08 Ağustos 2026 Cumartesi
İstanbul 30°
  • Şırnak
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Şanlıurfa
  • Çorum
  • İstanbul
  • İzmir
  • Ağrı
  • Adıyaman
  • Adana
  • Afyon
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Düzce
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gümüşhane
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • Kırşehir
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kütahya
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muş
  • Muğla
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

‘Özgürlük’ simülasyonu çöktü! Sanatın sınırlarını kim çiziyor?

Venedik Bienali, Avrupa Birliği’nin uyguladığı fon ambargosuyla sarsılıyor. Küresel kurumların sanat alanında kurduğu tahakkümü Ressam ve Sanat Ekonomisti Ebru Ceylan değerlendirdi. Ceylan, ‘Bazı ülkeler dışlanırken, bazıları dokunulmaz kalıyor.’ dedi.

‘Özgürlük’ simülasyonu çöktü! Sanatın sınırlarını kim çiziyor?
GÖZEN ESMER

Dünyanın en önemli görsel sanatlar organizasyonu olan Bienali, fon krizinin gölgesinde kaldı. Rusya’nın katılmasına karşı çıkan AB, 9 Mayıs’ta başlayacak bienal için ayırdığı 2 milyon avroluk kaynağı iptal etme kararı aldı. Kendisini demokrasi ve özgürlük değerlerinin kurucusu olarak açıklayan AB’nin bu tavrı ise tartışılıyor. Öte yandan sanat ve özgürlük meselesi de gündeme geldi.

Ressam ve aynı zamanda sanat ekonomisti Ebru Ceylan ile günümüzde sanatın ve sanatçının önündeki engelleri konuştuk.

‘Özgürlük’ simülasyonu çöktü! Sanatın sınırlarını kim çiziyor? - Resim : 1

‘SINIRLARI KİMİN ÇİZDİĞİ ÇOK BELİRLEYİCİ’

- Sanat her zaman sınırları aşan ve insanları buluşturan bir alan olarak görülürken, Bienali gibi köklü bir platformda sanatçıların ve eserlerin politik/ekonomik baskılarla sınırlandırılması bir sanatçı olarak size ne hissettiriyor?

Sanatın sınırları aşan bir alan olduğu fikrine hâlâ inanmak istiyorum. Ama gerçek şu ki, sanat hiçbir zaman tamamen “özgür” bir alan olmadı. Sadece özgürlüğün en iyi simüle edildiği yer oldu. Bienali gibi köklü platformlar da bu simülasyonun en görünür sahneleri.

Bugün bir sanatçı olarak hissettiğim şey, açık bir hayal kırıklığından çok daha karmaşık: Bir tür içsel çelişki. Çünkü bir yandan bu platformlar hâlâ görünürlük, etki ve temas alanı yaratıyor; diğer yandan, aynı alanların politik ve ekonomik filtrelerle şekillenmesi, sanatın “herkesi buluşturma” iddiasını zedeliyor. Bu bana şunu düşündürüyor:

Sanatın sınırları aşma gücü var, evet. Ama o sınırları kimin çizdiği hâlâ çok belirleyici. Burada da zaten artık işini satma, var olma savaşı veren sanatçılar için özgürlüğün önüne çok daha büyük seçimler geliyor sanatçı içinde.

‘SANATA YÜKLEDİĞİMİZ ANLAM AŞINIYOR’

- Küresel sanat ortamında insanlık suçlarına veya savaşlara karşı ‘seçici’ bir duyarlılık gösterilmesi (bazı ülkelerin dışlanırken, bazılarının eylemlerine sessiz kalınması), sanatın o bağımsız ve vicdani duruşunu zedeliyor mu?

Küresel sanat ortamındaki “seçici duyarlılık” meselesi ise daha sert bir yerden dokunuyor bana. Çünkü burada mesele sadece çifte standart değil vicdanın küratörlüğe dönüşmesi.

Bazı acılar görünür kılınırken, bazıları sistematik olarak sessizleştiriliyorsa; bazı ülkeler dışlanırken, bazıları dokunulmaz kalıyorsa… bu durumda sanatın bağımsızlığı değil, temsil ettiği etik zemin tartışmalı hale gelir. Ve bu, sanatın kendisini değil ama ona yüklediğimiz anlamı aşındırır.

Sanatın vicdani bir alan olduğuna inanıyoruz çünkü sanatçı, hakikati kendi filtresinden geçirir. Ama o hakikat, dışarıdan belirlenen politik bir çerçeveye sığdırılmaya başladığında, sanat bir ifade biçiminden çok bir pozisyon almaya zorlanır.

Ve zorunlu pozisyonlar, çoğu zaman gerçek bir vicdani refleks üretmez. En azından ben böyle düşünüyorum…

‘Özgürlük’ simülasyonu çöktü! Sanatın sınırlarını kim çiziyor? - Resim : 2

SANATÇI HER ZAMAN GÖRÜNÜR OLMAMAYI KABUL ETMELİ

- Küresel kurumların kültürel alanı bu kadar baskı altına aldığı bir dönemde sanatçılar kendi özgür üretim alanını ve ruhunu bu baskılardan nasıl koruyabilir?

Bu kadar baskı altında bir dönemde sanatçının kendini nasıl koruyacağı sorusu ise belki de en kişisel olanı. Benim için cevap, dış dünyadan tamamen kopmak değil tam tersine, onunla temas halinde kalıp içsel alanı daha da keskinleştirmek.

Çünkü özgürlük, artık dış koşulların sunduğu bir şey değil; içeride inşa edilmesi gereken bir direnç biçimi.

Sanatçı kendi üretim alanını korumak için önce şunu kabul etmeli:

Her zaman görünür olmayabilir. Her zaman desteklenmeyebilir. Hatta bazen bilinçli olarak dışarıda bırakılabilir. Ama bu, üretimin değerini düşürmez aksine, onu daha kişisel, daha sahici bir yere iter. Bu söylediğim tabi ki duygusal motivasyon üzerine. Yaşam savaşında ise dinamikler başka, uymanız gereken algoritmalar var. Hem içsel dünyanızı koruyup, hem işinizi yapacak kadar görünür olmak zor bir iş.

Ben kendi pratiğimde, sanatın bir “cevap verme” alanı değil, bir “soru sorma” alanı olduğuna inanıyorum.

Ve o sorular ne kadar dürüstse, dış dünyanın baskısı o kadar az içeri sızabiliyor gibi geliyor bana…

Belki de mesele şu:

Sanat dünyası her zaman adil olmayacak.

Ama sanatın kendisi, hâlâ adil bir yer olabilir.

Ve ben, o alanı kaybetmemek için üretmeye devam etmeye çalışıyorum. Çalışmaktan başka motivasyonum yok çünkü…

Sanat