11 Eylül 2026 Cuma
İstanbul 19°
  • Şırnak
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Şanlıurfa
  • Çorum
  • İstanbul
  • İzmir
  • Ağrı
  • Adıyaman
  • Adana
  • Afyon
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Düzce
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gümüşhane
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • Kırşehir
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kütahya
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muş
  • Muğla
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

Sanayiyi vuran sıkılaşma enflasyonu düşüremiyor

Üç yıldır süren sıkı para politikası sanayide üretim ve finansmanı baskılarken, enflasyonda beklenen düşüş sınırlı kaldı. 2025’i yüzde 30’la kapatan enflasyon için TCMB, 2026 sonunda yüzde 28’i öngördü

Sanayiyi vuran sıkılaşma enflasyonu düşüremiyor
EKONOMİ SERVİSİ

Enflasyonla mücadele gerekçesiyle yaklaşık üç yıldır uygulanan sıkı para politikası sanayi üzerindeki baskıyı artırırken, enflasyondaki düşüşün sınırlı kalması ekonomi politikalarının maliyetini tartışmaya açıyor. 2025 yılını yüzde 30 seviyesinde tamamlayan enflasyona karşılık, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan dünkü Enflasyon Raporu toplantısında 2026 yıl sonu enflasyonunu yüzde 28 olarak öngördüklerini açıkladı. Böylece sanayide üretim, yatırım ve finansman koşullarındaki bozulmaya rağmen bir yılda yalnızca 2 puanlık ilave düşüş öngörülmesi, “Sanayiden 2 puanlık enflasyon düşüşü için mi vazgeçildi?” sorusunu gündeme getirdi.

TCMB Başkanı Karahan, yılın üçüncü Enflasyon Raporu toplantısında 2026 yıl sonu enflasyon tahminini yüzde 28 olarak güncellediklerini belirterek, “Enflasyonun 2027 yıl sonunda yüzde 15’e, 2028 yıl sonunda ise yüzde 9’a geriledikten sonra orta vadede enflasyon hedefi olan yüzde 5 seviyesinde istikrar kazanacağını öngörüyoruz.” dedi.

‘SANAYİSİZLEŞME DIŞ KAYNAKLI’

Uygulanan politikanın sanayi üzerindeki olumsuz etkilerine değinen TCMB Başkanı Karahan, dönem dönem sanayisizleşme eleştirilerini duyduklarını, kendilerinin de bu doğrultuda 2025’te başlattıkları reel sektör görüşmelerine devam ettiklerini kaydetti. Karahan, sözlerine şöyle devam etti:

“Sanayi görünümünü etkileyen birden fazla faktör var. Genelde para politikası suçlanabiliyor ama baktığımızda daha fazla öne çıktığını düşündüğümüz unsurlar söz konusu. Bunlardan en önemlisi dış talep. Maalesef küresel büyüme bir süredir zayıf seyrediyor. Bu sene de savaş nedeniyle beklenen toparlanma olmadı. Dış talep sanayi açısından olumsuz bir görüntü arz ediyor. İkincisi, dış ticarette artan korumacı politikalar. Bu sene jeopolitik gelişmeler ve ortaya çıkan belirsizlikler de buna eklendi ve özetle küresel konjonktür itibarıyla hem dış talep hem de bu saydığım unsurlar sanayi için olumsuz bir görüntü arz eden yani işleri zorlaştıran unsurlar.”

Karahan, sanayide hizmetlere ve daha yüksek katma değerli, teknoloji yoğun sektörlere doğru bir dönüşüm yaşandığını belirterek geleneksel sektörlerdeki baskının yanı sıra artan finansman maliyetlerinin de bazı sektörleri olumsuz etkilediğini bildirdi.

‘ÖNEMLİ OLAN ARZ KAPASİTESİ’

Fatih Karahan, aslında önemli olanın “arz kapasitesinin korunması” olduğunun altını çizerek şu ifadeleri kullandı:

“Mevcut verilere baktığımızda arz kapasitesi yönünde bir bozulma olmadığını değerlendiriyoruz. Üretimdeki düşüşün kapasite kullanım oranının azalmasından kaynaklandığını görüyoruz. Bu da şu demek, fiyat istikrarı sağlandığında ileride tekrar iç ya da dış talep kaynaklı bir talep artışı olacak olursa, mevcut kapasite daha fazla kullanılarak karşılanabilir. Önümüzdeki dönemde mevcut kaynaklarla daha da fazla üretim yapabileceğimizi görülüyor.”

2026 yıl sonu tahmininde yapılan 2 puanlık artışta, motorin, doğal gaz ve enerji dışı emtia fiyatlarındaki görünüm etkili olduğunu dile getiren Karahan jeopolitik gelişmelerin yol açtığı arz yönlü şokların dezenflasyon sürecine olumsuz yansıdığını aktardı. Karahan, “Jeopolitik şokun enflasyondaki ilk yansımaları ağırlıklı olarak enerji ve petrokimya ile bağlantısı güçlü alt gruplar üzerinden gerçekleşti. Bu doğrultuda, enerji ve temel mal grubu enflasyonlarında ikinci çeyrekte bir güçlenme izledik. Temmuz ayına geldiğimizde bu etkiler bir miktar azaldı.” diye konuştu.

BÜYÜME YAVAŞLAMAYA DEVAM ETTİ

TCMB Başkanı Karahan, yılın ilk çeyreğinde büyümedeki yavaşlamanın devam ettiğini kaydetti. Karahan sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu çerçevede, mevcut büyüme verileri, sıkı para politikası duruşumuzun hedeflenen bir sonucu olarak talep koşullarının dezenflasyonist düzeyde kaldığını teyit etti.

“İkinci çeyreğe ilişkin görünüm ise büyümenin, özel tüketimdeki zayıf seyre karşın, dış talep kaynaklı olarak bir miktar toparlandığını ima ediyor.”

Karahan, hizmet üretiminin nisan ve mayıs aylarında aylık bazda gerilediğini ve çeyreklik bazda yataya yakın seyrettiğini belirterek, “İmalat sanayi kapasite kullanım oranı yılın ikinci çeyreğinde sınırlı olarak artmakla birlikte tarihsel ortalamasının altındaki seyrini sürdürdü. Temmuzda ise bir miktar geriledi. İş gücü piyasasında, ikinci çeyrekte manşet işsizlik oranının gerilediğini görüyoruz. Buna göre işsizlik oranı geçmiş dönem ortalamalarının oldukça altında seyrederken, geniş tanımlı göstergeler daha az sıkı bir iş gücü piyasasına işaret ediyor. Nitekim, atıl iş gücü oranı ve ilan başına başvuru sayıları yüksek seyrediyor.” diye konuştu.

TCMB