Şam’ı GKRY üzerinden Batı’ya bağlama çabası
GKRY, Şam’la siyasi temasların ardından stratejik altyapı işbirliğine geçti. ABD lisanslı Ugarit-2, Suriye’yi Avrupa ağlarına bağlayacak. KKTC ile yıllardır beklenen açılım ise yerinde sayıyor
Doğu Akdeniz’de Suriye üzerinden yeni bir hat kuruluyor. Tartus ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin kontrolündeki Pentaskhinos arasında Ugarit-2 adlı yeni nesil denizaltı fiber-optik kablo döşenecek. 2028’in başında hizmete girmesi planlanan projenin inşaat ve bakım anlaşması 28 Temmuz’da Şam’da imzalandı. Taraflar ise; Suriye Telekomünikasyon Kurumu (STE), GKRY’ye bağlı Kıbrıs Telekomünikasyon Kurumu (Cyta) ve ABD merkezli UNIFI Communications.
Yaklaşık 240 kilometrelik sistem 24 fiber çiftinden oluşacak. İlk aşamada 31 terabit/saniye kapasite sağlayacak hat, 370 terabit/saniyeye kadar çıkarılabilecek. Kabloyu Prysmian üretecek, deniz kurulumunu Elettra TLC yapacak, optik iletim ekipmanlarını Nokia sağlayacak.
ABD TEKNOLOJİSİ VE AB ORTAKLIĞI
UNIFI’ye göre Ugarit-2, ABD Hazine Bakanlığı Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi (OFAC)’nin 2024’te verdiği özel lisans kapsamında geliştiriliyor. Sistem “Clean Network” ilkelerine uygun ve ABD müttefiki ülkelerin teknolojileriyle kurulacak.
UNIFI, projenin ana yüklenicisi ve yüzde 5 ortağı. Şirket aynı zamanda OFAC lisansının ve ABD Ticaret Bakanlığından alınan ihracat izninin sahibi.
Pentaskhinos, Suriye’nin Avrupa ve küresel internet ağlarına açılan noktası olacak. Suriye İletişim ve Bilgi Teknolojileri Bakanı Abdulsalam Haykal, Ugarit-2 ile SilkLink girişiminin ülkesini “Avrupa, Körfez ve Asya arasında bir bağlantı kapısı” haline getireceğini söyledi. UNIFI Üst Yöneticisi Adrian Shatku ise projeyi “ABD teknolojisi, Avrupa ortaklığı ve Suriye kararlılığı” sözleriyle anlattı.
ÖNCE ŞAM’A GİTTİLER

Ugarit-2, Rum Yönetimi’nin Suriye’ye yönelik ilk hamlesi değil. GKRY Dışişleri Bakanı Constantinos Kombos, Şubat 2025’te Şam’a giderek Ahmed Şara ve Dışişleri Bakanı Esaad Hasan Şeybani ile görüştü. SANA, Rum Yönetimi için “Kıbrıs Cumhuriyeti” ifadesini kullandı.
Kombos, yatırım, teknik yardım ve siyasi destek başlıklarında Suriye’ye destek vermeye hazır olduklarını açıkladı. Temasların arka planında ise Doğu Akdeniz vardı. Atina ve Rum Yönetimi, Türkiye ile Suriye arasında kendilerini dışarıda bırakacak bir deniz yetki alanı anlaşması ihtimalini AB gündemine taşıdı. KKTC basınına yansıyan diplomatik bilgilere göre Kombos, Şam’a Türkiye-Suriye deniz yetki alanı anlaşmasına karşı olduklarını iletti; GKRY ile işbirliği halinde AB yaptırımlarının kaldırılması sürecinde destek mesajı verdi.
ŞARA GKRY’YE GİTTİ
Yaklaşık bir yıl sonra ise bu kez Ahmed Şara, 24 Nisan 2026’da AB Liderleri ve Bölgesel Ortaklar Zirvesi için Rum Yönetimi’nin kontrolündeki Lefkoşa’ya gitti. SANA, Lefkoşa için “Kıbrıs’ın başkenti” ifadesini kullandı. Üç ay sonra Ugarit-2 anlaşması Şam’da imzalandı.
GKRY İLE BAĞLANTI YENİ DEĞİL
Suriye ile GKRY arasındaki denizaltı telekomünikasyon bağlantısı yeni değil. İlk Ugarit sistemi 1995’te, Hafız Esad döneminde Tartus ile Pentaskhinos arasında hizmete girdi. Suriye Telekomünikasyon Kurumu sistemin ortaklarından biriydi.
Bu dönem Türkiye’de Tansu Çiller hükümetinin görev yaptığı ve Ankara’nın AB ile ilişkilerinde yeni bir kapı açmaya çalıştığı yıllara denk geliyordu. Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de bugünkü kadar belirgin bir deniz yetki alanı siyaseti yürütmediği ortamda Rum Yönetimi de bölgedeki altyapı ilişkilerini geliştirdi.
Beşar Esad döneminde de işbirliği sürdü. Cyta ile Suriye Telekom 2009’da mevcut sistemi geliştirmek için stratejik ortaklığa gitti. 2016’da aynı koridorda ALASIA adlı ikinci denizaltı fiber sistemi devreye girdi. 25,6 terabit/saniye tasarım kapasiteli sistem Cyta ile Suriye Telekom tarafından ortak işletildi.
Ugarit ayrıca CADMOS ve BERYTAR sistemleriyle bütünleştirilerek Suriye-Lübnan-Güney Kıbrıs arasında alternatif güzergâhlara sahip bölgesel fiber ağının parçası oldu.
Dolayısıyla Ugarit-2, Suriye’nin ilk kez GKRY üzerinden dünyaya bağlanması anlamına gelmiyor. Yeni olan, geçmişten miras kalan bir dijital koridorun yeni Şam yönetimi altında ABD lisansı, ABD merkezli ana yüklenici ve Batılı şirketlerin teknolojisiyle çok daha yüksek kapasiteli biçimde tahkim edilmesi.
Buna karşılık Suriye ile KKTC arasında savaş öncesinde var olan siyasi, ekonomik ve ulaştırma hattı yeniden kurulmuş değil. Uzmanlara göre Türkiye’nin bugün KKTC’nin hakları ve kendi deniz yetki alanları konusunda daha belirgin bir politika izlemesi gerekiyor. Ankara’nın Türkiye ve KKTC’nin çıkarlarını hedef alan yeni bir Suriye-GKRY düzenlemesine sessiz kalmaması isteniyor.
TÜRKİYE İLE MEB HESABI ŞAM’IN LEHİNE

Kıbrıs meselesi yalnızca ticaret ve haberleşmeden ibaret değil.
Doğu Akdeniz’de Kıbrıs, Suriye, Lübnan ve İsrail arasında kalan Levant Havzası önemli doğal gaz ve petrol kaynaklarına sahip. Bu nedenle Şam’ın deniz yetki alanlarını hangi ülkelerle ve hangi esaslara göre sınırlandıracağı da önem taşıyor.
Müstafi Tümamiral Cihat Yaycı, daha önce Aydınlık’a yaptığı değerlendirmede Türkiye ile Suriye arasında hakkaniyet esasına dayalı bir deniz yetki alanı anlaşmasının iki ülkenin de çıkarına olacağını belirtmişti. Yaycı’nın hesaplamasına göre böyle bir sınırlandırma Suriye’ye yüzde 12,5 oranında, yaklaşık 9 bin 779 kilometrekare daha fazla deniz alanı kazandırabilir.
Yaycı, sınırlandırmada “kapatmama” ve “coğrafyanın üstünlüğü” ilkelerinin esas alınması gerektiğini, Karpaz Burnu’nun Türkiye ve Suriye’nin denize açılımını kesmemesi gerektiğini vurguluyor. Böyle bir anlaşmanın GKRY’nin Doğu Akdeniz’deki tezlerini de boşa çıkaracağını belirten Yaycı, Türkiye açısından ise İskenderun Körfezi ile Suriye arasında Mavi Vatan sınırlarının tesis edileceğine dikkat çekiyor.
KKTC’nin de sürece dahil edilmesi halinde bunun Ada’daki Türk tarafının deniz yetki alanlarındaki haklarının uluslararası düzeyde güçlendirilmesine katkı sağlayacağını ifade ediyor.
EASTMED’DEN UGARİT-2’YE
GKRY, Yunanistan ve İsrail uzun süredir Doğu Akdeniz’de ortak enerji ve bağlantı projeleri geliştiriyor. İsrail gazını Kıbrıs ve Girit üzerinden Yunanistan’a, oradan Avrupa’ya taşımayı öngören EastMed projesi bu hattın en bilinen örneklerinden biri oldu. Üç ülke arasındaki işbirliği, ABD’nin katılımıyla kurulan 3+1 mekanizması üzerinden enerji güvenliği, deniz güvenliği ve bölgesel altyapı projelerine kadar genişledi. 2026’da taraflar Doğu Akdeniz Enerji Merkezi’nin kurulması için de adım attı.
Bu tablo Ugarit-2’ye ayrı bir anlam kazandırıyor. Tartus’tan GKRY’ye uzanacak yüksek kapasiteli dijital hat, bugün için EastMed ya da 3+1 altyapısının parçası olarak açıklanmış değil. Ancak Suriye’nin dijital omurgasının GKRY üzerinden Avrupa’ya bağlanması, ileride Yunanistan-GKRY-İsrail eksenindeki mevcut enerji ve bağlantı ağlarıyla daha geniş bir bölgesel sistem içinde bütünleştirilip bütünleştirilmeyeceği sorusunu gündeme getiriyor.
Ugarit-2 doğrudan bir deniz yetki alanı anlaşması değil. Ancak Şam’ın Kıbrıs’ta hangi yönetimi siyasi, ekonomik ve stratejik projelerde muhatap aldığı, Doğu Akdeniz’de kurulacak fiili düzen açısından önem taşıyor.
KKTC ‘ÜÇGEN’ ÖNERMİŞTİ

Şam’ın bugünkü adımları, Suriye ile KKTC arasındaki geçmiş ilişkileri yeniden gündeme getirdi. 2011’de savaş başlamadan önce Şam ile KKTC arasında yoğun temas vardı. Suriyeli yetkililer Ada’ya geliyor, KKTC’den heyetler Şam’a gidiyordu.
En somut adımlardan biri 2007’de atıldı. Gazimağusa ile Lazkiye arasında yaklaşık 30 yıllık aranın ardından feribot seferleri başladı. Böylece KKTC, Türkiye dışında bir ülkeye doğrudan ticaret ve turizm kapısı açtı.
KKTC Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı, 2024’te Aydınlık ve Ulusal Kanal’a yaptığı açıklamada bu dönemi, “İlk defa Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden Türkiye’nin dışında bir ülkeye doğrudan bir ticaret ve turizm kapısı açılmıştı.” sözleriyle anlatmıştı.
İlişkiler ulaşımın ötesine geçti. KKTC üniversiteleri Şam’da tanıtım faaliyetleri yürüttü, KKTC vatandaşlarına seyahat kolaylığı sağlandı. Ticaret, turizm, kültür ve eğitim alanlarında işbirliği gelişti.
KKTC, Suriye üzerinden Körfez ülkelerine açılmayı da hedefliyordu. Katar, Kuveyt ve Umman gibi ülkelerle daha doğrudan temas kurulmasının yolları aranıyordu.
Suriye ise Türkiye ile enerji alanında daha ileri projeleri gündeme getirdi. Suriye kıyılarındaki doğal gazın Türkiye ile ortak çıkarılması, sınır bölgesinde tesis kurulması ve üretilecek enerji ile doğal gazın Suriye’nin yanı sıra Gaziantep ve Çukurova sanayisinde kullanılması seçenekleri tartışıldı. Savaş bu süreci kesti.
Ankara-Şam normalleşmesi yeniden gündeme geldiğinde KKTC de eski ilişkilerin canlandırılmasını bekledi. Arıklı, Temmuz 2024’te Türkiye ile Suriye arasındaki ilişkilerin düzelmesi halinde KKTC’nin de Şam’la ticari, turistik ve siyasi bağlarını yeniden kurabileceğini söyledi: “Dört gözle bekliyoruz.”
Arıklı bununla yetinmeyerek Doğu Akdeniz’de Türkiye-Suriye-KKTC üçgeni kurulmasını önerdi:
“Bir üçgen düşünün; Suriye, Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti. Bu, Doğu Akdeniz’in en önemli parçasını oluşturacak.”
Böyle bir yapının KKTC’ye siyasi ve ekonomik kazanım sağlayacağını vurgulayan Arıklı’nın önerisinden iki yıl sonra hala üçgen yönünde somut bir ilerleme sağlanamadı.