Tek cephe, tek düşman, tek kader
'Kardeş Türkiye’ye İran’ı destekleyen ve tarihin doğru tarafında duran tutumu için derin minnettarlığımızı sunuyoruz. Özellikle pek çok adım atan Vatan Partili ve TGB’li kardeşlerimize teşekkür ediyoruz. Türk kardeşlerimizin duruşu bizim için bir güç kaynağıdır, bir cesarettir.'
Bugün emperyalizm, artık demokrasi ve iyilikseverlik gibi yalanların arkasına saklanmıyor. Savaşlar artık “terörle mücadele” bahanesiyle de başlatılmıyor. Bugün karşımızda emperyalizmin en pervasız, en kontrolsüz, en vahşi hali var. Gazze’de çocuklara karşı soykırım işleyen, Lübnan’da şehirleri yerle bir eden, İran’da okulları bombalayan Epstein Adası’nın zorbaları…
Küresel egemenlik peşindeki Epstein koalisyonunun bağımsız uluslara iradesini dayatmaktan başka bir çaresi yok. Bu, tarihin en büyük diktatörlüğüdür. Bizim coğrafyamızda ve dünyanın dört bir yanında milyonlarca insanın kendi kaderini tayin hakkı, halkların elinden alınıp Beyaz Saray’da karara bağlanmaktadır. Bu yüzden emperyalizmin asıl düşmanlığı sistemlerle, hükümetlerle ya da uluslarla değildir. Emperyalizmin düşmanlığı; halkların bağımsızlık ve egemenlik ilkesinin ta kendisiyledir. Ve emperyalizmin bu açgözlülüğü asla son bulmayacaktır. Bir dosya kapanırsa, yenisi açılır. Bir ulusun iradesi kırılırsa, başkalarının iradesi hedef tahtasına konur. Yaptırımlar, liderlere yönelik suikastlar, ekonomik ablukalar, deniz ablukaları, bilim merkezlerinin, hastanelerin, enerji altyapısının ve yolların bombalanması; hepsi bir ulusun bağımsızlığını ve idealini bastırmak, gururunu kırmak, zihninden egemenlik ve ilerleme rüyasını silmek içindir.
İRAN’IN SAVAŞI
Bugün İran sadece kendi halkı için savaşmıyor. Bugün İran insanlığın korunması ve dünyada hakkın cephesinin savunulması için savaşıyor. Niçin?
Birincisi: Kudüs davasının yavaş yavaş silinmesini, Filistin halkına yönelik terörü ve yok edilmeyi önlemek için.
İkincisi: Suçlularla ilişkilerin “normalleşmesini” engellemek için.
Üçüncüsü: Güney Lübnan’ın çocuklarının gözyaşları için.
Dördüncüsü: Yemen’de yıllardır süren abluka ve suçlar için.
Beşincisi: Venezuela’da olduğu gibi bir ulusun onurunun ve bağımsızlığının kırılmasını önlemek için.
Altıncısı: Irak ve Afganistan gibi ülkelerin yeniden işgalini önlemek için.
Yedincisi: Küba’nın ablukasını önlemek için.
Sekizincisi: Sudan başta olmak üzere dünya çapında işlenen suçları önlemek için.
İran lideri suikasta uğradığı günden bu yana İran halkı her gece (neredeyse 80 gece boyunca), yorulmadan ve milyonlarca kişiyle, İran’ın dört bir yanında sokaklara çıktı. Sokaklara çıktı çünkü, bütün bu davaların arkasında durduğunu ilan etmek istedi. Sokaklara çıktı çünkü, orman dünyasını çok kutuplu bir dünyaya dönüştürmek istedi.
BOYUN EĞMEYİ REDDETME İRADESİ
Bugün Hürmüz Boğazı, dünyanın mazlum uluslarının “yenilmez süper güçlere” boyun eğmeyi reddetme iradesinin simgesidir. Bir düşman bizim can damarımızı kesmek için kılıcını çekerse, biz de onun şah damarına sarılırız. Bakalım yedi bin yıllık bir ulusun iradesi mi önce kırılır, yoksa o yozlaşmış, narsist, çocuk istismarcısı, kaprisli adamın mı!
Bugün dünyanın bağımsız ulusları atom bombasından çok daha güçlü bir silah keşfetti: jeopolitik varlıklarını kullanarak güçlünün canını alma iradesi. Boğazlar emperyalizmin mezarı olmuştur. İngiliz sömürgeciliğine karşı verilen Boğazlar Muharebesi’nden bugün Hürmüz Boğazı’na kadar! Ve boğazların yeni düzeni; orman kanununa karşı, milli bağımsızlığa dayanan yeni bir dünya düzenidir!
İsrail rejiminin yakıt ve temel mal ikmal hattı daha önce kesilseydi ya da en azından insani müdahaleler için baskı uygulansaydı, bugün Gazze’de çok daha az çocuk şehit düşerdi! Tabii bugün için de geç değil. İsrail yakıttan ve ikmalden emin olduğu sürece, ABD üsleri bölgede kaldığı sürece, sonu gelmeyen savaşlar sürecek ve bu ateş bütün ulusları saracaktır.
CEPHE DÜŞERSE DÜŞMAN İLERLER
Bugün Venezuela’nın meşru cumhurbaşkanı bir göstermelik yargılamada hapis tutuluyor; hem de kendi ülkesinde değil, Amerika’da. Birkaç gün önce Iraklı bir anti-emperyalist direniş komutanı Türkiye’de tutuklandı ve ABD’ye teslim edildi. Yemen yıllardır kuşatma altında. Gazze’ye yalnızca küçük bir miktar gıda ve ilaç ulaştırmaya çalışan Sumud Kervanı kim bilir kaçıncı kez baskına uğradı. Bu olup biterken Beyaz Saray’daki o dalgın yaşlı adam korsan olduğunu itiraf etti.
Bu kadar barbarlığa karşı etkili bir eylem talep ediyoruz. Maduro ve diğer mücadeleciler serbest bırakılmalıdır. İran, Yemen ve Gazze üzerindeki ablukalar kaldırılmalıdır. Eğer emperyalizmin yenilgisi kendi varlığımızı savunmak için zorunluysa, bütün cephelere eşit muamele edilmek zorundadır. Venezuela Cumhurbaşkanının tutuklanmasından sonra Beyaz Saray’ın hayalperestleri arasında “İran’ı üç günde fethederiz!” sanrısı baş gösterdi. Bu cephenin herhangi bir parçası düşerse, düşman ilerleyecektir!
Kardeş Türkiye’nin hükümetinin ve halkının İran’ı destekleyen ve tarihin doğru tarafında duran tutumu için derin minnettarlığımızı sunuyoruz. Özellikle pek çok adım atan Vatan Partili ve TGB’li kardeşlerimize teşekkür ediyoruz. Türk kardeşlerimizin duruşu bizim için bir güç kaynağıdır, bir cesarettir; iki ulusumuzun sömürgeciler karşısındaki kök salmışlığının bir kanıtıdır.
*İran Direniş Örgütleri Koalisyonu Uluslararası İlişkiler Başkanı Aliakbar Taheri’nin 19 Mayıs günü düzenlenen Uluslararası Antieperyalist Gençlik Festivali’nde yaptığı konuşma.