22 Temmuz 2026 Çarşamba
İstanbul 25°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Düzce
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • İstanbul
  • İzmir
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Şanlıurfa
  • Siirt
  • Sinop
  • Şırnak
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

TBMM’nin suça sürüklenen çocuklar raporu! Çözümün kapısı okulda açılır

Rapordaki çözüm önerileri, öncelikle ve büyük ölçüde okul odaklı. Konunun sosyal, ailesel, eğitsel, ekonomik ve çevresel faktörlerle ilişkili olduğu, sürekli ve çok katmanlı müdahale gerektiren bir olgu olduğu vurgulanıyor.

TBMM’nin suça sürüklenen çocuklar raporu! Çözümün kapısı okulda açılır
Z. RUHSAR ŞENOĞLU

TBMM, suça sürüklenen çocuklarla ilgili komisyon çalışmalarının sonunda, durum saptamasını ve çözümleri içeren 691 sayfalık kapsamlı bir rapor yayımladı. Taslak raporda çocuk suçluluğunun sosyal, ailesel, eğitsel, ekonomik ve çevresel faktörlerle ilişkili olduğu, sürekli ve çok katmanlı müdahale gerektiren bir olgu olduğu vurgulanıyor. Bu alanda uzmanlaşmış birimlerin oluşturulması ve kurumlararası eşgüdümü güçlendirecek kalıcı yapıların kurulmasının can alıcı önemde olduğu belirtiliyor.

Dijital ortam ve medya düzenlemesi, çocuğun yaşadığı fiziksel ve sosyal çevrenin iyileştirilmesi, suç kültürünün normalleştirilmesinin önlenmesi, çocuk adalet sisteminin etkinliğinin artırılması gibi başlıklar altında kapsamlı öneriler getirilmekle birlikte rapordaki çözüm önerileri, öncelikle ve büyük ölçüde okul odaklı. Olumlu akran çevresi oluşturma konusunda bile çözümün ilk sırasında okul var.

REHBERLİK TALEBE VE KRİZE ODAKLI OLMAMALI

Önemli saptamalardan biri “mevcut uygulamada psikososyal destek hizmetlerinin büyük ölçüde talebe bağlı ve kriz odaklı nitelikte yürütüldüğü, erken tarama, risk temelli yönlendirme, koruyucu müdahale ve sistematik izleme mekanizmalarının yeterince kurumsallaşmadığı” biçiminde. Özellikle okul öncesi ve ilkokul döneminde çocukların duygusal, davranışsal ve gelişimsel risklerinin erken evrede saptanmasına yönelik zorunlu tarama uygulamaları öneriliyor. Okul rehberlik ve psikolojik danışma hizmetlerinin, bireyselleştirilmiş izleme, yönlendirme ve psikososyal destek çalışmalarını daha etkin yürütebilmesi için insan kaynağı ve hizmet kapasitesinin güçlendirilmesi ihtiyacı vurgulanıyor.

SANAT VE SPORA ADIM OKULDA ATILIR

Çocukların yaşam becerilerini geliştirmelerine, onları hukuki ve dijital okuryazarlık konularında yetkin hale getirmeye yönelik konuların müfredata alınmasının, çocukların riskli davranışların sonuçlarını öngörme kapasitelerini artıracağı belirtiliyor. Akademik başarısızlık, okula yabancılaşma, akran zorbalığı ve okul aidiyetinin zayıflaması gibi risk alanları için de “kapsayıcı okul uygulamalarının yaygınlaştırılması” öneriliyor. Çocukların okul sonrası zamanlarını güvenli ve yapılandırılmış biçimde değerlendirebilecekleri sanatsal, sportif, kültürel, gönüllülük ve sosyal sorumluluk faaliyetlerinin yaygınlaştırılmasının da okuldan başlayacağı ifade ediliyor.

OKULDA ‘ZORUNLU’ PSİKOSOSYAL TARAMA

Madde bağımlılığı ve psikiyatrik bozukluk görülen çocuklara yönelik ‘zorunlu’ psikososyal tarama sistemleri, vaka yönetimi esaslı izleme mekanizmalarının kurulması için eşgüdüm sağlanacak kurumların başında okullar sayılıyor: okul, sağlık, adalet ve sosyal hizmet sistemleri. Okul, ‘çocuklarda görülebilecek duygusal ve davranışsal sorunların erken tespitinin sağlanması’ için ilk basamak olarak değerlendiriliyor, okul öncesi ve ilkokuldan başlaması gerektiği vurgulanıyor. Risk altındaki çocukları koruyacak ‘psikolojik sağlamlık programları’nın okullarda düzenli olarak uygulanması ve etkililiğinin izlenmesi öneriliyor.

MÜFREDATLA DESTEKLENMELİ

Yaşam becerileri eğitimleri ile bağımlılıkla mücadele konularını içeren bir dersin müfredata zorunlu ders olarak eklemlendirilmesi okul temelli önleyici ve koruyucu programlar arasında sayılıyor. Müfredata eklenmesi önerilen ders içerikleri arasında, ‘temel hukuk’ ve ‘cezai sorumluluk’ yer alıyor. Amaç, ergenlerin hukuki sonuç doğuran davranışlarının sonuçlarını öngörme kapasitelerini güçlendirmek.

REHBERLİK EDEN EĞİTİCİ ONARICI DİSİPLİN

Raporda yer alan belli başlı önerilerden biri ‘Güvenli Okul Planı’. Dezavantajlı ve riskli bölgelerdeki okullara öncelik verilmesi, her okulun kendi koşullarına özgü bir plan geliştirilmesi isteniyor.

Bir başka öneri, öğrenci disiplin uygulamalarının, “eğitici, onarıcı ve rehberlik temelli yöntemlerle desteklenmesi”, çocukların eğitim süreçleriyle bağını güçlendiren bir yaklaşımla yürütülmesi. Disiplin süreçlerinin açık, öngörülebilir ve çocukların gelişim özelliklerini dikkate alan bir çerçevede ele alınmasının, eğitim ortamlarında güven duygusunun ve kurumsal işleyişin güçlenmesine katkı sağlayacağı vurgulanıyor. Öğrencilerin ilgi, yetenek ve becerilerine uygun alanlara yönlendirilmesinin, eğitim süreçlerine uyumlarının artırılması açısından önemli olduğu belirtiliyor.

Aileye destek, geç ve parçalı geliyor

Raporda çocuk suçluluğunun önlenmesinde aile bağlarının korunmasının, ailenin sosyal ve ekonomik açıdan güçlendirilmesinin, ebeveyn gözetimi ve aile içi denetimin temel koruyucu etkenler olduğu belirtilerek “mevcut destek mekanizmalarının çoğu zaman geç müdahale eden ve parçalı bir yapı sergilediği” vurgulanıyor. Bu değerlendirmeye rağmen raporda çocukları suç işleyen ebeveynlere 2-5 yıl hapis cezası verilmesi öneriliyor.

Yerel düzeyde sürekli ve kurumsallaşmış psikolojik destek mekanizmalarının yeterince yaygın olmadığı belirtilen raporda şu satırlara yer veriliyor:

“Düşük sosyoekonomik düzeydeki ailelerin çocuklarına yönelik bakım, gözetim ve eğitim desteği sunmakta zorlandığı, ekonomik baskının aile içi stres, ihmal ve sosyal dışlanma risklerini artırdığı görülmektedir. Risk altındaki ailelerin ekonomik güçlenmesini sağlayacak gelir artırıcı uygulamalar, mesleki eğitim programları ve istihdam teşviklerinin daha sistematik biçimde yapılandırılmasına ihtiyaç duyulmaktadır.”

Ayrıca anne, baba ya da her iki ebeveyni ceza infaz kurumlarında bulunan çocukların sosyal, psikolojik ve ekonomik olarak desteklenmesi gerektiği vurgulanıyor.

Devlet kurumları görevini yapıyor mu?

Türkiye’de çocuk hakları anayasal güvence altındadır. Bunun anlamı, çocukların korunması için devletin tüm kurumlarının gereken tedbirleri alma yükümlülüğü altında olmasıdır. TBMM raporundaki saptamalar, bir bakıma bu yükümlülüğe dair farkındalığın ne kadar zayıf olduğuna işaret ediyor, onlara sorumluluklarını anımsatıyor.

Rapora göre çocuk suçluluğunun önlenmesi ve okul güvenliğinin güçlendirilmesine yönelik mevcut uygulamalar “eğitim kurumlarında risklerin erken dönemde tespit edilmesi ve gerekli destek mekanizmalarının zamanında devreye alınması bakımından” yetersiz. Rapor, “Kurumsal kapasitenin geliştirilmesine ihtiyaç bulunduğu görülmektedir.” diyor. Özellikle dezavantajlı ve risk düzeyi yüksek bölgelerde yer alan okullarda okul devamsızlığı, akran zorbalığı ve siber zorbalık, davranış sorunları, okul aidiyetinde zayıflama ve akademik başarıda ani düşüş gibi göstergelerin düzenli biçimde izlenmesi ve bütüncül müdahale süreçleriyle desteklenmesi isteniyor.

Raporun pek çok yerinde, okullarda yürütülen rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetlerinin yetersiz olduğu belirtiliyor, okulların insan kaynağı kapasitesinin güçlendirilmesi öneriliyor. Çocukların mesleki eğitimlerine ilişkin olarak raporda “iş sağlığı ve güvenliği uygulamaları ile işyeri denetim süreçlerinin düzenli biçimde sürdürülmesi, öğrencilerin güvenli çalışma ortamlarına erişiminin sağlanması” isteniyor.

EŞGÜDÜM VE VERİ EKSİKLİĞİ MÜDAHALEYİ GECİKTİRİYOR

“Çocukların içinde bulunduğu ailevi ve sosyal risklerin daha sağlıklı değerlendirilebilmesi için” devlet kurumları arasında işbirliği mekanizmalarının ve kurumların kapasitelerinin geliştirilmesine olan gereksinim ayrı bir başlık altında ele alınıyor. Uygulamada kurumlar arasında farklı yorum ve işlem süreçlerinin bulunduğu, hatta hangi kurumun hangi durumda ne yapacağının net olmadığı, bu durumun geç müdahaleye yol açtığı, takibi zorlaştırdığı ifade ediliyor.

Raporda “düzenli, derinlemesine ve çok boyutlu araştırma kapasitesinin sınırlı olması”, çocuk suçluluğuna ilişkin politika üretiminde en önemli eksiklerden biri olarak belirtiliyor. Riskli çocuklara ilişkin veri yetersizliğinin, müdahalenin nerede başlayacağı, hangi çocuk grubuna hangi araçların uygulanacağı ve hangi programların gerçekten işe yaradığı konularında karar alma süreçlerini zorlaştırdığı vurgulanıyor. Raporda “Bu yapısal eksiklik sahadaki uygulamaların koordinasyonunda da kendini göstermektedir. Bu nedenle çocuk suçluluğuna ilişkin politikaların sürekli veri üretimine, düzenli izlemeye ve kurumlar arası ortak değerlendirmeye dayalı şekilde geliştirilmesi gerekmektedir.” deniyor. Eşgüdüm ve veri eksikliğinin “çocukların risk faktörlerinin bütüncül biçimde görülememesine, aynı vakada mükerrer işlemler yapılmasına, erken müdahalenin gecikmesine, sunulan müdahalenin etkisinin zayıflamasına ve çocuğa yönelik hassasiyetin gözden kaçmasına” yol açtığı ifade ediliyor.

okul