‘Mut Barajı, Karaman’ı susuz bırakır’
Ocak ayında ihalesi yapılan Mut Barajı Projesi, yıllardır Göksu Nehri’nden su bekleyen Karamanlı üreticiyi endişelendirdi.
Proje alanı, Karaman’ın verimli tarım arazilerini de içine alıyor. Karaman Ziraat Odası Başkanı Mehmet Bayram, Göksu suyunun ovaya ulaştırılması hayalinin, yeni projelerle riske girdiğini belirtti.
Bayram, Mut Barajı kapsamında yürütülen çalışmaların Karaman sınırları içerisindeki bazı köylerin tarım arazilerini kapsamasının ciddi endişelere yol açtığını söyledi.
Bağ ve bahçelerin, zeytinliklerin kamulaştırılmasının çiftçiyi zor durumda bırakacağını belirten Bayram, “Yıllardır toprağıyla geçinen üreticimiz şimdi geçim kaynağını kaybetme korkusuyla karşı karşıya.” dedi.
BÖLGE İNSANINA FAYDA SAĞLAMALI
Bayram, yüklenici firma ile sözleşmenin Nisan 2025’te imzalandığını, proje çizimlerinin normal şartlarda 2027 ortasında tamamlanmasının planlandığını ancak sürecin hızlandırılarak 2026 sonunda bitirilmesinin hedeflendiğini belirtti.
Baraj sahasında kalan arazilerin sular altında kalacağına işaret eden Bayram, bazı tarım alanlarının ise sulama imkânından yararlanamayacağını söyledi. Bayram, “Bir proje yapılacaksa önce bulunduğu bölge insanına fayda sağlamalıdır.” dedi.
KARAMAN ÜRETİCİSİ KORUNMALI
Yaklaşık 105 milyon metreküp su depolama kapasitesi ve 215 bin dekardan fazla sulama alanı hedeflenen projede, faydanın büyük ölçüde Mut bölgesine yönelmesinin kabul edilemez olduğunu belirten Bayram, nehrin Karaman’dan geçen kollarına rağmen bölge çiftçisinin bu kaynaktan yeterince faydalanamadığını vurguladı.
Mehmet Bayram, projenin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, “Hem Karaman’ın su ihtiyacını karşılayacak hem de köylerimizi mağdur etmeyecek adil ve sürdürülebilir çözümler üretilmeli. Karaman’ın toprağı da üreticisi de korunmalıdır.” dedi.
Bahçelerimizi koruyalım
Proje alanı içine giren köylerde zeytin, incir, kiraz, şeftali, kayısı, yer fıstığı, susam, erik ve üzüm gibi birçok tarımsal ürün yetiştiriliyor. Bölge muhtarları söz konusu projeye ilişkin ciddi kaygılarının bulunduğunu, mevcut tarımsal yapının zarar görebileceğini ve bölgenin üretim potansiyelinin olumsuz etkilenebileceğini belirttiler. Muhtarlar, yıllardır emekle oluşturulan bu verimli tarım alanlarının ve zeytin bahçelerinin korunmasının hayati önem taşıdığını vurguladılar.