaklaştı. Hatta Dürzilere saldırdıkları zaman, ‘Sıra Rojava'da!’ dediler. Bırakalım demokratik anlayışı, farklılıkların özgürlüğünü kabul etmeyi, hepsini ezecek! Bununla Şam istikrara kavuşmaz.”

PKK Mustafa Karasu Abdullah Öcalan