Serhat Kılıç’ın hatırasına büyük saygısızlık! Sosyal medyanın şirazesi kaydı
51 yaşında vefat eden oyuncu Serhat Kılıç’ın ardından medya etiği ve insani değerler hiçe sayıldı. Otopsi öncesi sızdırılan görüntülerle mahremiyeti ihlal edilirken meslektaşlarının samimi vedaları sosyal medyada karalama kampanyalarının hedefi oldu.
Türkiye, 51 yaşında hayata veda eden başarılı oyuncu Serhat Kılıç’ın kaybını konuşurken, vefatın hemen ardından medyada ve dijital mecralarda başlayan süreç, bir insanın yas hakkına yönelik eşine az rastlanır bir saygısızlık sarmalına dönüştü. Yaşananlar; hem bir etik ihlali hem de tiyatro camiasına yönelik sistematik bir hedef gösterme pratiği olarak kayıtlara geçti.
EVİNİN GÖRÜNTÜLERİNİ YAYINLADILAR
Saygısızlığın ilk adımı, temel mahremiyet haklarının ayaklar altına alınmasıyla atıldı. Ölüm nedeni henüz resmi olarak açıklanmamışken, sadece adli makamların elinde bulunması gereken ev içi fotoğraflar basına sızdırılarak Kılıç hakkında uyuşturucu spekülasyonları üretildi. Bu itibar suikastına son noktayı, Kılıç’ın kız arkadaşı Özlem E.’nin emniyetteki ifadesi koydu. Sanatçının boyun fıtığı, yüksek tansiyon ve gastrit rahatsızlıkları bulunduğunu belirten Özlem E., sözü edilen ilaçların yeşil reçeteli fıtık ilaçları olduğunu ve herhangi bir uyuşturucu bağımlılığı bulunmadığını belirtti.
Basında ve sosyal medyada yapılan bu saygısızlığa en sert tepki gazeteci Mesut Yar’dan geldi. Sırf biraz daha izlenmek ve isim duyurmak adına bir insanın mahremiyetinin çiğnendiğini belirten Yar, “Hiç mi ahlakınız kalmadı?” diyerek tepki gösterdi.
Ölen bir insanın varlığına saygı duyulması gerektiğinin altını çizen Yar, bu dezenformasyonu yayanların “rezil ettikleri kadar rezil olacaklarını” vurguladı.
VEDALAŞMAYA BİLE DÜŞMANLIK YAPTILAR

Saygısızlığın ikinci ve daha planlı boyutu ise tiyatro camiasının kendi anma kültürüne ve ritüellerine yönelik başlatılan lincin diliydi. Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde düzenlenen törende, Kılıç’ın eski oda arkadaşı Ertan Saban kürsüye çıkarak, “O gelmediği günlerde odasına girip sigaralarını çalıyordum, hakkını helal etsin.” sözleriyle samimi ve geleneksel bir biçimde vedalaştı.

Saban’ın “helallik” isteme anı, dijital platformlarda sözde muhafazakâr bir grup tarafından “şaklabanlık” ve “Müslüman gibi cenaze yapamıyorlar!” sözleriyle çarpıtıldı. “Kendi kültürü gibi ölü anmaktan aciz, taklitçi sanat sepet tayfa. Yasin oku desen okuyamaz taziye evinde!” denilerek sanatçılar hedef gösterildi.
EVGAR’IN PAYLAŞIMINA ‘MASONİK’ YAFTASI
Sistematik karalama kampanyası, sanatçıların taziye mesajlarını da hedefe koydu. Demet Evgar’ın, yakın dostunun ardından kaleme aldığı, “Canım Serhat. Ahh Serhat. Sonsuz alemde huzur yağsın üstüne.” şeklindeki son derece insani ve naif veda mesajı dahi “masonik” ve “din dışı” yakıştırmalarına maruz kaldı.
ÖFKE TİCARETİ YAPIYORLAR
Bu akıl dışı hedef göstermelerin altında yalnızca cehalet değil, sosyal medyanın algoritmik işleyişi ve ekonomik motivasyonlar yatıyor. Kullanıcıların platformda kalma süresini maksimize etmek üzerine kurulan sistemler; öfke ve nefret uyandıran içeriklerin daha hızlı tepki aldığını tespit ederek bu paylaşımları “değerli içerik” olarak öne çıkarıyor. Özellikle etkileşim bazlı reklam geliri paylaşımı, öfke tuzağı adı verilen bir dijital ticaret modeli yarattı.
Bir gönderinin altında ne kadar çok kavga, hakaret ve kutuplaşma üretilirse, hesaba giren maddi kazanç da o oranda artıyor. Ölüm gibi evrensel bir acı bile, anonim hesapların kendi yankı odalarında sahte bir ahlaki üstünlük kurması ve “biz-onlar” kavgası üzerinden etkileşim devşirmesi için araç haline getiriliyor.