20 Ocak 2026 Salı
İstanbul
  • Şırnak
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Şanlıurfa
  • Çorum
  • İstanbul
  • İzmir
  • Ağrı
  • Adıyaman
  • Adana
  • Afyon
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Düzce
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gümüşhane
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • Kırşehir
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kütahya
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muş
  • Muğla
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

Çöken hegemonyanın ilanı

Trump yönetiminin yayınladığı Ulusal Güvenlik Stratejisi Biden dönemiyle birçok noktada zıtlık içeriyor. Belgede, küresel hegemonya yerine yakın çevre ve ulusal çıkara odaklı bir strateji hedefleniyor. Avrupa’nın içinde bulunduğu çöküş vurgulanırken, Rusya ile gerilimin azaltılması isteniyor

Trump hangi stratejiyi izleyecek? Beyaz Saray'dan 29 sayfalık yol haritası
DIŞ HABERLER SERVİSİ

ABD 3 yıl sonra yeni bir Ulusal Güvenlik Stratejisi açıkladı. Belge son olarak Joe Biden döneminde 2022 yılı sonbaharında yayınlanmıştı. Aradan geçen 3 yıldan sonra Donald Trump yönetiminin strateji belgesi bir öncekinden çok farklı. 29 sayfadan oluşan belgede, ABD’nin önceliklerinin de değiştiği açıkça görülüyor. Orta Doğu’nun artık bir öncelik olmadığı ve Batı Yarımküre’ye yönelmenin gerekliliğinden bahsediliyor.

ÇİN VE RUSYA İLE MÜCADELEDE SÖYLEM DEĞİŞTİ

Biden döneminde yayınlanan belge “düşman” olarak Çin ve Rusya’ya odaklanıyor, dünyaya demokrasi ihracı hayalleri de sürdürülüyordu.

Fakat Trump yönetiminin yayınladığı belgede, Rusya’ya yapılan atıfların tonu belirgin şekilde yumuşatılmış. Moskova, belge içinde artık küresel birincil rakip olarak değil, daha çok “Avrupa’nın sorunu” veya bölgesel bir zorluk olarak ele alınıyor.

Çin hâlâ merkezi bir rakip ama bir önceki belgeye göre vurgunun değiştiği görülüyor. Analizler Çin’i daha çok ekonomik ve ticari rakip olarak öne çıkarıyor. Belgede Çin için “askeri tehdit”ten ziyade ticaret, tedarik zinciri, teknoloji ve ekonomik rekabet üzerinden çözümler öneriliyor. Aynı zamanda Tayvan ve Asya–Pasifik’e ilişkin bölgesel güvenlik anlayışı korunuyor ancak önceliklendirmede farklılıklar ve daha fazla bölgesel denge arayışı var.

Çöken hegemonyanın ilanı - Resim : 1

UKRAYNA SAVAŞINI BİTİRME TEMEL ÇIKAR OLDU

Rusya ile dengenin yeniden sağlanması vurgusu yapılan belgede Ukrayna savaşının bitirilmesi bir temel çıkar olarak ortaya konuyor. Belgede savaşın bitirlmesinin önemi şöyle vurgulanıyor:

“Avrupa ekonomilerini istikrara kavuşturmak, savaşın istenmeyen bir şekilde tırmanmasını veya yayılmasını önlemek, Rusya ile stratejik dengeyi yeniden tesis etmek ve Ukrayna’nın savaş sonrası yeniden inşasını sağlayarak bu ülkenin yaşayabilir bir devlet olarak ayakta kalmasını sağlamak için, Ukrayna’daki düşmanlıkların bir an önce sona erdirilmesi için müzakere yapmak ABD’nin temel çıkarları arasındadır… Avrupa’nın karşı karşıya olduğu daha büyük sorunlar arasında, siyasi özgürlüğü ve egemenliği zayıflatan Avrupa Birliği ve diğer ulusötesi kuruluşların faaliyetleri, kıtayı dönüştüren ve çatışmalara yol açan göç politikaları, ifade özgürlüğünün sansürlenmesi ve siyasi muhalefetin bastırılması, doğum oranlarının düşmesi ve ulusal kimliklerin ve özgüvenin yitirilmesi sayılabilir.”

AVRUPA HEDEF GÖSTERİLİYOR

Belgede “çekirdek ulusal çıkarlar” ve “Batı Yarımküre’de hakimiyet” vurgusu yapılıyor. Küresel müdahaleciliğin azaltılacağı, ticaret, enerji ve ekonominin ön plana alınacağı belirtilirken, Avrupa eleştirisi ve “milliyetçi hareketlerin teşvik edilmesi” gibi uygulamalar da stratejiye konmuş durumda.

Belge Avrupa’nın kendi iç politikalarını eleştirirken Ukrayna meselesinde Avrupa liderliğini hedef gösteriyor. Bu şüphesiz ABD’nin Rusya’ya karşı Avrupa ile birlikte hareket etmeye daha az öncelik ayrılacağı yorumuna yol açıyor.

Biden dönemindeki belgede ise Rusya, “agresif eylemleri” nedeniyle açıkça stratejik bir rakip ve Avrupa güvenliğinin merkezî tehdidi olarak yer alıyordu.

Belgede Ukrayna’ya destek, ekonomik yaptırımlar ve kolektif caydırıcılık önlemleri vurgulanıyordu.

İTTİFAKLARA KOŞULSUZ DESTEK YOK

Biden yönetimindeki belgede NATO, QUAD, Asya-Pasifik ortakları gibi çok taraflı ittifakları güçlendirme ve ortak caydırıcılık stratejileri ön plandaydı.

Yeni belgede ise ittifaklara yaklaşım daha şartlı ve işlevsel. Belgede Avrupa iç siyasetine ve savunmada yük paylaşımına eleştiriler var. Strateji, “müttefiklerden daha fazla sorumluluk” talep ediyor.

BATI YARIMKÜRE’YE ODAKLANMA

Ayrıca belge Batı Yarımküre’ye ağırlık veriyor - bu da Avrupa’ya gösterilen önemin azaltıldığı yorumlarını doğuruyor. Bazı yorumcular, stratejinin ittifakları daha çok ekonomik-milli çıkarlar temelinde yeniden tanımladığını belirtiyor.

Strateji, Batı Yarımküre’nin güvenliğini önceleyen (yeniden odaklanma) bir yönelimi açıkça ortaya koyuyor. Bu “Modern Monroe Doktrini/Trump Corollary” diye tanımlanıyor.

Belgede, “Yıllarca ihmal edildikten sonra, Amerika Birleşik Devletleri, Batı Yarımküre’deki Amerikan üstünlüğünü yeniden tesis etmek ve vatanımızı ve bölgedeki önemli coğrafyalara erişimimizi korumak için Monroe Doktrini’ni yeniden yürürlüğe koyacak ve uygulayacaktır.” ifadelerine yer veriliyor.

Ayrıca küresel askeri konuşlandırmalarda daha seçici davranılacağı, bölgesel ortaklıklara dayanılacağı mesajı var. Bu, Çin’e veya Rusya’ya karşı küresel askeri baskıyı bölebilir.

ALMANYA’DAN BELGEYE SERT TEPKİ

Ulusal Güvenlik Stratejisi’nin bir paragrafında Almanya eleştirisi bulunuyor. Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, belgede kendilerine yönelik ifadelere tepki göstererek, ifade özgürlüğü gibi konularda kimsenin tavsiyesine ihtiyaçları olmadığını söyledi.

Ukrayna savaşının Almanya’nın bağımlılıklarını artırdığı belirtilen belgede, “Bugün, Alman kimya şirketleri, kendi ülkelerinde elde edemedikleri Rus gazını kullanarak Çin’de dünyanın en büyük işleme tesislerinden bazılarını inşa ediyorlar. Trump yönetimi, istikrarsız azınlık hükümetlerinde yer alan ve çoğu muhalefeti bastırmak için demokrasinin temel ilkelerini çiğneyen, savaşa ilişkin gerçekçi olmayan beklentilere sahip Avrupalı yetkililerle çatışmaktadır. Avrupa’nın büyük çoğunluğu barış istemektedir, ancak bu istek, büyük ölçüde bu hükümetlerin demokratik süreçleri baltalaması nedeniyle politikaya yansımamaktadır. Bu durum, Avrupa devletleri siyasi krizin içinde sıkışıp kalırsa kendilerini reform edemeyecekleri için, ABD için stratejik olarak önemlidir.” ifadeleri yer alıyor.

‘TAVSİYEYE İHTİYACIMIZ YOK’

ABD’nin yeni stratejisini tüm yönleriyle kapsamlı bir şekilde değerlendireceklerini belirten Wadephul, ABD’nin en önemli müttefiklerinden biri olduğunu ancak bu ittifakın öncelikli olarak savunma ve güvenlik politikası konularını ele almaya odaklandığını ifade etti.

Wadephul, şunları kaydetti:

“Elbette bu aynı zamanda bir değerler ittifakıdır ve bu nedenle başka konular da tartışılabilir. Ancak ifade özgürlüğü veya en azından Federal Almanya Cumhuriyeti’nde özgür toplumlarımızın örgütlenmesi konularının bu ittifaka ait olmadığına inanıyorum. Ayrıca, bu konularda kimsenin bize tavsiyede bulunmasına gerek olduğuna da inanmıyoruz.”

Donald Trump ABD