11 Ekim 2026 Pazar
İstanbul 15°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Düzce
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • İstanbul
  • İzmir
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Şanlıurfa
  • Siirt
  • Sinop
  • Şırnak
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

Prof. Dr. Öz: Nafaka düzenlemesinde geçiş hükümleri açıkça belirlenmeli

Prof. Dr. M. Turgut Öz, AYM’nin yoksulluk nafakasındaki “süresiz olarak” ibaresini iptal etmesinin nafakayı ortadan kaldırmadığını belirtti. Öz, yeni düzenlemede tarafların koşullarının ve mevcut nafakaların durumunun açıklığa kavuşturulmasını istedi.

Öz’den AYM’nin nafaka kararı ve yeni düzenleme değerlendirmesi

İstanbul Kültür Üniversitesi Hukuk Fakültesi Özel Hukuk Bölüm Başkanı Prof. Dr. M. Turgut Öz, Anayasa Mahkemesi’nin yoksulluk nafakasını düzenleyen Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesindeki “süresiz olarak” ibaresini iptal etmesini değerlendirdi. Öz, kararın yoksulluk nafakasını kaldırmadığını, iptalin yalnızca nafakanın süresiz istenebilmesine ilişkin ifadeyi kapsadığını söyledi. Yeni düzenlemede tarafların ekonomik ve sosyal koşullarını gözeten ölçütler belirlenmesi ve halen devam eden nafakaların durumunun açıklığa kavuşturulması gerektiğini vurguladı.

Anayasa Mahkemesi, 4 Haziran tarihli kararıyla Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesindeki “süresiz olarak” ibaresini iptal etti. 30 Eylül tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan hüküm, yayımından dokuz ay sonra yürürlüğe girecek. Kararın kapsamının doğru anlaşılması gerektiğini belirten Öz, iptalin bundan böyle uzun süreli ya da yaşam boyu nafakaya hükmedilemeyeceği anlamına gelmediğini ifade etti. Ona göre nafaka süresi, her olayın koşullarına ve objektif ölçütlere göre belirlenebilmeli.

SÜRE BELİRLENİRKEN HANGİ ÖLÇÜTLER

Öz, Anayasa Mahkemesi’nin aynı ifadeyi 2012 yılında Anayasa’ya aykırı bulmadığını hatırlattı. Mahkemenin o dönemde “süresiz” ifadesinin kendiliğinden ömür boyu ödeme yükümlülüğü doğurmadığını, nafakanın koşullar sürdüğü müddetçe ödendiğini vurguladığını aktardı. Prof. Dr. Öz, 2026 tarihli kararı ise nafaka alacaklısının korunmasının yanı sıra nafaka yükümlüsünün temel haklarının da gözetilmesini öne çıkaran bir yaklaşım olarak değerlendirdi.

Yeni düzenlemenin yalnızca evlilik süresine dayanan matematiksel bir formülle sınırlı kalmaması gerektiğini söyleyen Öz, hakime her olayın özelliklerini değerlendirebileceği bir alan bırakılmasını istedi. Evlilik süresinin başlangıç ölçütlerinden biri olabileceğini, ancak tek başına belirleyici olmaması gerektiğini belirtti. Tarafların yaşı ve sağlık durumu, çocukların bakımı nedeniyle çalışma hayatından uzak kalınan süre ve ekonomik bağımsızlık kazanma imkânının da hesaba katılması gerektiğini kaydetti.

MEVCUT NAFAKALAR İÇİN GEÇİŞ DÜZENLEMESİ

Almanya ve İsviçre’deki yaklaşımlara da değinen Öz, bu ülkelerde evlilik süresinin yanında evlilik içindeki iş bölümünün, bakım sorumluluklarının ve evlilik nedeniyle oluşan ekonomik dezavantajların değerlendirildiğini aktardı. Türk hukukunda da açık ve öngörülebilir ölçütler belirlenmesini, hakimin gerekli durumlarda evlilik süresinden farklı bir nafaka süresi tayin edebilmesini makul bir çözüm olarak nitelendirdi.

Öz, yeni düzenlemenin devam eden nafaka ilişkilerinin nasıl ele alınacağını da açıkça belirlemesi gerektiğini söyledi. Geçmişte ödenen nafakalara dokunulmaması, daha önce nafaka ödenen sürenin dikkate alınması ve mevcut yükümlülüklere hangi hükümlerin uygulanacağının açıklığa kavuşturulması gerektiğini ifade etti. Geçiş hükümlerinin eksik bırakılmasının hem nafaka alacaklıları hem de yükümlüleri açısından yeni uyuşmazlıklar doğurabileceği uyarısında bulundu.

DOKUZ AYLIK SÜREYE DİKKAT ÇEKTİ

Dokuz aylık sürenin belirsizlikleri giderecek bir düzenleme hazırlanması için değerlendirilmesi gerektiğini belirten Öz, kadının soyadına ilişkin hükmün iptalinden sonra yaşanan düzenleme eksikliğini de hatırlattı. Yoksulluk nafakasında benzer bir belirsizliğin önlenmesi çağrısı yapan Öz, yeni düzenlemenin iki tarafın menfaatlerini gözetmesi, anayasal eşitlik ve ölçülülük ilkeleriyle uyumlu olması ve geçiş dönemini açıkça düzenlemesi gerektiğini dile getirdi.

Kaynak: DHA
Anayasa Mahkemesi Nafaka hukuk