Türk bilim insanlarından tıpta ‘mikro’ devrim
Koç Üniversitesi'nde geliştirilen yapay mikro tüy teknolojisi, biyomedikal cihazlarda yeni bir dönemin kapısını araladı. İnsan vücudunun doğal temizlik sisteminden ilham alan çalışma, dünyanın en prestijli bilim dergilerinden Nature’da yayımlandı.
İnsan vücudunun doğal savunma ve temizlik mekanizmaları, Türk bilim insanlarının geliştirdiği yeni teknolojiyle geleceğin tıbbi cihazlarına dönüştü. Araştırmada, insan vücudunda hayati görev üstlenen mikroskobik tüylerden (cilia) ilham alındı.
Araştırmada, akciğerlerde havayı temizleyen ve hücreler arası sıvı akışını yöneten doğal mikro tüylerin çalışma sistemi laboratuvar ortamında yeniden tasarlandı. Hidrojel tabanlı sentetik malzemelerden üretilen yapay mikro tüylerin, düşük voltajlı elektriksel uyarılarla gerçek biyolojik sistemler gibi hareket edebildiği belirtildi.
‘TIPTA YENİ NESİL AKILLI SİSTEMLER’
Geliştirilen sistemin özellikle biyomedikal cihazlarda “beyin” görevi üstlenmesi hedefleniyor. Çalışmanın sağlık teknolojilerine etkisini değerlendiren Prof. Dr. Metin Sitti, şöyle konuştu:
“İnsan vücudundaki doğal mikro tüylerin sıvıları yönlendirme ve yabancı maddeleri uzaklaştırma prensibini mühendislik yöntemlerine uyarladık. Bu teknoloji sayesinde hastalıkların teşhisinde kullanılan tanı çiplerini çok daha hareketli ve aktif sistemlere dönüştürebileceğiz. Özellikle biyomedikal cihazlarda sıvıların ve nesnelerin hassas kontrolü, tanı ve tedavi süreçlerini bir sonraki evreye taşıyacak.”
TÜP BEBEKTEN GİYİLEBİLİR TEKNOLOJİYE
Teknolojinin kullanım alanının yalnızca teşhis sistemleriyle sınırlı olmadığına dikkat çeken Sitti, mikro tüy mekanizmasının üreme teknolojilerinde de yeni imkanlar sunacağını söyledi.
Doğal döllenme sisteminin de benzer mikro yapılarla çalıştığını belirten Sitti, “Döllenmenin çok daha doğal ve sağlıklı şekilde gerçekleşmesini sağlayacak yeni nesil sıvı çip sistemleri yaratabileceğiz.” ifadelerini kullandı.
Yeni teknolojinin, vücut içine yerleştirilen implantlardan akıllı giyilebilir sistemlere kadar geniş bir kullanım alanına sahip olacağı kaydedildi.
‘TÜRKİYE MİKRO TEKNOLOJİ MERKEZİ OLABİLİR’
Çalışmanın Türkiye açısından stratejik bir kırılma noktası olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Metin Sitti, üniversitelerin mikro-nano üretim kapasitesinin artık somut ürünlere dönüşmeye başladığını ifade etti.
Sitti, “Doğru yatırımlarla Türkiye, mikro teknoloji alanında dünyanın sayılı merkezlerinden biri haline gelebilir. Yetiştirdiğimiz doktora öğrencileriyle birlikte bu teknolojiyi katma değeri yüksek cihazlara dönüştürecek ve tüm dünyaya yayacağız.” dedi.