17 Temmuz 2026 Cuma
İstanbul 31°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Düzce
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • İstanbul
  • İzmir
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Şanlıurfa
  • Siirt
  • Sinop
  • Şırnak
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

Sıcaklıklar El Niño ile mi geliyor?

Amazonlar’da ve Avustralya’da devasa yangınlara yol açan, Güney Amerika’nın batısında ölümcül sel felaketlerini tetikleyen El Niño nedir, nelere yol açabilir? 1800’lerde meydana gelen, milyonlarca insanın ölümüne katkıda bulunduğu belirtilen Büyük Kıtlık El Niño’suna benzer bir felaket olası mı?

Sıcaklıklar El Niño ile mi geliyor?
Z. RUHSAR ŞENOĞLU

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) İklim Bilimi ve Meteoroloji Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hüseyin Toros, küresel ölçekte yağış ve sıcaklık dağılımında belirgin bölgesel karşıtlıkların oluşmasına neden olan El Niño’yu Aydınlık’a anlattı. Afrika kaynaklı sıcaklık dalgalarının doğrudan El Niño’ya bağlanmasını eleştiren Toros, ülkemizin hava durumunu ve iklimini doğrudan yöneten başka mekanizmalar olduğunu ancak El Niño’nun, küresel atmosfer zincirini etkilediği için Türkiye üzerinde dolaylı etkiler oluşturabildiğini söyledi.

Sıcaklıklar El Niño ile mi geliyor? - Resim : 1

Turuncu alanlar El Niño nedeniyle normalden kurak, mavi alanlar normalden yağışlı olacak bölgeleri gösteriyor. (Kaynak: Dünya Meteoroloji Örgütü WMO.)

EL NİÑO SADECE ŞİDDETİNİ BESLER

Toros, “El Niño’nun Türkiye üzerinde, Pasifik Havzası’ndaki bölgelere kıyasla doğrudan bir etkisi yok.” dedi ve şöyle sürdürdü: “Çünkü Türkiye, El Niño’nun merkezi olan Pasifik Okyanusu’na oldukça uzak, bir Akdeniz havzası ülkesi. Ülkemizin hava durumunu ve iklimini doğrudan yöneten mekanizmalar daha çok Kuzey Atlantik Salınımı (NAO), Arktik Salınım (AO) ve Sibirya Yüksek Basıncı gibi daha yakın coğrafi sistemler.

“Ancak El Niño, küresel atmosfer zincirini etkilediği için Türkiye üzerinde dolaylı etkiler oluşturabilir. Bununla birlikte Afrika sıcaklıklarını El Niño’ya bağlamak bilimsel olarak eksik bir değerlendirme. Afrika kaynaklı sıcak dalgaları, jet akıntılarının (nehir gibi akan güçlü üst atmosfer rüzgârları) salınımı ve Akdeniz üzerindeki lokal yüksek basıncın hareketli hava kütlelerini engellemesi veya yön değiştirmeye zorlamasıyla doğrudan ilişkili. El Niño sadece küresel bazal sıcaklığı artırdığı için bu dalgaların şiddetini dolaylı olarak besler.”

AKDENİZ’DE ASIL ETKEN İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ

Ülkemizi yakından ilgilendiren Akdeniz’in ısınmasının birincil ve asıl nedeni küresel iklim değişikliği. Toros, Akdeniz’in, iklim değişikliği raporlarında ‘İklim Değişikliği Sıcak Noktası’ olarak tanımlandığını belirtti ve ekledi:

“Akdeniz, yarı kapalı bir iç deniz olduğu için okyanuslara kıyasla dış etkilere karşı çok daha hassas. Akdeniz Havzası, küresel ortalamanın yaklaşık yüzde 20-50 üzerinde bir hızla ısınıyor. Atmosferdeki sera gazı birikimi, bölge üzerindeki yüksek basınç sistemlerini kalıcı hale getiriyor ve deniz yüzeyinin güneş radyasyonuna daha fazla maruz kalmasına yol açıyor.

“El Niño ile ilişkisi ise dolaylı. El Niño, küresel atmosferik sıcaklık tabanını yükselttiği için Akdeniz üzerindeki sıcak hava dalgalarının frekansını ve denizel sıcak dalgalarının şiddetini artırıcı bir hızlandırıcı görevi görüyor.”

Sıcaklıklar El Niño ile mi geliyor? - Resim : 2
Hüseyin Toros

EN SERT ETKİLENEN PASİFİK KIYILARI

El Niño neden dünyanın belli bölgelerini daha çok etkiliyor? Etkilenen bölgeler değişiyor mu? Prof. Dr. Toros, El Niño’nun, Pasifik Okyanusu’na özgü bir olay olduğunu vurguladı ve şöyle sürdürdü:

“Küresel ölçekte her bölge farklı meteorolojik şartlara sahip. El Niño ise Pasifik Okyanus’una özgü bir olay. Bu nedenle enerjinin atmosfere salındığı en yakın bölgeler olan Güneydoğu Asya, Avustralya, Güney ve Kuzey Amerika’nın pasifik kıyıları bu durumdan doğrudan ve en sert şekilde etkileniyor. Atmosferdeki bu devasa enerji değişimi, gezegenin etrafını saran jet akıntılarının rotasını değiştiriyor.

“Etkilenen bölgeler değişiyor mu? Temel etki alanları, örneğin Avustralya’da kuraklık, Peru’da sel, fiziksel yasalar gereği büyük oranda sabit. Ancak iklim değişikliği nedeniyle bu etkilerin sınırları ve şiddeti kayıyor. Jet akıntılarının dalgalı yapısı (Rossby dalgaları) değiştikçe, normalde El Niño’dan çok az etkilenen Avrupa veya Orta Doğu gibi uzak coğrafyalarda, teleconnection (uzak hava ve iklim olayları arasındaki fiziksel bağlantı) yoluyla tahmin edilmesi güç yerel aşırı hava olayları tetiklenebiliyor.”

TÜRKİYE NE ÖNLEM ALMALI? Yeşil altyapı artırılmalı

- Türkiye olarak beklenen sıcaklık artışlarına karşı neler yapabiliriz?

Türkiye’nin Akdeniz Havzası’ndaki konumu nedeniyle gelecekte daha uzun süreli sıcak hava dalgaları ve hidrolojik kuraklık riskinin artması bekleniyor. Bu duruma karşı büyük ve küçük ölçekte atılması gereken adımlar, yol haritaları sürekli olarak güncellenmeli.

1. Şehirlerimizde betonlaşma oranını azaltıp yeşil altyapıyı artırmalıyız. Asfalt ve bina yüzeylerinde güneş ışığını yansıtma özelliği yüksek malzemeler tercih edilmeli.

2. Suyun her damlası kıymetlidir. Tarımda vahşi sulama tamamen terk edilerek damlama sulama sistemlerine geçilmeli, kuraklığa dayanıklı ürün desenleri seçilmeli. Kentlerde ‘Gri Su’ geri kazanımı ve ‘Yağmur Suyu Hasadı’ teşvik edilmeli.

3. Tıpkı deprem veya sel gibi, yaklaşan sıcak hava dalgaları için halka yönelik bölgesel ‘Sıcaklık Erken Uyarı Sistemleri’ kurulmalı, özellikle yaşlı, çocuk ve kronik hasta kişiler daha dikkatli olmalı.

4. Aşırı sıcak günlerde klima kullanımı nedeniyle elektrik yükü zirve yapar. Trafoların ve enerji nakil hatlarının bu yüke dayanabilmesi için altyapı güncellenmeli, güneş enerjisi gibi yerinde ve yenilenebilir enerji üretim modelleri desteklenmeli.

Sıcaklıklar El Niño ile mi geliyor? - Resim : 3

Tahminler ‘Süper El Niño’ gösteriyor!

Bu yıl ‘Süper El Niño’nun yüksek olasılık olduğunu belirten Prof. Dr. Toros, “Tropikal Pasifik’teki olağandışı sıcak okyanus suları nedeniyle El Niño koşulları hızla gelişiyor. Haziran-Ağustos 2026 döneminde El Niño’nun oluşma olasılığı yüzde 80, kasım ayına kadar devam etme olasılığı ise yüzde 90 ve üzerinde.” dedi.

Pasifik’in derinliklerindeki su sıcaklıklarının ortalamanın 6 derece üzerine çıktığına dikkat çeken Toros, şöyle sürdürdü: “Bu durum yüzeydeki ısınmayı körüklüyor. Erken tahmin modelleri, El Niño’nun en az orta, muhtemelen de güçlü bir şiddette olacağını gösteriyor. El Niño, küresel sıcaklıkları artırma eğilimindedir. Haziran-Ağustos döneminde dünyanın neredeyse her yerinde ortalamanın üzerinde sıcaklıklar bekleniyor.”

ATEŞİ KÖRÜKLEMEK GİBİ!

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri António Guterres’in, “El Niño’nun zaten ısınmakta olan bir dünyaya, ateşe körükle gitme etkisi yapacağı ve etkilerinin çok daha sert, hızlı ve sınır tanımayan cinsten olacağı” sözlerine gönderme yapan Toros, “Son olarak 2023-2024’te tarihin en güçlü beş El Niño’sundan biri meydana gelmiş ve 2024’teki küresel sıcaklık rekorlarında büyük rol oynamıştı.” dedi.

Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO) de 2 Haziran günü bir değerlendirme yayımladı. Genel Sekreter Celeste Saulo, hükümetlerin, insani yardım kuruluşlarının ve tarım, sağlık, su yönetimi gibi iklim duyarlı sektörlerin acilen hazırlık yapması gerektiğini vurguladı. Toros, “Gelişmiş mevsimsel tahminler ve erken uyarı sistemleri, hayat kurtarmak ve ekonomik zararları azaltmak için kritik öneme sahip.” ifadesini kullandı.

WMO raporunda, uzun vadede bu tür krizlerle baş edebilmek için fosil yakıt bağımlılığına son verilmesi, yenilenebilir enerjiye geçişin hızlandırılması gerektiği çağrısı yinelendi. İklim değişikliği El Niño’nun sıklığını doğrudan artırmasa da sıcak okyanus ve atmosfer nedeniyle yarattığı aşırı hava olaylarının yıkıcı gücünü doğrudan katlıyor.

FELAKETE DÖNÜŞEBİLİR

Prof. Dr. Toros, “1877-1878 yıllarındaki gibi bir felaketin tekrar meydana gelme olasılığı var mı?” sorumuzu şöyle yanıtladı:

“Evet, böyle bir olasılık her zaman var ve hatta günümüz şartlarında risk daha yüksek. 1877-1878 El Niño’su, tarihe ‘Büyük Kıtlık El Niño’su’ olarak geçmiştir. O dönemde çok güçlü bir El Niño ve Hint Okyanusu Dipolü (IOD) bir araya geldi. Hindistan, Çin, Brezilya ve Afrika’nın bazı bölgelerinde eşi benzeri görülmemiş bir kuraklığa yol açtı. Çeşitli çalışmalara göre yaklaşık 30–50 milyon insanın ölümüne katkıda bulunduğu değerlendiriliyor.

“Bugün küresel iklim sistemi, 19. yüzyıla göre çok daha fazla enerji barındırıyor. Benzer güçte bir Süper El Niño’nun atmosferik etkileri aynı şiddette veya daha fazla tetiklenebilir. Ancak modern erken uyarı sistemleri, tarımsal planlama ve lojistik imkanlar sayesinde 1877’deki gibi kitlesel can kayıplarının önüne geçilebilir. Yine de küresel gıda arzı ve su güvenliği açısından risk bulunuyor.”

Artış 2-4 derece olabilir

Önceden tanımlanmış dört farklı ‘El Niño Bölgesi’nde deniz yüzeyi sıcaklığı (SST) geçen aralık ayından beri yükseliyor. 1 Mayıs 2026 tarihinde yayımlanan yukarıdaki grafikte çizgilerin her biri, farklı model ‘ortalama sıcaklıktan sapma tahmini’ni gösteriyor. Model sonuçları 2-4 derece artış gösteriyor. Pasifik’te deniz yüzeyi sıcaklık artışı 0.5 derece ile 1.4 derece arasındaysa hafif ve orta El Niño, 1.5 derece ile 1.9 derece arasındaysa güçlü El Niño, 2 derece ve üzerine çıktığında Süper (çok güçlü) El Niño nitelemesi yapılıyor. (Kaynak: Avrupa Orta Vadeli Hava Tahminleri Merkezi ECMWF).

EL NİNO NEDİR?

Pasifik’te deniz yüzeyi sıra dışı ölçüde ısınınca…

Prof. Dr. Toros, El Niño’nun ne olduğu hakkında ayrıntılı bilgi verdi:

“El Niño, ekvatoral Orta ve Doğu Pasifik'te deniz yüzeyi sıcaklıklarının uzun yıllar ortalamasına göre en az artı 0.5 derece sıra dışı artış göstermesiyle ve ENSO (El Niño Southern Oscillation/ Güney Salınımı) döngüsüyle tanımlanır.

“Normal şartlarda alize rüzgârları (ticaret rüzgârları) Pasifik’teki sıcak yüzey sularını batıya, Asya ve Avustralya’ya doğru üfler. El Niño döneminde ise bu rüzgârlar zayıflar, hatta tersine döner. Sonuç olarak, sıcak sular Güney Amerika sahillerine, özellikle Peru ve Ekvador açıklarına geri döner.”

YAĞIŞ VE SICAKLIKTA BÖLGESEL KARŞITLIKLAR

“El Niño döneminde küresel ölçekteki Walker dolaşımı (tropikal bölgelerdeki doğu-batı enlemsel yönlü atmosferik hava akışları döngüsü) önemli ölçüde zayıflar veya yeniden organize olur. Bu durumda dünyanın normalde yağışlı olan bazı bölgeleri şiddetli kuraklıklarla, normalde kurak olan bazı bölgeleri ise sel getiren aşırı yağışlarla karşılaşır. Özetle, Batı Pasifik kuraklaşırken, Doğu ve Orta Pasifik aşırı yağışlı hale gelir. Bu etkiler atmosferik teleconnection (uzaktan etkileşim) mekanizmaları aracılığıyla dünyanın farklı bölgelerine taşınır.

“El Niño, küresel ölçekte yağış ve sıcaklık dağılımında belirgin bölgesel karşıtlıkların oluşmasına neden olur. Bir tarafta Endonezya-Avustralya hattı su kıtlığı ve yangınlarla boğuşurken, diğer tarafta Peru-Kaliforniya hattı şiddetli yağışlar ve sellerle mücadele etmek zorunda kalır. Küresel sıcaklık anomalileri (sıra dışılık) geliştikçe bu anomalilerin şiddeti ve etki alanı da genişleme eğilimi gösterir.”

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ ŞİDDETİNİ NASIL ARTIRIYOR

“Sera gazı emisyonları nedeniyle okyanuslar, küresel ısınmanın ürettiği fazla ısının yaklaşık yüzde 91'ini emer. İklim değişikliği ile El Niño arasındaki ilişkiyi üç başlıkta toplayabiliriz:

“1.Sıklık ve şiddet: Modeller, iklim değişikliğinin ‘Süper El Niño’ gibi aşırı uç olayların meydana gelme sıklığını artırdığını gösteriyor.

“2.Karakter değişimi: El Niño olayları artık daha sıcak bir baz okyanus üzerinde gerçekleştiği için oluşturduğu aşırı hava olaylarının (şiddetli yağışlar, kuraklıklar) büyüklüğü katlanıyor.

“3.Çeşitlilik: Son yıllarda ‘Modoki El Niño’ adı verilen, sıcaklığın Doğu Pasifik yerine Orta Pasifik'te yoğunlaştığı farklı El Niño tiplerinin sıklığında da artış gözleniyor.”

ŞİDDETLİ KURAKLIK GÖRÜLEN BÖLGELER

“Orta Amerika, Güney Amerika'nın kuzeyi, Karayipler, Avustralya, Endonezya ve Güney Asya'da normalden daha kurak hava koşulları öngörülüyor. Güney Asya'da muson yağmurlarının ortalamanın altında kalması bekleniyor. Güney Amerika'nın güney kesimleri, ABD'nin güneyi, Afrika Boynuzu'nun bazı kısımları ve Orta Asya'da normalden daha fazla yağış ve sel riski bulunuyor. El Niño, Orta ve Doğu Pasifik'te kasırgaları beslerken, Atlantik Havzası'ndaki kasırga oluşumunu engelliyor. Bu nedenle bu yıl Atlantik'te normalin altında bir kasırga sezonu bekleniyor.

“El Niño sırasında yükselici hava hareketleri ve bulut oluşumu Pasifik'in ortasına kaydığı için normalde yağış alan tropikal kuşağın batısında, hava alçalarak yüksek basınç oluşturur ve yağışları engeller. Endonezya, Malezya, Filipinler ve Tayland gibi ülkelerde muson yağışları gecikir veya çok zayıf kalır. Bu durum devasa orman ve turbalık alan yangınlarına, tarımsal verim kaybına ve hava kirliliğine yol açar. Avustralya’nın özellikle tarımsal kalbi sayılan doğu ve kuzey bölgelerinde aşırı kuraklık baş gösterir. Güney Afrika’da Zimbabve, Mozambik, Botsvana ve Güney Afrika Cumhuriyeti'nin doğusunda yağışlar önemli ölçüde azalır, bu da bölgede ciddi gıda güvenliği riskleri doğurur. Amazon Havzası ve Orta Amerika’da, Brezilya'nın kuzeyindeki Amazon ormanları ve Karayip baseni normalden çok daha az yağış alır. Amazon Nehri'nin kollarında su seviyesi düşüşleri gözlenir. Kısmen Hindistan’da da yaz musonları El Niño yıllarında genellikle normalin altında kalır, bu da ülkedeki tarımsal üretimi doğrudan olumsuz etkiler.”

AŞIRI YAĞIŞ, SEL VE TAŞKIN GÖRÜLEN BÖLGELER

“Sıcak deniz yüzeyi sularının Doğu Pasifik'e (Güney Amerika kıyılarına) birikmesi, bu bölgelerin üzerinde devasa konvektif bulutların (kümülonimbüs) oluşmasına ve atmosferin aşırı su buharı yüklenmesine neden olur.

“-Normal şartlarda soğuk su akıntısı nedeniyle oldukça kurak olan, hatta Atacama Çölü gibi dünyanın en kurak yerlerini barındıran Güney Amerika'nın batı kıyıları (Peru ve Ekvador), El Niño kışlarında tropikal sağanakların ve yıkıcı sel felaketlerinin merkezi haline gelir.

“-Jet akıntısının güneye kaymasıyla birlikte, Güney ABD'nin bazı bölgelerinde ve özellikle Kaliforniya'da ortalamanın üzerinde yağış görülme olasılığı artar. Kaliforniya'da çamur kaymaları ve su baskınları meydana gelir, kışlar güney genelinde daha serin ve nemli geçer.

“-Kenya, Somali ve Etiyopya gibi normalde kuraklıkla mücadele eden doğu Afrika (Boynuz Bölgesi) ülkeleri,

El Niño kışlarında (ekim-aralık döneminde) normalin çok üzerinde yağış alır. Bu durum bazen kuraklığı hafifletse de çoğunlukla ani sel ve taşkınlara yol açar.

“-Amazonların kuzeyi kuraklıkla kavrulurken, Güney Amerika'nın güneydoğu kısımlarında, Güney Brezilya ve Kuzey Arjantin’de tam tersi bir etkiyle aşırı yağışlar ve nehir taşkınları meydana gelir.”

İklim değişikliği