Türk sanayisi eriyor
Sanayicinin uyardığı tehlike TÜİK verilerine de yansıdı. 2026’nın ilk çeyreğinde sanayi yüzde 0,8 daraldı, büyüme yavaşladı.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), bu yılın ilk çeyreğine (ocak-mart dönemi) ilişkin Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYH) sonuçlarını açıkladı. Buna göre yılın ilk çeyreğinde Türkiye ekonomisi, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 2,5, bir önceki çeyreğe göre ise yüzde 0,1 büyüdü. Çeyreklik bazdaki büyümenin yavaşlaması ve ekonomik durgunluk seviyesine yaklaşması dikkat çekti. Bir önceki dönemde büyüme oranı yıllık bazda yüzde 3,4, çeyreklik bazda yüzde 0,4’tü.
Üretim yöntemine göre cari fiyatlarla GSYH tahmini, yılın birinci çeyreğinde geçen yılın aynı çeyreğine göre yüzde 35,7 artarak 16 trilyon 999 milyar 977 milyon lira oldu. GSYH’nin birinci çeyrek değeri cari fiyatlarla ABD doları bazında 389 milyar 598 milyon olarak gerçekleşti.
EN YÜKSEK BÜYÜME HİZMETTE
GSYH’yi oluşturan faaliyetler incelendiğinde, sanayi sektörünün daraldığı görüldü. Yılın birinci çeyreğinde geçen yıla göre sanayi yüzde 0,8 zayıfladı. En yüksek büyüme yüzde 9,5 ile bilgi ve iletişim faaliyetlerinde olurken, diğer hizmet faaliyetleri yüzde 5,2, tarım sektörü yüzde 4,6, ticaret, ulaştırma, konaklama ve yiyecek hizmetleri yüzde 3,7, finans ve sigorta faaliyetleri yüzde 3,5, inşaat sektörü yüzde 3,2, gayrimenkul faaliyetleri yüzde 3, ürün üzerindeki vergiler eksi sübvansiyonlar yüzde 2, mesleki, idari ve destek hizmet faaliyetleri yüzde 1,9 ve kamu yönetimi, eğitim, insan sağlığı ve sosyal hizmet faaliyetleri yüzde 1,8 büyüme gösterdi.
Büyümeye en çok katma yine tüketim harcamalarından gelirken, ihracatta sert azalış ve büyümeye olumsuz katkı belirlendi.
Yerleşik hane halklarının tüketim harcamaları, yılın birinci çeyreğinde geçen yılın aynı çeyreğine göre yüzde 4,8 yükseldi. Devletin nihai tüketim harcamaları yüzde 2,1, gayrisafi sabit sermaye oluşumu da yüzde 3 artış kaydetti.
Mal ve hizmet ihracatı, yılın birinci çeyreğinde geçen yılın aynı çeyreğine göre zincirlenmiş hacim endeksi olarak yüzde 12,7, mal ve hizmet ithalatı ise yüzde 2 azaldı.
İŞ GÜCÜ ÖDEMELERİNDE ARTIK YÜZDE 35
İş gücü ödemeleri, söz konusu dönemde yüzde 35,9, net işletme artığı/karma gelir yüzde 34,4 artış gösterdi.
İş gücü ödemelerinin cari fiyatlarla gayrisafi katma değer içerisindeki payı, geçen yılın birinci çeyreğinde yüzde 42,7 iken bu oran bu yılın aynı döneminde değişim göstermedi. Net işletme artığı/karma gelirin payı da yüzde 36,3 iken ilk çeyrekte yüzde 35,8 olarak belirlendi.
‘Bizim için önemli olan büyümenin hangi sektörden geldiği’
Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Seyit Ardıç, 2026 yılı birinci çeyrek büyüme verilerini değerlendirdi. “Sanayicilerimizden aldığımız ivme kaybı sinyalini büyüme verileri teyit etti.” ifadelerini kullanan Ardıç, şöyle devam etti:
“Bizim için önemli olan ekonominin ne kadar büyüdüğü kadar, bu büyümeyi hangi sektörlerin gerçekleştirdiğidir. Sanayinin yüzde 0,8 daralması; büyümenin kalitesi, üretim kapasitesi ve orta vadeli rekabet gücü açısından önemli bir uyarıdır. 2025 yılının ikinci ve üçüncü çeyreklerinde sanayi sektörü büyümeye güçlü katkı vermiş, ancak yılın son çeyreğinde yüzde 0,9’a kadar gerilemişti. 2026’nın ilk çeyreğinde ise sanayi üretimi yüzde 0,8’lik daralmayla büyümeyi aşağıya çekti.
“Diğer taraftan 2025 yılı üçüncü çeyreğinde yüzde 11,5, dördüncü çeyrekte ise yüzde 5,4 olan gayrisafi sabit sermaye oluşumundaki büyümenin 2026 ilk çeyrekte yüzde 3 seviyesine gerilediğini görüyoruz. Bu düşüş sanayicinin yatırım iştahındaki gerilemeyi gözle görülür hale getiriyor. Yatırım yavaşlaması özellikle sermaye malı üreten sanayi kollarını da önemli ölçüde etkiliyor.
DIŞ TİCARETTE SERT KIRILMA
“Büyüme rakamlarında asıl sert kırılma ise dış ticaret tarafında yaşanıyor. Mal ve hizmet ihracatındaki yüzde 12,7 daralma çok güçlü bir negatif sinyal veriyor. Dış talepteki zayıflama, kur-maliyet dengesi, jeopolitik/lojistik baskılar ve enerji fiyatlarındaki artışın ihracatımız üzerinde ciddi baskı yarattığını gösteriyor. İthalattaki azalmanın ihracata göre çok düşük gerçekleşmesi, önümüzdeki dönemde hem büyümenin ivmesinin zayıflamasına hem de cari işlemler açığının yükselmesine neden olabilecektir.
“Önümüzdeki dönemde ekonomi politikalarının temel önceliği, fiyat istikrarı hedefiyle üretim kapasitesini koruyan bir dengeyi aynı anda kurmak olmalıdır. Dezenflasyon süreci elbette önemlidir; ancak bu süreç reel sektörü zayıflatmamalı, üretim iştahını kırmamalı ve yatırım kararlarının ertelenmesine neden olmamalıdır. Fiyat istikrarı ile üretim ekonomisi birbirinin alternatifi değil, tamamlayıcısıdır.”
‘Ekonominin amiral gemisi küçülüyor’
Büyüme verilerini değerlendiren Plastik Sanayicileri Federasyonu (PLASFED) Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Karadeniz, şunları söyledi:
“Türkiye ekonomisinin 2026 yılının ilk çeyreğinde yüzde 2,5 büyümesi, ekonominin direnç göstermeye devam ettiğini ortaya koyuyor. Ancak büyüme rakamlarının detaylarına baktığımızda, sanayi sektörünün yüzde 0,8 daralmış olması dikkatle değerlendirilmesi gereken önemli bir gelişmedir.
“Sanayi yalnızca bir sektör değil, ekonominin amiral gemisidir. Üretimin, ihracatın, istihdamın ve teknolojik dönüşümün merkezinde yer alan sanayi; ekonomideki tüm çarkların dönmesini sağlayan temel güçtür. Bu nedenle sanayide yaşanan her yavaşlama, orta ve uzun vadede büyüme performansını da doğrudan etkiler.
“Bugün sanayiciler yüksek finansman maliyetleri, krediye erişim sorunları, artan enerji giderleri ve küresel talepteki yavaşlama gibi önemli zorluklarla mücadele ediyor. Buna rağmen üretmeye, yatırım yapmaya ve istihdam oluşturmaya devam ediyorlar. Ancak üretimin sürdürülebilirliği için sanayiyi destekleyen politikaların daha da güçlendirilmesi gerekiyor.”
‘Üretimi önceleyen model ortaya koymalıyız’
Türkiye Ayakkabı Sanayicileri Derneği (TASD) Başkanı Berke İçten, Türkiye’nin daha fazla zaman kaybetmeden sanayiyi ve üretimi öncelikleyen bir modeli ortaya koyması gerektiğini söyledi. İlk çeyrek büyüme rakamlarını değerlendiren İçten, açıklamasında şu görüşlere yer verdi:
“Son üç dört yıldır özellikle imalat sanayinin daraldığı bir dönemden geçiyoruz. Ayakkabı bu süreçte en fazla kan kaybeden sektörlerin başında yer alıyor. 2023’ten bu yana yüzlerce fabrikamız ve atölyemiz kapanırken, en az 100 bin istihdam kaybı yaşadık. Oysa biz sanayi üretimini ekonomik bağımsızlığın ve ulusal güvenliğin bir unsuru, her fabrikayı ülkemiz için bir kale olarak görüyoruz. İlk çeyrekteki yüzde 2,5’lik büyümeye sanayinin ve ihracatın eksi yönde etki yaptığını görüyoruz. Dolayısıyla bizim artık ülke olarak bir konuda karar vermemiz gerekiyor: Biz imalat sanayinde üretime devam etmek istiyor muyuz, istemiyor muyuz? Ülkemizde imalat sanayimiz her geçen yıl biraz daha fazla güç kaybediyor. Çin’de işletmeler yılda 330-340 gün mesai yaparken biz 240 gün çalışıyoruz. Yani bizden zaten yüzde 30-40 daha fazla çalışan bir ülkenin rekabetiyle karşı karşıyayız. Dolayısıyla bir an önce üretimi öncelikleyen bir modeli ortaya koymamız lazım.”