16 Mayıs 2026 Cumartesi
İstanbul 14°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Düzce
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • İstanbul
  • İzmir
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Şanlıurfa
  • Siirt
  • Sinop
  • Şırnak
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

Rus basınında İlyas Topsakal rüzgârı: Türkiye-Rusya-Çin-İran birbirini tamamlamalı

MHP Genel Başkan Yardımcısı İlyas Topsakal’ın Rusya ziyareti, Rus basınında yoğun ilgi gördü. Röportajlarında Türkiye, Rusya, Çin, İran İttifakı’nı anlatan Topsakal, ‘Türkiye Batı yanlısı bir sistem içinde gelişti. Ancak şimdi yeni anlaşmalar yapmamız gerekiyor' dedi.

Rus basınında İlyas Topsakal rüzgârı: Türkiye-Rusya-Çin-İran birbirini tamamlamalı
HABER MERKEZİ

MHP, Türkiye, Rusya, Çin, İran (TRÇİ) İttifakı çıkışının ardından uluslararası temaslara başladı. MHP'nin Uluslararası İlişkiler ve Türk Dünyasından sorumlu Genel Başkan Yardımcısı, İstanbul Milletvekili İlyas Topsakal, mart ayında Genel Başkan Devlet Bahçeli’nin talimatıyla, Rusya’ya giderek görüşmeler yaptı.

Topsakal’ın ziyareti Rus basınında büyük ilgi gördü, geniş yer buldu. MHP’li Topsakal, partisinin TRÇİ projesini ve ziyaretinin amacını verdiği röportajlarda ayrıntılandırdı. Rusya’nın önemli yayınlarından Readovka, uzun bir görüşme yayımladı. Röportajdan öne çıkan soru ve yanıtlar şöyle oldu:

Rus basınında İlyas Topsakal rüzgârı: Türkiye-Rusya-Çin-İran birbirini tamamlamalı - Resim : 1

‘RUSYA-TÜRKİYE İŞBİRLİĞİNE ÇİN VE İRAN DA EKLENMELİ’

- Türk projesi veya Türk dünyası gibi ifadeler duyuyoruz. Bunlar daha çok neyi ifade ediyor: kültürel bir alan mı yoksa siyasi bir proje mi?

Rusya ile tarihi bir bağımız var. Hazar bölgesi, Kafkasya ve bu bölgelerden birçok insan Türkiye’ye geldi ve bu insanlar Rusya’ya dair tarihi bir hafıza taşıyorlar. Bu nedenle tarihi bir birliğimiz var. Bu projenin sadece Türk dünyasıyla, sadece Türklerle ilgili olmadığını, hem Rusları hem de Rusya’yı kapsadığını açıklığa kavuşturmak istiyorum. Bunun hem ekonomik hem de güvenlik açısından gerçekleşmesini istiyorsak, Rusya’nın Türkiye ve Orta Asya ülkeleriyle etkileşimlerine tam katılımına ihtiyacımız var. Eskiden Rusya ve Türkiye arasında rekabet, tarihi bir çekişme vardı, ama şimdi artık yok. Türkiye’nin milli çıkarlarını gerçekleştirmek için, bu coğrafyanın tamamında Rusya ile işbirliği yapmalıyız. Milliyetçi Hareket Partisi olarak, eski düşünce biçimlerinin artık anlam ifade etmediğini, yeni düşünme biçimlerine yönelmemiz gerektiğini anlıyoruz. Ülkelerimiz ortak güvenlik ve ortak ekonomi oluşturmalıdır. Buna yeni bir ittifak denebilir, çünkü eski dünya, eski siyasi sistemler artık işe yaramıyor. Rusya-Türkiye işbirliğine Çin ve İran da eklenmelidir.

‘TÜRKİYE BATI SİSTEMİ İÇİNDEYDİ ŞİMDİ YENİ ANLAŞMA ZAMANI’

- Her ittifakın uzun vadeli bir siyasi ve ekonomik programı olmalıdır, ancak Rusya ve Türkiye sıklıkla çatışmaların karşıt taraflarında yer almaktadır. Bu durum nasıl uzlaştırılacak?

Türkiye 60-100 yıl boyunca Batı yanlısı bir sistem içinde gelişti. NATO’ya katıldık, Batı ülkeleriyle, Avrupa Birliği ile anlaşmalarımız var ve bu da belirli bir siyasi doktrin yarattı. Öte yandan, Rusya, SSCB’nin çöküşünden sonra kendi yolunu izledi. Ülkelerimizin farklı tarihi temelleri var. Ancak şimdi yeni anlaşmalar yapmamız gerekiyor çünkü birçok eski taahhüt artık geçerliliğini yitirdi. NATO, yükümlülüklerini yerine getiremezse, Türkiye başka çözümler aramalıdır. Rusya güvenlik tehditleriyle karşı karşıya kalırsa, Türkiye onu dikkate almalı; Türkiye tehditlerle karşı karşıya kalırsa, Rusya bunları dikkate almalıdır. Hem Türkiye hem de Rusya, her iki ülke için de en faydalı olacak politikaları geliştirmelidir.

‘BÜYÜK BİR ALANDA BİR ARADA YAŞAMA PROJESİ’

- Pan-Türkizm fikri günümüzde ne kadar geçerli?

Bu ideoloji 150 yıl önce ortaya çıkmış ve imparatorluklar çerçevesinde gelişmiştir; ancak şimdi elbette her ideolojinin barışla uyumlu olması gerektiğini vurguluyoruz. Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan ve Azerbaycan’dan kardeşlerimiz, Sovyetler Birliği içinde kendi devletlerini kurabildiler ve ayrı uluslar olarak ulusal kimliklerini elde ettiler. Bu 150 yıl içinde hem Türk hem de Slav devletleri ayrı ülkeler olarak ortaya çıktı. Rusya, Özbekistan ve Kazakistan’ın uzun zamandır bu alanda birlikte yaşadığını ve iyi ilişkiler kurduğunu vurgulamak gerekir. Ekonomik ve siyasi gerçekçiliğin bize Rusya ile birlikte yaşamamız gerektiğini söylediğini açıklamaya çalışıyoruz. Bu, kimseye karşı bir proje değil, büyük bir alanda birlikte yaşama projesidir.

- Sovyet sonrası dönemde Orta Asya’daki güç dengesi nasıl görünüyor?

Bu alanın güvenliği, Türkiye, Rusya ve Çin arasındaki ilişkileri etkileyecektir. Orta Asya ve Kafkas ülkeleri Batı’ya karşı daha temkinli bir politika izlemelidir. Dolayısıyla, bölgedeki istikrarı korumak için Türkiye, Rusya ve Çin’in ortak güvenlik sağlaması gerektiğine inanıyoruz.

‘BİZİM ANLAYIŞIMIZDA MİLLİYETÇİLİK AYRIŞTIRMAZ BİRLEŞTİRİR’

- Avrupa’da “milliyetçi” kelimesi şüphe uyandırır. Türk milliyetçiliği nedir?

Milliyetçilik fikri 18. ve 19. yüzyıllarda Fransa’da gelişti. Ancak uygulaması farklı ülkelerin felsefelerine bağlı olarak değişti. Fransızlar bunu, ortak bir coğrafyayı paylaşan, ırk ayrımcılığı yapmayan ve ortak bir kültürel mirasa sahip bir insan topluluğunu tanımlamak için kullandılar. Almanlar bunu böyle anlamadılar ve Alman milliyetçiliği faşizmle iç içe geçti. “Milliyetçilik” kelimesinin Avrupa’da sert bir çağrışım kazanmasının nedeni onlardı. İngilizler de bu milliyetçiliği kendi yöntemleriyle anladılar ve o dönemde sahip oldukları İngiliz İmparatorluğu’nu ilan edip haklı çıkardılar. Bizim Türk yaklaşımımız Fransızlara daha yakındır. Milliyetçilik anlayışımız Atatürk’e kadar uzanır ve “Ne mutlu Türküm diyene” sözü, o zamana kadar Türk kimliğine ulaşmış olanlar için geçerlidir. Buna milli gelenek diyoruz. Son zamanlarda bazı ülkelerde yabancı düşmanlığı ortaya çıktı. İnsanları kategorize ediyor ve “ötekileri” dışlamaya çalışıyor ve bu çok tehlikeli. Bizim anlayışımıza göre milliyetçilik, tam tersine insanları ayrıştırmak yerine birleştirir.

‘KİMSE DEVLETLERİN İÇ İŞLERİNE KARIŞMAMALI’

- Rusya çok etnikli bir ülkedir. Aynı zamanda, Türkiye ile Rusya içindeki Türk halkları arasında da temaslar mevcuttur. Moskova bu temasları nasıl değerlendirmelidir?

Rusya’da birçok halk yaşıyor ve yüzlerce yıldır orada yaşıyorlar. Bu süre zarfında dillerini, kültürlerini, folklorlarını korudular. Bu, bu halklar için büyük bir kazanım. Dünyanın hiçbir yerinde bunu Rusya’daki gibi koruyamazlardı. Avrupa’ya baktığımızda, bu tür fırsatların orada kaybedildiğini görüyoruz. Çok ulusluluğa rağmen, birleştirici bir faktörün olduğunu anlamalıyız: vatandaşlık, bir devlete ait olma. Almanya ve Fransa’da birçok Türk yaşıyor. Onlarla da kültürel temaslarımızı sürdürüyoruz. Ancak bunu bu ülkelere saygı duyarak yapıyoruz. Aynı şey Rusya için de geçerli. Temaslar var, ancak egemenliğe, yasalara ve sınırlara saygı gösterilerek yürütülmelidir. Kimse başka bir devletin iç işlerine karışmamalıdır.

- Eğer 20 yıl içinde Türk dünyasının, dünya politikasının merkezlerinden biri haline geldiğini hayal edersek, nasıl bir yer olurdu?

Türk dünyası ancak kültürel düzeyde, küresel bir siyasi aktör haline gelebilir. Ekonomik ve siyasi olarak izole bir şekilde var olamaz. Coğrafya dikkate alınmalıdır. Rusya, Çin, Kafkasya, Ermenistan, Gürcistan – tüm bu bölgeler bu sürecin bir parçası olmalıdır. Gelecekten bahsediyorsak, işbirliğinden bahsetmeliyiz. Türkiye, Çin ve Rusya birlikte büyük ve güvenli bir ekonomik bölge yaratabilirler. Rusya ve Çin’siz bir Türk dünyası fikri anlamsızdır. Daha geniş bir Avrasya sisteminin parçası olmalıdır.

Rus basınında İlyas Topsakal rüzgârı: Türkiye-Rusya-Çin-İran birbirini tamamlamalı - Resim : 2

Ura Haber: Ankara ittifaka hazır

Ura Haber de “Türk milletvekili Topsakal: Ankara, tehditlerle mücadele için Rusya ile ittifaka hazır” başlıklı bir haber yayınladı. Haberde “Ankara, eski Batı anlaşmalarının öneminin azalması karşısında Moskova ile güvenlik alanında yeni bir işbirliği formatı oluşturmaya hazır. Bu görüşü, Türkiye Büyük Millet Meclisi milletvekili, Miliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Uluslararası Politika ve Türk Dünyası Sorumlusu İlyas Topsakal dile getirdi.” değerlendirmesi yer aldı. Topsakal’ın Reodovka’ya verdiği röportajdan kesitler aktarıldı.

Rus basınında İlyas Topsakal rüzgârı: Türkiye-Rusya-Çin-İran birbirini tamamlamalı - Resim : 3

‘Batı modeli kaosun kaynağı’

Readovka’nın ziyaretle ilgili bir başka haberinde de yine İlyas Topsakal’ın görüşlerine yer verildi. Haberde şu yorumlar dikkat çekti:

“Ona göre, bugünkü koşullarda Turan daha çok tarihsel bir imgedir, ancak pratik bir program değildir. Topsakal, gerçekçiliği savunuyor; ona göre gerçekçilik, Türkiye’nin Rusya ile birlikte ortak Avrasya coğrafyasında yaşaması ve çalışması gerektiği anlamına geliyor.

“Röportajda Topsakal, NATO’ya ilişkin tutumuna da değindi. O, modern Batı modelini Kuzey Afrika’dan Orta Doğu’ya, İran’a, Doğu Avrupa’ya ve ötesine yayılan istikrarsızlık ve kaosun kaynağı olarak tanımlıyor. Onun mantığına göre, Türkiye, Rusya, Çin ve Avrasya’nın diğer büyük güçleri arasında yeni ittifaklar ve işbirliği biçimlerinden söz etmek gerekiyor, çünkü eski mekanizmalar artık işlemiyor ve bölge ülkeleri ortak güvenlik adına eylemlerini koordine etmeli. İşte bu bağlamda, Türk dünyasının her şeyden önce kültürel bir proje olarak anlaşılması gerektiğini, ancak bu projenin bölgenin istikrarına ve Türkiye ile Rusya arasında daha sıkı bir işbirliğine katkıda bulunması gerektiğini söylüyor.”

Rus basınında İlyas Topsakal rüzgârı: Türkiye-Rusya-Çin-İran birbirini tamamlamalı - Resim : 4

Vedomosti: Putin’in Avrasya fikriyle örtüşüyor

Rusya’nın en önemli beş gazetesinden biri olan Vedomosti gazetesi de MHP’nin TRÇİ İttifakı önerisine ilgiyle yaklaştı ve röportaj yaptı. Topsakal ziyaret amacını şöyle açıkladı:

“(Türkiye’nin Rusya ve Çin ile ittifak kurması gerektiğine dair) inisiyatifi iletmek için partimizin Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Moskova’ya bu ziyareti gerçekleştirmemi ve burada siyasi partiler, bürokratlar ve entelektüellerle görüşmeler yapmamı, bu girişimin içeriğini ayrıntılı olarak anlatmamı istedi.”

Gazete, Topsakal’ın Türk Devletleri Teşkilatı ile Bağımsız Devletler Teşkilatı (BDT), Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) gibi oluşumların yakınlaşmasını önerisini “Bu tür bir birleşme, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in 2018’deki ‘Büyük Avrasya Ortaklığı’ fikriyle örtüşüyor.” diye yorumladı.

Topsakal’ın Vedomosti’ye röportajı Telegram kanalında 1 milyondan fazla görüntüleme aldı.

Rus basınında İlyas Topsakal rüzgârı: Türkiye-Rusya-Çin-İran birbirini tamamlamalı - Resim : 5

‘Türkiye, İran ve Çin birbirini tamamlamalı’

İş dünyası, siyaset ve bürokrasi çevrelerinin yakından takip ettiği Monokle Dergisi’nin 30 Mart-5 Nisan 2026 tarihli sayısında, Gevorg Mirzayan imzasıyla İlyas Topsakal röportajına yer verildi. Röportajın başlığı; “Türkiye, İran ve Çin birbirini tamamlamalı.”

Röportaj, İlyas Topsakal’a ABD/İsrail’in İran saldırısı hakkındaki görüşlerinin sorulmasıyla başlıyor. Saldırılara tepki gösteren Topsakal, Türkiye ve İran arasında düşmanlık olup olmadığı yönündeki soru üzerine şunları söylüyor:

‘TÜRKİYE, İRAN, MISIR BÖLGEDE ANAHTAR ÜLKELER’

“Geçmişte Türk ve İran imparatorlukları arasında savaşlar yaşandı; ancak o zamanlar çok geride kaldı. Türkiye, İran ve Mısır bölgenin anahtar ülkeleridir. Tüm Orta Doğu’nun istikrarı şu an bu ülkelerin işbirliğine bağlıdır. Bu nedenle hem tarihi hem de siyasi açıdan Türkiye’nin yeri İran’ın yanıdır. Üstelik İran meselesi sadece İran topraklarını ilgilendirmiyor. Bu ülkenin iç dinamikleri, tarihsel etkisi ve çevresi üzerindeki ağırlığı; İran eksenli olayların Basra Körfezi ülkelerinden Mısır’a kadar tüm Orta Doğu coğrafyasını etkileyeceği anlamına gelir. İran’daki olaylar Hazar ülkelerini ve tabii ki Türkiye’yi de etkiliyor. Dolayısıyla İran’daki istikrarsızlık, tüm bölgede yıllarca sürecek çatışma ve savaşlara yol açacaktır. Bu çatışmanın Kafkasya’ya, Orta Asya’ya ve diğer bölgelere sıçramaması için elimizden geleni yapmalıyız.”

‘ABD’NİN EKONOMİK GÜCÜ ÇİN KARŞISINDA YETERSİZ’

ABD’nin saldırılara neden katıldığı yönündeki soru üzerine de Topsakal şunları söyledi:

“ABD’nin kamu borcu 38 trilyon dolara ulaştı; Çin ve diğer Doğu Asya ülkeleri karşısında ekonomik gücü yetersiz kalıyor. Bu nedenle Venezuela’da yaptıkları ve İran’da yaptıkları, onlara göre sadece siyasi kararlar değil, hayatta kalmak için gerekli adımlardır. Bu yüzden müttefiklerinin tutumu artık o kadar önemli değil. Trump’ın NATO hakkındaki açıklamaları, Rusya’ya yönelik yaptırımlar, başlattığı ticaret savaşları... Hepsi bu açıdan değerlendirilmelidir. Şu anda dünyada hiç kimse güvende değil ve asıl soru dünyanın nasıl daha güvenli hale getirileceğidir. Birkaç ay önce Genel Başkanımız Devlet Bahçeli, Türkiye, Rusya ve Çin ittifakının gerekliliği konusunda bir girişimde bulundu. İran’daki bu gerilimlerin ortasında bu girişim giderek daha fazla önem kazanmaya başlıyor.”

Topsakal, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki dış politikanın “krizleri yönetme ve diplomatik kanalları açık tutma” ekseninde ilerlediğini belirtti.

‘TÜRKİYE TEK BAŞINA GÜVENLİK HALESİ OLUŞTURAMAZ’

Diğer bazı soru ve yanıtlar şöyle:

- Türkiye’nin kendi etki alanı olarak gördüğü Orta Doğu ve Körfez bölgesinde neden başkalarıyla ortak güvenlik inşa etmesi gerekiyor?

Türkiye; Libya, Katar ve Azerbaycan’da kendi güvenliğini noktasal olarak organize etmeyi başarıyor ancak tüm bölge üzerinde tek başına bir güvenlik halesi oluşturamaz. Rusya ve Çin gibi ülkelerle iş birliği yapması gerekiyor.

- Rus-Türk-Çin işbirliği düşüncesini devam ettirirsek; bu işbirliği Orta Doğu sınırlarının ötesinde mümkün müdür? Rus uzmanlar arasında, Çin ve Rus projelerinin uyumlu olduğu, çünkü her ikisinin de ekonomiye, seküler toplumlara, istikrara ve ortak kalkınmaya dayandığı görüşü var. Ancak Türk kimliğine ve siyasal İslam’a dayanan Türk entegrasyon projesinin onlarla uyumsuz, hatta düşmanca olduğu söyleniyor. Bu projeleri birleştirebilir miyiz?

‘EKONOMİK İLİŞKİLER GÜVENLİK SİSTEMİNİN ALTYAPISI’

Bu, Genel Başkanımızın talimatıyla görüşmek üzere Moskova’ya geldiğim sorudur. Orta Doğu’daki güvenlik sorunları bizi zaten Türkiye, Rusya ve Çin ittifakı kurma girişimine yöneltti. Bu sistemin mümkün olan en kısa sürede, ancak uzun vadeli olmasına zarar vermeden kurulması gerekiyor. İttifak tüm ülkelerin çıkarlarını gözetmeli ve karşılıklı güvene dayanmalıdır. İdeolojiden gerçekliğe geçersek; ekonomik ilişkiler, ortak üretim, Ar-Ge ve benzerleri önemlidir. Bunlar olmadan güvenlik sistemini organize edecek gerekli altyapı olmaz. Türkiye’nin Rusya’ya, Rusya’nın da Türkiye’ye ihtiyacı var; Rusya, Avrasya bölgesinin siyasi ve askeri açıdan en güçlü devletlerinden biridir. Ancak Rusya’nın bu askeri-siyasi gücü, Türkiye’nin Orta Doğu’daki askeri-siyasi gücüyle ve dünyada ekonomik dengeyi sağlayan Çin’in ekonomik gücüyle tamamlanmalıdır.

‘RUSYA’SIZ TDT OLMAZ’

Eğer bu üç ülke arasında eşit bir sorumluluk dağılımı tesis edilirse, bu bize bir güvenlik alanı organize etme imkanı verir. Çok taraflı Avrasya formatları için de durum aynıdır. Bölgede KGAÖ, BİT, ŞİÖ, Türk Devletleri Teşkilatı gibi birçok organizasyon var. Bunları birbirine rakip olarak değil, birbirini tamamlayıcı olarak görmeliyiz. Örneğin, Rusya olmadan bir Türk Devletleri Teşkilatı hayal etmek imkansızdır.

‘ORTA ASYA, ORTA DOĞU, AVRUPA BİLE KAZANACAKTIR’

- Tamamlayıcılık konusunda herkes sizinle aynı fikirde olmayacaktır. Birçok uzman, Türkiye’nin Orta Asya ve Rusya’daki Türk kültürlü halklarla özel ilişkiler kurmaya çalışmasından rahatsızlık duyuyor.

Rusya ve Avrupa’da birçok Türk yaşıyor; bu toplulukları, yaşadıkları ülkelere karşı kışkırtma aracı olarak görmek yanlıştır. Eğer bu işbirliğini kurmayı başarırsak; sadece biz değil, sadece Orta Asya değil, Orta Doğu ve hatta Avrupa da kazanacaktır. Çünkü Avrasya’yı birbirine bağlayan tüm lojistik yolları tam anlamıyla yeniden tesis etmiş olacağız. Tabii eğer Avrupa’nın buna ihtiyacı varsa. Onlar, dört yüz yıl boyunca diğer halkların kanını emen bir medeniyet yarattılar. Ancak biz işbirliğini onların ihtiyaçlarını karşılamak için değil, kendi devletlerimize olan sevgimizden geliştiriyoruz. Geriye kalan her şey bu işbirliğinin yan etkisidir.

MHP Rusya