10 Mart 2026 Salı
İstanbul 11°
  • Şırnak
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Şanlıurfa
  • Çorum
  • İstanbul
  • İzmir
  • Ağrı
  • Adıyaman
  • Adana
  • Afyon
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Düzce
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gümüşhane
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • Kırşehir
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kütahya
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muş
  • Muğla
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

Tom Barrack’tan önce tehdit sonra geri adım 'Lübnan Bilad el-Şam olacak'

ABD’nin Ankara Büyükelçisi Barrack, Lübnan’ın Hizbullah’ı silahsızlandırmaması durumunda ülkenin Suriye ve İsrail’in müdahalesine açık hale geleceğini söyledi. Suriye'nin Lübnan'da toprak iddiası olduğunu ima etti.

Tom Barrack’tan önce tehdit sonra geri adım 'Lübnan Bilad el-Şam olacak'
DIŞ HABERLER SERVİSİ

ABD’nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Thomas Barrack, hem Lübnan'a gözdağı veriyor hem de diplomatik bir dil tutturmaya çalışıyor. Barrack, geçen hafta sonu yaptığı açıklamada, Beyrut Hükûmeti’nin Hizbullah’ı silahsızlandırmaması halinde Lübnan'ın Suriye veya İsrail tarafından işgale uğrayabileceği iddiasında bulundu.

Amerikalı diplomat, Birleşik Arap Emirlikleri merkezli The National'da yayımlanan röportajında, Lübnan’ın Suriye ve İsrail’den kaynaklanan “varoluşsal bir tehdit” ile karşı karşıya olduğunu söyledi. Beyrut’un Hizbullah’ı silahsızlandırmak için vakit kaybetmeden harekete geçmesi gerektiğini vurguladı. Barrack meseleye şu ifadeleri kullandı:

“Bir yanda İsrail var, diğer yanda İran. Şimdi de Suriye çok hızlı bir şekilde sahneye çıkıyor. Eğer Lübnan harekete geçmezse yeniden Bilad el-Şam olacak.”

ŞAM DİYARI'NIN 'TATİL BELDESİ'

Büyükelçi, “Bilad el-Şam” ifadesiyle bugünkü Suriye, Lübnan ve Filistin topraklarının önemli bir bölümünü kapsayan tarihsel bir coğrafyaya atıfta bulunuyor. Bu bölge, erken İslam döneminden itibaren “Şam diyarı” manasına gelen Bilad el-Şam adıyla anılıyordu. Barrack’ın sözleri, Lübnan’ın Suriye’nin doğrudan askerî müdahalesiyle karşı karşıya kalabileceği yönünde bir uyarı olarak okunuyor.

Amerikalı diplomat, Lübnan’ı küçümseyici ifadelerle bu imayı daha da güçlendirdi:

“Suriye tarafı Lübnan’ı kendi sahil tatil beldesi gibi görüyor. Bu nedenle harekete geçmemiz gerektiğini söylüyor.”

TONDA NET DEĞİŞİM

Ancak röportajın ardından Barrack, X platformundaki açıklamalarıyla daha diplomatik bir ton benimsedi. Sözlerinin “Lübnan’a hiçbir şekilde tehdit oluşturmadığını” savunarak, kullandığı ifadelerin Suriye’deki “dikkat çekici ilerlemeyi takdir etmek” amacı taşıdığını öne sürdü.

Diplomat ayrıca, “Suriye liderlerinin Lübnan’la yalnızca birlikte yaşamayı ve refahı paylaşmayı istediğini” dile getirerek, ülkesinin “barış ve refah arayan iki komşu arasında egemenliğe dayalı eşit ilişkileri” desteklediği taahhüdünde bulunduğunu iddia etti.

Tom Barrack’tan önce tehdit sonra geri adım 'Lübnan Bilad el-Şam olacak' - Resim : 1

SENARYO 1: TRABLUS'U SURİYE'YE DEVRETMEK

Barrack'ın açıklamalarından bir kaç gün önce İsrail haber kanalı i24News, Tel Aviv ile Şam arasında sürdürülen görüşmelerde Lübnan topraklarının da masaya yatırıldığını savundu. Kanala konuşan kaynaklar, özellikle Golan Tepeleri'nin geleceğinin tartışıldığı görüşmelerde gündeme gelen senaryolardan birinin Lübnan'ın kuzeyinde Sünni nüfusun ağırlıkta olduğu bazı toprakların “Suriye'ye devredilmesi” olduğunu öne sürdü.

ANKARA, TEL AVİV, ŞAM ARASINDA 'SU ANLAŞMASI'

İ24News'a göre Şam yönetimi, Fransız Mandası döneminde Lübnan’ın kurulması amacıyla Suriye’den ayrılan beş bölgeden biri olan Trablus üzerindeki tarihî egemenlik iddiasını yeniden gündeme taşıyor. Kaynak Türkiye'yi de içeren şu iddiaları dile getirdi:

“Şam, Trablus’un yanı sıra diğer Sünni çoğunluklu Lübnan topraklarının da Suriye'ye devredilmesini talep ediyor. Bu konunun Türkiye, Suriye ve İsrail arasında varılması hedeflenen bir su anlaşması kapsamında, İsrail’in Fırat Nehri’nden su almasını sağlayacak boru hattına izin verilmesi koşuluyla uzlaşma paketine dahil edilmesini bekliyoruz.”

Kanalın kaynakları bu olasılığın hayata geçmesi için masada şu planın olduğunu iddia etti:

“İsrail, Golan Tepeleri’nin üçte ikisini elinde tutmaya devam edecek, kalan üçte birlik kısmı Suriye’ye devredecek ve bu alanın kiralanması da söz konusu olabilecek. Bu senaryo kapsamında, Lübnan’ın kuzeyinde, Lübnan-Suriye sınırına yakın konumdaki Trablus kenti ile muhtemelen ülkenin kuzeyindeki diğer bazı Lübnan toprakları ve Beka Vadisi de Suriye’ye devredilebilir.”

SENARYO 2: PAYDALAR KONUŞUR

Lübnan'ı içermeyen diğer senaryo ise şu şekilde:

“İsrail, Golan Tepeleri’nde topraklarının yaklaşık üçte birine denk gelen stratejik bölgeleri elinde tutacak, üçte birini Suriye’ye devredecek ve kalan üçte birlik alanı ise Suriye’den 25 yıl süreyle kiralayacak.”

BEYRUT'A ÖNERİ

Büyükelçi Barrack ayrıca haziran ayında Lübnanlı yetkililere, Hizbullah’ın silahsızlandırılması karşılığında yeniden yapılanma yardımı ve İsrail’in saldırılarına son verilmesini öngören bir teklif sunmuştu.

Barrack’ın teklifine karşılık olarak Beyrut hükümeti, İsrail’in işgal ettiği topraklardan -başta Şeba Çiftlikleri olmak üzere- tamamen çekilmesini talep eden ve Hizbullah’ın sadece güneydeki silahlarını bırakacağı taahhüdünü veren yedi sayfalık bir belge sundu. Ancak bu, İsrail’in ülke çapında talep ettiği kapsamlı bir silahsızlanmanın çok gerisinde kalıyor.

'AVN İÇ SAVAŞ İSTEMİYOR'

The National muhabirinin, Lübnan Cumhurbaşkanı Jozef Avn’ın neden Hizbullah'ın silahsızlanması için açık bir takvim açıklamadığını sorması üzerine Barrack, “Çünkü bir iç savaş başlatmak istemiyor.” yanıtını verdi.

“Lübnan ordusunun elinde bunu yapabilecek sayıda asker yok çünkü yeterli bütçeleri yok. Hâlâ 60 yıllık ekipman kullanıyorlar.” diyen Barrack, şöyle devam etti:

“Hizbullah da duruma şöyle bakıyor: ‘Orduya güvenemeyiz. Kendimize güvenmek zorundayız çünkü İsrail her gün bizi bombalıyor ve hâlâ topraklarımızı işgal ediyor.’”

'İŞGAL SÜRERKEN SİLAH BIRAKMAYIZ'

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım geçen hafta, İsrail hava saldırıları ve güneydeki işgal sona ermeden silah bırakmayacaklarını vurguladı. Beyrut’un güney banliyölerinde on binlerce destekçisine hitap eden Kasım, “Saldırılar sürerken bize tutumumuzu yumuşatmamız ya da silah bırakmamız söylenemez.” dedi.

İsrail ile Hizbullah arasındaki savaş, kasım ayında ABD’nin arabuluculuğunda sağlanan bir ateşkesle sona ermişti. Ancak İsrail, ülke genelinde hava saldırılarını ve suikastları sürdürürken, Lübnan’ın güneyinde beş noktada kara birlikleriyle varlık göstermeye devam ediyor.

Suriyeli mülteci kamplarına baskın

Lübnan ordusu, son iki günde çeşitli bölgelerde "yasal belgeleri olmadığı" gerekçesiyle 165'ten fazla Suriyeliyi gözaltına aldı. Ordu ve İstihbarat Müdürlüğü, Suriyeli mülteci kamplarında ve "belgesi olmayanlar" iddiasıyla kontrol noktalarında baskınlar düzenledi.

İbrahim Anlaşmaları paketi

ABD Başkanı Donald Trump hem Suriye hem de Lübnan’ı İbrahim Anlaşmaları'na dahil etmek için zorluyor. Trump'ın ilk döneminde BAE, Bahreyn ve Fas, söz konusu mutabakat vasıtasıyla İsrail’le ilişkileri normalleştirmeyi kabul etmişti.

Lübnan Cumhurbaşkanı Avn ise geçen cuma günü yaptığı açıklamada, Beyrut'un İsrail ile ilişkileri normalleştirme gibi bir niyeti olmadığını belirtti. Avn, İsrail’le ilişkiler konusunda “barış ile normalleşme arasında ayrım yapılması gerektiğini” ifade ederek sözlerini şöyle sürdürdü:

“Barış, savaş hâlinin olmamasıdır ve şu an Lübnan için önemli olan budur. Normalleşme konusuna gelince; bu, şu anda Lübnan dış politikasının bir parçası değildir.”

Cumhurbaşkanı ayrıca silahların yalnızca devletin tekelinde olması gerektiğine dair kararın “kesin” olduğunu vurguladı. Bu ifade, Hizbullah’a dolaylı bir mesaj olarak değerlendiriliyor.

Tom Barrack Lübnan Suriye İsrail Hizbullah