14 Ekim 2026 Çarşamba
İstanbul 18°
  • Şırnak
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Şanlıurfa
  • Çorum
  • İstanbul
  • İzmir
  • Ağrı
  • Adıyaman
  • Adana
  • Afyon
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Düzce
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gümüşhane
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • Kırşehir
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kütahya
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muş
  • Muğla
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

S-400’lerin Körfez’e satışı gündemde: ‘Türkiye’nin stratejik yönünde kırılma olur’

S-400’lerin Körfez’e satışı, Türkiye’nin yalnızca elindeki bir sistemi elden çıkarması değil. Ankara’nın ABD, Rusya ve Körfez’le kurduğu yeni dengeyi gösterecek; aynı zamanda Türkiye’nin stratejik yönelimi konusunda da güçlü bir işaret olacak

S-400’lerin Körfez’e satışı gündemde: ‘Türkiye’nin stratejik yönünde kırılma olur’

Türkiye’nin 2019’da Rusya’dan aldığı S-400 hava savunma sistemlerinin geleceği yeniden gündemde. Güvenlik kaynakları, sistemlerin Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’ne satışının masada olduğunu, konunun Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasındaki son görüşmede ele alındığını belirtiyor. Aynı kaynaklar, satışın Rusya açısından da Körfez ülkeleriyle ilişkileri yeniden güçlendirmek için fırsat oluşturabileceği görüşünde. Moskova’nın son dönemde İran nedeniyle Körfez başkentleriyle yaşadığı gerilimi yumuşatmak isteyebileceğine dikkat çekiliyor.

Vatan Partisi Rusya Temsilcisi Doç. Dr. Mehmet Perinçek ise olası satışı yalnızca bir silah devri olarak görmüyor. Perinçek’e göre S-400’lerin Türkiye’ye alınması nasıl stratejik bir kırılmaysa, elden çıkarılması da ters yönde benzer bir sonuç doğuracak.

‘ATLANTİK’E DÖNÜŞ ANLAMINA GELİR’

S-400’lerin Körfez’e satışı gündemde: ‘Türkiye’nin stratejik yönünde kırılma olur’ - Resim : 1

Perinçek şu vurguları yaptı:

“Türkiye’nin S-400’leri alması aslında Türkiye tarihinde bir kırılma noktasıydı. Türkiye, S-400’leri alarak Atlantik sisteminden kopuşunun ilk, hatta en önemli ve en somut adımını atmıştı. Şimdi S-400’lerin elden çıkartılması da yine bir kırılma noktasıdır ama bu sefer ters yönde. Türkiye’yi yeniden Atlantik sistemine bağlamak açısından bir kırılma noktasıdır. İran Savaşı’nın gösterdiği en önemli nokta şudur: Ancak ve ancak Batı’dan, Atlantik sisteminden ve NATO’dan bağımsız bir silah ve savunma sanayisine sahipseniz Amerika’ya ve İsrail’e karşı direnebilirsiniz. S-400’ler de bu bakımdan önemliydi. Şimdi bundan vazgeçmek, Türkiye’nin İsrail’le ve ABD’yle bir savaşa hazırlanmadığının, oradan bir tehdit beklemediğinin ve tehdidi Amerika’nın çizdiği doğrultularda gördüğünün bir göstergesidir.

“Dolayısıyla bu konu Rusya’yla, Rusya’nın Körfez’le ilişkileriyle veya başka bir şeyle açıklanamaz, aklanamaz. Bu doğrudan Türkiye’nin güvenliğiyle ilgili bir meseledir. S-400’lerden vazgeçiş Türkiye’yi silahsızlandırma adımıdır.”

‘NUTUK DEĞİL İCRAAT BELİRLEYİCİ’

Perinçek, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Şanghay İşbirliği Örgütü’ndeki mesajları ile S-400 tartışmasını da birlikte değerlendirerek şunları belirtti:

“Buna paralel olarak Türkiye’nin Trump’ın politikasına dahil olması, Trump’ın Filistin’e yönelik ‘barış’ planına dahil olması, Suriye’de Trump inisiyatifine dahil olması da göz önünde bulundurulduğunda, bu artık Türk hükümetinin Atlantik’e yanaşma politikasını çok daha ileri bir noktaya taşıdığını gösterir.

“S-400’leri almak veya satmak somut bir eylemdir. Ama İsrail’e kürsülerden bağırmak veya Şanghay İşbirliği Örgütü’nü övmek nutuktur. Bunlar sözde kaldığı sürece hiçbir değeri yoktur. Bunların hayata geçirilmesi ancak somut icraatlarla olur.

“S-400’leri satarak İsrail’e karşı direnemezsiniz. S-400’leri Amerika’nın dayatmasıyla satan bir hükümet, Şanghay İşbirliği Örgütü’ne girecek stratejiye, cesarete ve iradeye de sahip olamaz.

“Dolayısıyla bu tür meselelerde esas belirleyici olan icraattır, atılan nutuklar değildir. Bu icraat, Türkiye’nin çok yanlış bir yola girdiğini bize göstermektedir.

“İngiliz bankalarının, Amerikan fonlarının peşinde koşan, ekonomik çözümü orada gören bir hükümet; savunmada NATO’ya alternatif sistemlerden vazgeçerek çözümü NATO’da ve Amerika’da gören bir hükümet, siyasal olarak da yine Atlantik’in ve NATO’nun çizgisini izlemek zorunda kalır.

“Stratejide yapılan hata sonucunda, istediğiniz kadar iyi niyetli olun veya kötü niyetli olun, hiç fark etmez; Türkiye’yi İsrail’e ve ABD’den gelen tehditlere karşı koruyamazsınız, milli kalamazsınız.”

‘ÜÇLÜ DENKLEMİN PARÇASI’

İstanbul İstinye Üniversitesi Öğretim Üyesi Emekli Tuğgeneral Prof. Dr. Fahri Erenel, dosyanın askerî ve teknik boyutuna dikkat çekti. Türkiye’nin çevresinde sıcak çatışmaların sürdüğü bir dönemde atılan adımların, uzun vadeli tercihlerden çok mevcut güvenlik ihtiyaçlarına göre şekillenen taktik hamleler olarak da okunabileceğini değerlendirdi.

Erenel şu ifadeleri kullandı:

“Türkiye burada bir açmazda kaldı. Ben S-400’lerin elden çıkarılması konusunun özellikle NATO Zirvesi’nde Trump’la yapılan görüşmede netleştiğini düşünüyorum. Trump’ın, ‘S-400’ü elinden çıkar, ben de gerekli kolaylığı sağlayayım.’ dediğini düşünüyorum. O zaman F-35’in önü açılabilir. Ancak S-400 Türkiye’den çıkmadan, Kongre ve Amerika’daki lobiler nedeniyle Trump’ın bu konunun önünü açabileceğini düşünmüyorum.

“S-400 meselesini sadece Türkiye-Rusya veya Türkiye-Amerika ilişkisi üzerinden değerlendirmiyorum. Amerika-Rusya ilişkilerini ve Karadeniz’deki gelişmeleri de dikkate almak gerekiyor. Türkiye’nin Karadeniz güvenliği konusunda Amerika nezdinde artan bir önemi var. Bu nedenle S-400 meselesini Türkiye, Rusya ve Amerika arasındaki mesajlaşma ve işbirliğinin bir sonucu olarak görüyorum.”

‘RUSYA’NIN DA KAZANIMI VAR’

Erenel, olası satışın Moskova ve Körfez açısından da sonuçları olacağını belirtti:

“Rusya’nın da buradan kazanımları var. Türkiye’de Akkuyu devam ediyor, yeni nükleer santraller gündemde. Türkiye enerji alanında da Rusya ile güçlü ilişkilere sahip.

“S-400’lerin başka bir ülkeye satılmasında bakım, yazılım, teknik destek ve sözleşme hükümleri nedeniyle Rusya yine sürecin içinde olacaktır. Katar ve BAE’nin farklı ülkelerden çok sayıda silah sistemi var. NATO gibi tek bir entegre yapıya bağlı değiller. İran’ın füze ve İHA kapasitesi düşünüldüğünde uzun menzilli hava savunmasına da ihtiyaçları var. Bu iki ülkenin S-400 alması Rusya’nın Körfez’deki etkisini artırabilir.”

‘F-35’İN ÖNÜ AÇILABİLİR’

F-35 dosyasını da değerlendiren Erenel şöyle devam etti:

“Türkiye’nin eski programdaki bütün üretim yapısına geri dönmesi artık zor. Daha olası olan, Amerika’da üretilen uçaklardan hazır alınması. Türkiye geçmişte uçakların parasını ödedi, pilotlar eğitim aldı. Bu nedenle öncelik tanınması mümkün olabilir.

“Özetle, S-400’lerin Türkiye’den çıkması gerçekten F-35’lerin önünü açacaksa Türkiye açısından daha avantajlı bir tablo ortaya çıkabilir. Ama hiçbir şey kesin değil. Amerikan iç siyaseti, Kongre, Senato ve lobilerin etkisi dikkate alınmalı. Mevcut tabloya baktığımda S-400 konusunda bir mutabakat sağlanmış gibi görünüyor.”

S-400