08 Mayıs 2026 Cuma
İstanbul 24°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Düzce
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • İstanbul
  • İzmir
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Şanlıurfa
  • Siirt
  • Sinop
  • Şırnak
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

‘Okul Sağlığı Daire Başkanlığı kurulsun’

Halk Sağlığı Uzmanları Derneği, Sağlık Bakanlığı bünyesinde Okul Sağlığı Daire Başkanlığının kurulmasını önerdi. Derneğin ‘Okul Ruh Sağlığı’ gündemiyle düzenlediği iki günlük sempozyumun ardından yayımlanan bildiride, okul sağlığı alanında kapsamlı bir mevzuata ihtiyaç duyulduğu belirtildi.

‘Okul Sağlığı Daire Başkanlığı kurulsun’
Z. RUHSAR ŞENOĞLU

Halk Sağlığı Uzmanları Derneği (HASUDER), okullarda öğrencilerin ruh sağlığının korunmasının önemine dikkat çeken ve öneriler içeren bir açıklama yaptı. ‘Okul Ruh Sağlığı: Görünmeyeni Fark Et, Geleceğini Koru’ başlığıyla hafta sonu Gaziantep’te düzenlediği sempozyumun ardından bir bildiri yayımlayan HASUDER, Sağlık Bakanlığı bünyesinde bir ‘Okul Sağlığı Daire Başkanlığı’ kurulmasını önerdi.

Türkiye’de okul ruh sağlığı hizmetlerinin Sağlık Bakanlığı, Millî Eğitim Bakanlığı ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı başta olmak üzere pek çok kurum tarafından verildiği vurgulandı. Daire başkanlığı gibi bir yapının, süreçlerin daha etkin, eşgüdüm halinde yürütülmesine katkı sağlayacağı, bu çerçevede kapsamlı bir mevzuata gerek olduğu belirtildi. Böylece mali engelleri de ortadan kaldıracak kapsamlı organizasyonların geliştirilebileceği vurgulandı.

‘Okul Sağlığı Daire Başkanlığı kurulsun’ - Resim : 1

ÇOCUĞA ULAŞMAK TOPLUMA ULAŞMAKTIR

Bildiride Türkiye’de yaklaşık 18 milyon okul çağı çocuğu bulunduğuna, anne babaları ile birlikte bu sayının, ülke nüfusunun yarısından fazlasını oluşturduğuna dikkat çekildi. Çocuğa ulaşmanın, neredeyse tüm topluma ulaşmak anlamına geldiği ifade edilen bildiride, “Büyüme ve gelişmenin hızlı olduğu okul çağı döneminde alınacak ruh sağlığını koruyucu ve geliştirici önlemler, ilerleyen yaşlarda genel sağlık durumu üzerinde belirleyici etkiye sahiptir.” denildi.

Bildiride, ruh sağlığının sosyal, ekonomik, kültürel ve psikolojik pek çok etkenle belirlendiği anımsatıldı. Eşitsizliklerin, yoksulluğun, işsizliğin, yalnızlığın, barınma ve beslenme sorunları ile temel hak ve özgürlüklere erişimde yaşanan güçlüklerin ruh sağlığını olumsuz etkilediği belirtildi ve şu satırlara yer verildi:

“Okulda ruh sağlığının korunması ve geliştirilmesi, okul sağlığı hizmetleri içinde merkezi bir yer tutmaktadır. Etkinliği bilimsel kanıtlarla gösterilmiş okul temelli ruh sağlığı müdahaleleri ve stratejileri mevcuttur. Bu noktada temel ihtiyaç, bu hizmetlerin uygulama kalitesinin artırılması, kültürel uyarlamalarının yapılması ve tüm öğrencilere eşit ve kapsayıcı biçimde erişimin sağlanmasıdır.”

REHBERLİK HİZMETİ MERKEZİ ÖNEMDE

Bildiride, okul temelli ruh sağlığı hizmetlerinin eğitim sisteminin ayrılmaz bir parçası, rehberlik ve psikolojik danışma hizmetlerinin ise bu yapının merkezinde yer aldığına dikkat çekildi. Aile içi stres, yoksulluk, yetersiz beslenme ve olumsuz okul çevresi gibi etmenlerin öğrenme ve uyum süreçlerini de olumsuz yönde etkileyebildiği belirtildi ve şu önerilerde bulunuldu:

- Erken çocukluk döneminden itibaren gelişimsel taramalar yapılmalı, okulda psikososyal destek hizmetleri güçlendirilmeli, öğretmenlere ruh sağlığı ve nörogelişim konusunda eğitim verilmeli, ailelere ebeveyn danışmanlığı sağlanmalı ve sosyal destek mekanizmaları güçlendirilmeli.

OKULDA ÜCRETSİZ ÖĞÜN

- Beslenme yetersizliklerinin yol açabileceği stres, dikkat dağınıklığı ve duygusal sorunları azaltmak için her öğrenciye okulda ücretsiz bir öğün sağlanmalı.

- 2010 yılında düzenlenen ilk Okul Sağlığı Sempozyumu’nun ‘Her Okula Bir Hemşire’ sloganını yeniden vurguluyoruz.

- Okul sağlığı alanında uzmanlaşmış nitelikli insan gücü yetiştirilmeli.

Psikolojik dayanıklılık koruyucu kalkan!

Bildiride akran zorbalığının, ihmal ve istismarın, çocuk ve ergenlerin ruhsal, sosyal ve akademik gelişimini olumsuz etkileyen ve erken fark edilmediğinde kalıcı sonuçlara yol açabilen önemli halk sağlığı sorunları olduğu belirtildi. Bildiride, “Bunun yanı sıra artan akademik baskı, çocuklarda kaygı ve tükenmişliği artırmakta, bu noktada psikolojik dayanıklılık en önemli koruyucu etken olarak öne çıkmaktadır.” denildi.

‘Okul Sağlığı Daire Başkanlığı kurulsun’ - Resim : 2

Bağımlılıklara karşı üç katmanlı koruma

HASUDER bildirisinde ergenlik döneminde akran etkisi, sosyal medya maruziyeti ve olumsuz çocukluk deneyimlerinin, madde bağımlılıklarının yanı sıra oyun, internet ve sosyal medya gibi davranışsal bağımlılık riskini de güçlendirdiği vurgulandı. Davranışsal bağımlılıkların çoğu zaman ‘normal gelişim davranışı’ olarak algılandığı için fark edilmesinin gecikebildiğine dikkat çekilen bildiride, şu satırlara yer verildi:

AİLE BAĞLARINI GÜÇLENDİR

“Oysa bu süreçte çocuklar, duygulardan kaçınma, sosyal izolasyonun gizlenmesi ve dış onaya bağımlı kimlik gelişimi gibi görünmeyen risklerle karşı karşıya kalmaktadır. Bu nedenle en etkili yaklaşım yasaklayıcı değil, duygu düzenleme becerilerini geliştiren, aile bağlarını güçlendiren, sağlıklı sınırlar koyan ve alternatif ödül sistemleri sunan önleyici yaklaşımlardır.”

Akran zorbalığı ve dijital risklere karşı ‘problem çözme ve yardım isteme becerilerinin güçlendirilmesi’, dijital alanda tamamen yasaklayıcı yaklaşımlar yerine denetleyici ve yönlendirici stratejilerin benimsenmesi önerildi. Sosyal medya kullanımında ‘ebeveyn gözetimi’nin yanı sıra ‘dijital güvenlik ve erişim kontrolü’ vurgulandı.

Bildiride, okul temelli programların tütün ve madde kullanımını önlemede etkili olduğuna ancak yalnızca bilgi vermeye dayalı yaklaşımların yetersiz olduğuna dikkat çekildi. “Tüm öğrencileri kapsayan, risk gruplarını hedefleyen ve kullanan bireyleri içeren üç katmanlı bir koruma sistemi, okul, aile, toplum ve sağlık hizmetlerinin iş birliği içinde yürütülmesini gerektirmektedir.” denildi ve şu ifadeler kullanıldı: “Halk sağlığı yaklaşımında bağımlılıkla mücadele, birincil koruma (başlamayı önleme), ikincil koruma (riskli bireyleri belirleme) ve üçüncül koruma (tedavi ve rehabilitasyon) basamaklarını içermektedir. Temel hedef, tedaviden önce bireylerin psikososyal dayanıklılığını artırmaktır.”

İntiharlar önlenebilir

Bildiride, çocuk ve ergenlere yönelik psikososyal destek hizmetlerinin ücretsiz, damgalamayı önleyici ve kolay erişilebilir biçimde sunulması gerektiği vurgulandı. Ergenlik döneminde intihar düşüncesinin ve girişimlerinin arttığı belirtildi. ‘Erken uyarı işaretlerinin fark edilmesinin ve zamanında müdahale edilmesi’ için ‘birey, aile, okul ve toplum düzeyinde stratejilerin uygulanması önerildi. Gençlerin kendine zarar verme amacıyla kullanabilecekleri araçlara erişiminin azaltılması, silahlanmanın sınırlandırılıp, kayıt altına alınması ve denetlenmesi, öneriler arasında yer aldı.

DAMGALAMAMAYA DİKKAT!

Medyanın intihar haberlerini sunarken intiharı özendirici etkilerden kaçınması, koruyucu ve duyarlı bir dil kullanması gerektiği vurgulandı.

Kişilerin hizmet arama davranışının olumsuz etkilenmemesi için sağlık bilgi sistemlerinde gizliliği ve güveni artıracak düzenlemeler yapılması istendi.

Eğitim Sağlık