13 Ağustos 2026 Perşembe
İstanbul 27°
  • Şırnak
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Şanlıurfa
  • Çorum
  • İstanbul
  • İzmir
  • Ağrı
  • Adıyaman
  • Adana
  • Afyon
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Düzce
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gümüşhane
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • Kırşehir
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kütahya
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muş
  • Muğla
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

Seslendirme sektöründe hız ve telif isyanı ‘Yapılan seyirciye hakarettir’

Uzun soluklu dizilerin olağanüstü kısa sürede yayına girmesi için ana karakterlerin sezonlara bölünerek farklı isimlere teklif götürülmesi, sektörü ayağa kaldırdı. Oyuncular Sendikası ve usta isim Yekta Kopan, ‘rol devamlılığı’ ilkesinin çiğnenmesine sert tepki gösterdi.

Seslendirme sektöründe hız ve telif isyanı ‘Yapılan seyirciye hakarettir’
KÜLTÜR SANAT SERVİSİ

Türkiye’de seslendirme stüdyoları ve sanatçıları, yayıncılardan gelen etik dışı “hızlı teslimat” dayatmasına karşı bayrak açtı. Oyuncular Sendikası Seslendirme Çalışma Birimi, yüzlerce bölümlük eski dizilerin normalden çok daha kısa sürede yayına hazırlanabilmesi adına, dizinin ana kastındaki rollerin birkaç sezonda bir farklı sanatçılara konuşturulmak istendiğini duyurdu. Gelen tekliflerin meslek etiğine ve teamüllere aykırı olduğu belirtilerek kesin bir dille reddedildiği açıklandı.

DİJİTAL PLATFORMLAR VE TELİF ÇIKMAZI

Sektörde bardağı taşıran bu “çabukluk” krizinin temelinde, yıllardır süregelen hak kayıpları bulunuyor. Dijital yayın platformlarının yaygınlaşması ve içerik tüketim hızının artmasıyla birlikte, seslendirme sanatçılarının telif hakları ciddi bir soruna dönüşmüş durumda. Sektördeki meslek birliklerinin uzun süredir dikkat çektiği üzere, emek yoğun bir alan olan seslendirme çoğu zaman yetersiz sözleşmeler ve oldukça düşük bütçelerle yapılıyor. Dijitalleşmenin getirdiği içerik yetiştirme telaşı, yayıncıların ve aracıların maliyetleri düşürme çabasıyla birleşince, sanatçıların hem ekonomik hakları zedeleniyor hem de mesleki itibarları “ucuz ve hızlı iş gücü” kıskacına alınıyor.

Seslendirme sektöründe hız ve telif isyanı ‘Yapılan seyirciye hakarettir’ - Resim : 1

‘ROL DEVAMLILIĞI KIRMIZI ÇİZGİMİZDİR’

Sendika tarafından yayımlanan bildiride, sesin karakterle özdeşleştiği ve rol devamlılığının seyirciye duyulan saygının temeli olduğu vurgulandı. Görme engelli izleyiciler için karakterlerin yalnızca sesten ibaret olduğunun hatırlatıldığı açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Çağımız hız çağı... Ama her şeyin ‘çabukluk’ kriterine indirgenip etik kuralların hiçe sayılması ve seyirciye hakaret edilmesini protesto ediyoruz. Rol devamlılığı kırmızı çizgimizdir. Aynı dizide aynı rolün farklı sezonlarda farklı meslektaşlarımıza konuşturulması teklif bile edilemez. Bundan sonra bu tür tekliflerin ciddiye bile alınmayacağının bilinmesini isteriz.”

YEKTA KOPAN: EKONOMİK SÖMÜRÜ ALANI DEĞİL

Gelişmelere bir tepki de usta seslendirme sanatçısı Yekta Kopan’dan geldi. Mesleğin içine düşürüldüğü durumu yayıncıların ekonomik sömürüsü olarak nitelendiren Kopan, seslendirmenin bir uzmanlık ve oyunculuk disiplini olduğunun altını çizerek, “Ben boş zamanımda diyetisyenlik yapmıyorsam, herkes de boş zamanında seslendirmeci olamaz” dedi.

Kopan, telif ve hak kayıplarının hız telaşıyla nasıl perdelendiğini şu sözlerle özetledi: “Şimdi ise tek kriter hız ve ucuzluk. ‘Kısa sürede bitsin, yaza yetişsin, reklam gelsin.’ Sanatın, emeğin, rol devamlılığının önemi kalmasın isteniyor. Bu sadece meslek etiğine aykırı değil, seyirciye de hakarettir. Her şeyi hız uğruna değersizleştirmeye daha ne kadar devam edeceksiniz?”

‘BİR KERE ÖDE, SONSUZA KADAR KULLAN’ DAYATMASI

Sektördeki krizin bir diğer ayağını ise giderek eriyen telif ücretleri ve adaletsiz sözleşmeler oluşturuyor. Avrupa ve ABD’de her gösterim veya platform satışı için sanatçıya “tekrar gösterim telifi” (residual) ödenirken, Türkiye’de çoğunlukla “süresiz ve sınırsız devir” sözleşmeleri dayatılıyor. Yayıncılar, eserleri küresel çapta yıllarca yayınlamaya devam edip büyük gelirler elde ederken, seslendirme sanatçılarına sadece kayıt başına düşük “kaşe” ücretleri ödeniyor. Bu sistem, endüstri içinde asıl yükü çeken sanatçıların emeklerinin pervasızca ucuzlatılmasına zemin hazırlıyor

YAPAY ZEKA VE ‘SES KLONLAMA’ TEHLİKESİ

Seslendirme sanatçılarının mücadele ettiği tek cephe yayıncıların hız baskısı değil. Son yıllarda hızla gelişen yapay zeka teknolojileri, sektörde ciddi bir “hak gaspı” aracı haline gelmeye başladı. Stüdyolar ve yapım şirketleri, sözleşmelere ekledikleri muğlak maddelerle sanatçıların seslerini dijital ortamda kopyalayarak (ses klonlama) ilerideki projelerde telif ödemeden kullanmanın yollarını arıyor. Kendi seslerine yabancılaştırma ve işsiz bırakılma riskiyle karşı karşıya kalan sanatçılar, sesin kişisel bir veri ve tescilli bir hak olduğunu belirterek, yapay zeka aracılığıyla yapılan izinsiz çoğaltmalara karşı acil yasal düzenleme talep ediyor.

Sanat