Sömürgeciliğin sinema hali! Mavi İstanbul’a ‘Sarı Filtre’ suikastı
İngiliz yönetmen David Mackenzie’nin imzasını taşıyan ‘Fuze’ filminin İstanbul sahnelerinde kullanılan renk paleti, sinemadaki ‘sarı filtre’ (yellow filter) ve oryantalizm tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.
Sinema literatüründe "Sarı Filtre" olarak adlandırılan bu görsel uygulama, Türkiye'nin de içinde bulunduğu coğrafyaların sinemadaki temsil biçimini tartışmaya açıyor. Yönetmenliğini David Mackenzie’nin, senaristliğini Ben Hopkins’in üstlendiği; kadrosunda Gugu Mbatha-Raw ve Sam Worthington gibi isimlerin bulunduğu filmin İstanbul çekimleri geçtiğimiz yıl Eminönü, Sirkeci, Yeni Cami ve Mısır Çarşısı çevresinde yapıldı.
Filmin Londra'dan İstanbul'a geçen sahnelerinde şehrin mavi tonlarının yerini sarı bir atmosfere bırakması, sosyal medyada "İstanbul çöl kasabası gibi gösteriliyor!" yorumlarına yol açtı.
Tartışmalar sırasında bir kullanıcı Londra'daki Thames Nehri'nin bulanık yapısını paylaşarak duruma tepki gösterirken, yurt dışından çeşitli kullanıcılar da kendi ülkelerine uygulanan benzer filtrelerin filtresiz versiyonlarını paylaşarak yapım şirketlerini eleştirdi. Vatandaşlar paylaşımlarında İstanbul’un mavi bir şehir olduğunu hatırlattı.

FUZE FİLMİ İLK DEĞİL
İstanbul'un sinemada sarı ve sepya tonlarıyla ekrana yansıtılması Fuze filmiyle başlayan bir durum değil. 2012 yapımı "Argo" filminde 1970'ler atmosferi yaratma gerekçesiyle İstanbul solgun ve sarı bir renge büründürülmüştü. 2009 yapımı "The International", "Skyfall" (2012) ve "Taken 2" (2012) gibi yüksek bütçeli gişe filmlerinde de şehrin modern mimarisi ve dinamik yaşantısı yerine; aksiyonun dar, tozlu sokaklarda ve halı-nargile tezgahlarının arasında geçtiği bir şablon tercih edildi.
2023 yılında çekilen Haluk Bilginer'in başrolünde yer aldığı "Türk Dedektif" dizisinde de tanıtım afişlerinden mekan tasarımlarına kadar sarı filtre ve cami silüeti odaklı benzer bir görsel dilin kullanılması izleyicilerin tepkisini çekmişti.
FESTİVAL FİLMLERİNDE 'TAŞRA' VE 'SEFALET' KOTASI
Batı merkezli sinemanın görsel tercihlerine yönelik eleştiriler sürerken Türkiye'deki bağımsız yapımların ve "sanat filmi" yönetmenlerinin de bu sürece dahil olması dikkat çekici.
Avrupa'daki büyük film festivallerinden (Cannes, Berlin, Venedik) fon (örneğin Eurimages) veya ödül alabilmek için, Batı'nın Türkiye'den görmek istediği "durağan, yoksul ve taşralı" tablonun yönetmenler tarafından yeniden üretildiği ifade ediliyor.
Özellikle 2000'li yıllarda Semih Kaplanoğlu'nun "Yumurta", "Süt", "Bal" üçlemesi ve Nuri Bilge Ceylan'ın "Uzak", "Bir Zamanlar Anadolu'da", "Kış Uykusu" gibi ödüllü filmleriyle yükselen "taşra sineması" estetiği, zamanla yeni nesil yönetmenler için bir başvuru şablonuna dönüştü. "Araf" (Yeşim Ustaoğlu) veya "Kalandar Soğuğu" (Mustafa Kara) gibi filmlerde görülen, zorlu coğrafya şartları, iletişimsizlik ve taşra sıkıntısı temaları, uluslararası arenada Türkiye'yi geri kalmış ve sefalet içinde bir ülke olarak gösterdiği şeklinde eleştirilere neden oluyor.

RENK KULLANIMI İDEOLOJİK BİR TERCİH
Sinemada renk kullanımı, tesadüfi bir estetik karardan ziyade, ideolojik bir tercihin sonucu. Renk paleti, izleyicinin o coğrafyaya atfettiği "değeri" doğrudan belirliyor. Görüntü yönetmenleri, Londra veya New York gibi Batı metropollerini kurgularken genellikle "soğuk mavi" ve gri tonları tercih ediyor. Bu renkler sinematografik dilde rasyonelliğin, aydınlanmanın, kuralların ve işleyen bir medeniyetin işareti olarak okunuyor.
Buna karşılık, kamera Meksika, Hindistan veya Türkiye gibi "Küresel Güney" coğrafyalarına yöneldiğinde ekranı sarı ve sepya tonları kaplıyor. Renk psikolojisinde hastalığı, kuraklığı ve kaosu imleyen bu tonlar, dramaturjik altyapıda "az gelişmişliği" sembolize ediyor. "Breaking Bad" veya "Traffic" gibi yapımlardaki Meksika sahnelerinde ekranın aniden sararması, seyirciye bilinçaltı düzeyde "rasyonel aklın bittiği ve tekinsizliğin başladığı" mesajını veriyor. İstanbul'a ısrarla uygulanan sarı filtrenin de şehrin gerçek kimliğinden ziyade, Batı'nın bu sömürgeci renk kodlamasının bir uzantısı olduğu değerlendiriliyor.