Türkçeyle vatanımı armağan ettiler!
Hepimiz, ister kendi çocuğumuz, ister torunumuz, yeğenimiz, komşu çocuğu olsun, çocuklarla Türkçe konuşabiliriz, konuşmayanı uyarabiliriz. Türkçeyi yaşatma mücadelesi Avrupalı Türklerin yaşam mücadelesidir. Çünkü: Türkçe vatandır, Türkçe vatandır, Türkçe vatandır!
(Vatan Partisi Almanya Kurultayı’nda yaptığı konuşma)
Ben 1982 Frankfurt doğumluyum. Türkiye’de büyümedim, Türkiye’de yaşamadım, orada okumadım. Burada doğan çocuklar ister istemez belli bir yaştan itibaren Almancaya daha meyilli oluyor, ben de öyleydim. Ancak evde Almanca konuşmaya kalktığımda babam beni “Benimle niye Almanca konuşuyorsun? Ben Alman mıyım?” diyerek azarlardı. Ve babam bu tavrında her zaman inatla ısrar etti. Bin defa Almanca cümle kurduysam, bin defa babamdan aynı tepkiyi almışımdır…
HAYIRLI AZAR
Ancak bu bence belki de ömrümdeki en hayırlı azar olmuştur. Dışarıdayken, -burada doğan her çocukta olduğu gibi- bende de Almanca ön planda olduysa da aile ortamında, büyüklerin yanında tek geçerli dil her zaman Türkçeydi.
Anaların, babaların hakkı zaten ödenmez, o ayrı mesele. Fakat ben anneme, babama bu bilince sahip oldukları için özellikle minnettarım. Onlar bana Türkçeyle bir dili değil, bir vatanı, vatanımı armağan ettiler. TGB’ye katılmadan evvel Türkçe olarak yazdığım tek şey cep telefonu mesajı veya alışveriş listesi gibi alelade şeylerdi.
Şimdi makale yazıyorsam, bu kürsüden konuşuyorsam, Vatan Partiliysem, bunların hepsi babamın o azarında saklı olan kültürel bilincin sayesindedir.
TÜRKÇE KONUŞAMAYAN ÇOCUKLAR
Bugün Türk çocuklarına baktığımızda son derece tehlikeli bir gidişatı gözlemleyebiliriz. Eskiden kötü veya kırık Türkçe konuşan çocuklara ve gençlere üzülürdüm. Ancak artık tek bir kelime Türkçe konuşamayan o kadar çok çocuk var ki, kötü Türkçe konuşan çocuklara “Buna da şükür!” diyecek hale geldik. Çalıştığım okullarda suratlarından Anadolu fışkıran çocuklar, “Türküm!” diye bağıran yüzler, tek bir kelime Türkçe konuşamıyor. Bunlar eskiden yok muydu? Vardı, ama nadirdi ve Türkçe konuşamayan bir Türkle karşılaştığımızda hayrete düşerdik. Ancak artık bu sıra dışı olmaktan çıktı, çok olağan bir olgu olarak karşımıza çıkıyor. Gözlerimizin önünde Türkçeden ve sonuç itibarıyla Türklükten kopan yeni nesiller yetişmekte. Ben, benimle Türkçe bir çift kelam edemeyen her insanımın üzüntüsünü, acısını yüreğimde hissediyorum. Çünkü bunların her biri milletçe kaybettiğimiz bir insandır. Ben bundan daha kötü bir şey düşünemiyorum. Dünyanın en büyük milletlerinden birinin evladı olacaksınız ve kendi kültürünüzü göz göre göre yitireceksiniz. O insanlar burada üniversite okuyabilir, başarılı olabilir, kariyer yapabilir. Açıkçası bu beni hiç ilgilendirmiyor. İnsanın kimliğini, benliğini, yani özünü kaybetmesinden daha acı ne olabilir? Özünü yitirmiş bir insan kariyer yapsa, dünyanın parasını kazansa ne değeri var?
TÜRKÇE VATANDIR
Gurbette Türkçeyi diri tutma ve yaşatma mücadelesi önümüzdeki en yakıcı ve birincil görevlerin arasındadır. Çünkü Türkçe vatandır! Bu mücadelede büyük eksiklikler görüyorum ve bu mücadeleyi doğru strateji etrafında örgütleme kabiliyetine sahip yegane güç Vatan Partisi‘dir.
Almanya’da Türkçeye sahip çıkma mücadelesi anadil eğitimi eksenine sıkışıp kalmış durumda. Hiç şüphesiz buradaki çocukların Türkçe derslerine katılımı için mücadele edilmeli. Türkçenin seçmeli ders olarak statü kazanması da elbette fevkalade olur. Ancak sorun anadil dersleri değil, çözüm de anadil dersleri değil. Esas ile tali olanı net bir şekilde ayırmamız lazım. Toplumsal dönüşüme gözümüzü kapayıp, gidişatın haftada bir iki saatlik bir Türkçe dersiyle düzeltilebileceğini zannetmek hayalperestliktir.
Çevremize bakalım. Herkes çocuklarıyla Almanca konuşur oldu. Babaannem yaşında kadınlar bile torunlarıyla Almanca konuşuyor. Türkçe buradaki Türklerin arasında geçerli dil ve aile içi kullanılan dil olma özelliğini hızla yitirmektedir. Bakın arkadaşlar, anadil derslerinin sürekli mevzi kaybetmesinde, evet, Alman devletinin önümüze koyduğu engellerin falan da bir payı var. Ancak esas sorun bu değil: Türkçe öğretmenleri ve bu alanda mücadele verenler akıntıya kürek çektikleri için başarılı olamıyorlar. Almanya Türk toplumunda müthiş bir bilinç eksikliği var. Türkçeye ve Türk kültürüne yabancılaşmış bir hayat pratiği içerisinde büyüyen çocukları zorla bile Türkçe dersine yollayamazsınız, yollasanız da randıman alamazsınız. Türk toplumu olarak, arabayı atın önüne koşmaya çalışıyoruz…
YANLIŞ EĞİLİM
Çocuklarla Almanca konuşulması yalnız Türklerde gözlemleyebileceğimiz bir olgu değil, diğer yabancılarda da aynı şeyi her gün görebiliriz. Daha henüz okul çağına bile erişmemiş çocuklarla Almanca konuşuluyor. Bunun birçok sebebi var: Biri kolaycılık. Diğeri, Almanca konuşan büyüklerin kendilerini gençlere daha yakın, daha modern, daha “cool” hissetmeleri. Ama bunların yanı sıra şüphesiz insanlar doğru bir şey yaptıklarını zannediyorlar. Varsayım şu: Çocuğum istikbali için iyi Almanca bilmesi gerekiyor, o zaman ben de onunla Almanca konuşayım.
Buradaki yanılgı şurada: Türkiye’den gelme kuşağın tam aksine burada doğan kuşakların Almanca öğrenme diye bir sıkıntısı yok. Çocuğun kendi ailesinde anadiliyle büyümesinin gelişimine zararı değil, aksine yararı vardır. Ha, diyeceksiniz burada doğup büyüyen ve kendini Almanca ifade etmekte zorluk çeken çok sayıda yabancı genç yok mu? Çok var ancak sorun kendi anadillerini konuştukları için Almancalarının kıt olması değil. Kelime hazinesi 200 kelimeyi geçmeyen bu gençlerin o hallerinin sebebi okuma kültürünün olmaması, yozlaşmış, lümpen bir alt sınıf kültürüyle yetişmeleri. Öyle gençlere dikkat edin: Kendilerini Türkçe olarak da iyi ifade edemezler. Sistem kendini hiçbir dilde ifade etmesini bilmeyen kaba bir insan tipini üretmektedir. Yani sorun gençlerin çok iyi Türkçe konuştukları için Almancalarının yetersiz olması değil… Bizim önümüze koymamız gereken iş, toplumda farkındalık yaratmak. Mücadelenin merkezine de Türkçe derslerini değil, Türkçenin yeniden aile dili olmasını koymamız gerekiyor. Babamda tarif ettiğim o bilinci Almanya’daki Türk toplumu son 20 yılda önemli ölçüde yitirdi. Bu körelmiş bilinci yeniden canlandırmak Almanya’da Türklüğün varlık meselesidir. Bu savaşı kazanmazsak Almanya’da Türklüğün geleceği yok... Öyleyse çaresi yok, bu mücadeleyi vereceğiz ve kazanacağız!
TÜRKÇE KONUŞMA SEFERBERLİĞİ
Vatan Partisi olarak Türkçe mücadelesi bağlamında yapabileceğimiz çok şey var. Esas itibarıyla “Türkçe vatandır!” sloganıyla bu konuda bir seferberlik kampanyası başlatacağız.
Konuşma süresini göz önünde bulundurarak Parti olarak yapmamız gerekenleri burada anlatmıyorum. Ancak hepimizin kendi hayatımızda yapabileceği çok basit şeyler var: En basitinden başlıyorum. Ben tramvayda, sokakta, nerede olursa olsun, ne zaman çocuğuyla Türkçe konuşan bir anne veya baba görsem, onları tebrik ediyorum, yaptıkları şeyin ne kadar doğru ve önemli olduğunu söylüyorum. Bu kadar basit. Birçoğumuza daha az basit gelecek, ikinci bir şey yapabiliriz: Çocukların eline cep telefonu ve tablet vermeyelim. O dijital cihazların kişilik gelişimine verdiği türlü zararların yanı sıra bu aletlerin kültürel yabancılaşmanın başlıca aracı olduğunu bilmemiz gerekir. Üçüncü yapabileceğimiz şey: Hepimiz, ister kendi çocuğumuz, ister torunumuz, yeğenimiz, komşu çocuğu olsun, çocuklarla Türkçe konuşabiliriz, konuşmayanı uyarabiliriz. Türkçeyi yaşatma mücadelesi Avrupalı Türklerin yaşam mücadelesidir. Çünkü Türkçe vatandır, Türkçe vatandır, Türkçe vatandır! Tüm mücadele arkadaşlarımı vatan mücadelesine davet ediyorum. Sağ olun, var olun.